Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Yutkundum sustum...

21 Kasım 2015, Cumartesi - 11:11
Babam gürledi.
“Oyunu bırak da, yemeğini ye!.”
İki fasulyeyi aynı anda çatala taktım,ağzıma atıp çiğnemeye başladım.
“Oyun oynamıyorum, karnım tok, canım istemiyor” dedim.
Babam, “ağzında lokma varken konuşma!” diyerek bir daha gürledi.
Konuşmamam gereken ne çok yer, yanlarında konuşmam gereken ne çok insan vardı.
Babam haberleri dinliyordu.
Haberler günün bilançosunu veriyordu.
“Dört cinayet, iki tecavüz, üç hırsızlık, bir canlı bomba eylemi…”
“Ne çok insan ölüyor,” diyecek oldum.
Babam bir kez daha gürledi.
“Ağzında lokma varken konuşulmaz, sus!”
Haberlerler, ölenlerin bilançosunu vermeye devam ediyordu. 
“Üç kedi, iki köpek, bir kuş.” 
Hayvanlara da yazık ama diyecek oldum.
Babam yine gürledi.
“Büyüklerin yanında çocuklara laf düşmez.Sus!”
Haberler bir türlü bitmiyordu.
“İki çocuk, üç çocuk, beş çocuk, çocuklar ölüyor.”
Yutkundum, sustum.
Babam kanal değiştirdi.
Bu defa başka şeyler söylüyordu televizyon. 
“Allaha Şükür, memleketimiz huzur ve refah içinde, ekonomi iyiye gidiyor, artık borcumuz yok, ihracat arttı, terör bitti, insanlar, hayvanlar ölmüyor...
Ve çocuklar, artık çocuklar bile ölmüyor.
O an anladım ki, ülkedeki, hatta dünyadaki tüm kötülükler, ben konuştuğumdan oluyormuş, çocuklar konuştuğundan oluyormuş meğerse.
Aferin dedi babam,
“Böyle terbiyeli, sessiz ol işte.”
Yeter ki kimse ölmesin, çocuklar ölmesin dedim, ben susarım, biz susarız.