Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Yürek zenginliği...

30 Haziran 2012, Cumartesi - 01:47
O gün, adadan Bostancıya geçtim. Kendime bir gün ayırdım. Ufak tefek de olsa yapılacak işlerim vardı. Biraz alış-veriş, biraz iş-güç derken kendimi bir Café’de buldum. O gün, zihnim yorgun, halim durgun ama dinlenebileceğim bir yer var, biliyorum ve o ziyaretten sonra bir nebze olsun hafifleyeceğimden eminim.

Yağmur çiseliyor ve rüzgâr yüzümü okşuyor. Rüzgârı severim. Cep telefonumun sesi ile irkiliyorum. Nerede bu telefon? Paketlerimi yere koyup çantamdan feryat eden cep telefonumu aradım. Tahminimce falanca arıyor beni ama hayır o değil de filanca niçin arar ki beni? Arabaların sesinden kaçıp bir bahçenin kapısına sığındım. Evet, hayır, tabii, elbette dedikten sonra telefonumu çantaya atıp paketlerimi toparlayıp ziyaret edeceğim yere koştum. Şöyle bir yerleştim, elim telefonuma kaydı, mesajları yoklayayım derken “Eyvah! Telefonum Yok” Biri mi yokladı beni? “Yandım, ATM’den para da çekmiştim” Eh, korktuğum başıma gelmedi, para yerinde duruyor. Yani, biri elini çantama attı da yalnız telefonumu mu aldı? Ben mi telefonu düşürdüm? Olamaz, sesini duyardım çünkü. Allah kahretsin. Telefon numaraları, iş bağlantılarım, eşi dostu aramam da gerekiyordu, ya beni arayanlar! Seslerini duymaya alıştığım kişiler var, elbette ki kızım da merak edecek. Yahu ne oldu bu telefona?
İşimi acele bitirmeye çalıştım ve evime döndüm. Gereken yerlere de gereken haberi yolladım.

                      Yarım saat sonra kızım aradı : “Mama, telefonun bulundu”
Nasıl şaşırdım, nasıl dondum kaldım size anlatamam. Toparlamak ve toparlanmak zaman alacaktı. Bende de boşa akıtacak zaman yok.
                       Demek insanlık ölmemiş, hala umut var.

Ben, bir de cepten internete bağlanmak istemedim dolayısıyla son model bir telefonum yok fakat bulan kişi telefonumu rahatlıkla kullanabilirdi, uğraş verip beni bulmayabilirdi.
                       Artık bu tür davranışta bulunan  kaç kişi kaldı ki bu dünyada söyler misiniz?
Tek taş yüzüğümü kaybettim, nasıl olduysa? Geri gelmedi.
Altın bileziğimi kaybettim o da geri gelmedi.
Telefonum ise belli ki çantama gireceğine, yere düşmüş.

Yaşadığım bu olay çevremde de şaşkınlık yarattı. Herkes güzel davranışlar görmekten o kadar umutlarını kesmişler ki inanmayanlar, inanamayanlar oldu. Aslında, olan, olması gerekenden farklı bir şey değildi.

Az da olsa paraya tenezzül etmeyen, onurlu ve dürüstlüğü görev olarak üstlenen kişi, eğer gündelik rızkını çıkarmaya çalıştığı bir işte çalışıyorsa, benim için bu örnek davranışı daha da önem kazanıyor.

Para önemli değil mi? Önemli.
Mal, mülk önemli değil mi? Önemli.
Fakat maddiyat kişiye hükmettiğinde, insan onun kıskacında, onun emrinde, o hesapta, o kitapta, onun çizgisinde, onun yönetiminde olduğu zaman, hayatını, aşkını, mutluluğunu yine onun vereceği emirlere itaat ederek yaşayacaktır.

Yüce Rabbimin bize vereceği değer, yüreğimizin zenginliği kadardır.