Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Zoru kolay eylemek....

05 Ağustos 2011, Cuma - 15:32
Şu anda sokağa çıksak ve sokakta yürüyen insanlara “Hayat bir mücadele mi ?” diye sorsak birçoğu bu soruya evet cevabını verecektir. Ya da siz okuyuculara şu anda aynı soruyu sorsam fazla düşünmeden evet deme ihtimalinizin yüksek olduğunu düşünüyorum. İnsan yaşamının iniş çıkışlarla dolu bir deneyim olduğu çoğu kişinin bildiği ama kabullenmekte zorlandığı bir gerçektir.
Eflatun “Şefkatli ol. Karşılaştığın herkes zor bir mücadele veriyor” sözüyle bu duruma ışık tutmuştur. Bu sözü karşılaştığım insanlarla iletişim halindeyken hep hatırlarım. Aslında yaşamımıza farklı şekillerde giren insanlar çok çeşitli mücadeleler vermektedir. Ancak kendi mücadelemize o kadar odaklanmışsızdır ki çoğu zaman diğer insanları görmezden geliriz. Ve bu da aslında kendi hayatlarımızla başa çıkamadığımız zamanlarda daha çok ortaya çıkar. Bazen o kadar çok iniş çıkış bir arada yaşanır ki çok kuvvetli bir kasırgada sürükleniyor gibi hissederiz. Kendi mücadelemizi vermekten diğer insanlara fazla odaklanamayız.
Bu konuda yapabileceğimiz ilk şey Eflatun’un dediği gibi şefkatli olmak ve o kişilere biraz daha anlayış göstermektir. Bunu yapabildiğiniz zaman karşılaştığınız insanlardan da aynı hoşgörüyü görme ihtimalinizi yükselir. Bunun sebebi bütün ilişkilerde karşılıklı bir enerji aktarımı olmasından kaynaklanır. Kişi, karşısındaki insan tarafından anlaşıldığını hissettiğinde doğal olarak daha anlayışlı davranmaya başlar. Tam tersi olduğunda da doğal bir savunma mekanizması geliştirerek kendini o kişiden korumak için anlayışsız olabilir.
Evet, hayatın bir mücadele olduğu söylenebilir ancak bu durumu dönüştürme gücü de bizim elimizdedir. Ne yaşarsanız yaşayın, hangi durumda olursanız olun gerçek varlığınızın bu mücadeleden etkilenmediğini fark ettiğinizde mücadele sona erer.  Adyashanti mücadelenin sonunu şu şekilde açıklar:
“Mücadeleyi sona erdirmiyoruz. Amacımız bundan sonra mücadeleyi bitirmek değil. Sadece fark ettiğimiz, şu anda, mücadele vermeyen, kızgın olmayan, bir yere ulaşmaya çalışmayan çok farklı bir bilinç boyutun var olduğu. Bunu açıkça bedeninizde hissedebilirsiniz. Mücadele etmemenin yolunu düşünemezsiniz. Mücadelenizi durdurabilecek üç seçenekli bir plan yok. Bu gerçekte tek seçenekli bir plan: Huzurun, mücadelenin sonunun şu anda burada olduğunu fark edin. Yöntem, öyleyse fark etmek. Zihniniz karışık da olsa şu anda bir huzurun olduğunu fark ediyoruz. Şu anda huzuru hissetseniz bile, zihin ondan uzaklaşmaya o kadar şartlanmıştır ki içinizde huzurun var olduğu gerçeği konusunda tartışmaya çalışacaktır: ‘Henüz huzurlu olamam çünkü şunu, bunu yapmam lazım, ya da bu soru henüz cevaplanmadı. Ya da o, bu benden özür dilemedi.’ Egosal zihnin, huzurlu olmanız için bir şeyin olması lazım, bir şeyin değişmesi lazım diye dayatabileceği çok çeşitli yollar var.  Ama bu, zihnin hayallerinin bir parçasıdır. Hepimize gerçek huzuru ve özgürlüğü deneyimlemek için bir şeylerin değişmesi gerektiği öğretildi. Bir an için bunun doğru olmadığını hayal edin. Doğru olduğuna inanmanıza rağmen, tek bir an için bunu hayal edin: Huzuru ve mutluluğu bulmak için mücadele etmeniz, çaba sarf etmeniz gerekmeseydi nasıl olurdu? Şu anda bu nasıl hissettirirdi? Ve kendinize tek bir an ayırıp, sessiz olmak için izin verin huzurun ve sakinliğin şu anda içinizde olup olmadığına bakın”.