Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Yüreğiniz gülücüklerle süslensin..

30 Aralık 2013, Pazartesi - 13:41
Konuşma başlangıcı: Salı
Ben bu 2013 yılını hiç sevmedim. 2012'ye de kırgınlıklarım vardı ama biraz üzse de yerine göre gönlümü alıyordu. Nankör ben, ondan bir an evvel kurtulmak için, aralık ayının son günlerinde yeni yılı iple çeker oldum.
2013'ü karşılayacağımız yılbaşı programını, 82 yaşındaki babaannemiz ( Kızım Özgü’nün babaannesi ) organize etmişti. Yaş ilerledikçe, insan daha çok duygusal oluyor. Dünyaya daha çok misafir görüyor kendini...
Dudakları titreyerek, gözleri dolu dolu ”Seneye yılbaşına belki olmam, yaptıklarımı anarsınız” dedi; İçime akıttım gözyaşlarımı...
Ama çok şükür sağ; yepyeni bir yılı daha kucaklamaya hazır...
Menünün tüm yemeklerini kendi elleriyle hazırladı. Yılbaşı gecesi damağımda kalan en güzel tat, annemin zeytinyağlı dolması ve bol cevizli kabak tatlısıydı.
Saat on ikiye gelmeden birkaç dakika önce, evimizin önündeki denizin kenarında toplandık.
Yeni yıla girerken dileklerimizi kıpır kıpır dalgaların peşine taktık, yıl boyunca şans getirsinler diye...
Deniz, billur sular gibi berraktı, huzur huzur kokuyordu. Yakamozlar, müjdeli günlerin habercisi gibi göz kırpıyorlardı.
Saat on ikiyi vurduğunda havai fişekler, mutluluk yağmurları olarak yağdı başımızdan...
Hepimizin gözlerimizdeki ışıltı, dudaklarımızdaki gülücükler, yeni yıldan umduklarımızın heyecanını taşıyordu.
Eve döndüğümüzde annemin sürpriziyle karşılaştık. Kim bilir kaç senedir tombala oynamamıştım. Bir an çocukluk yıllarımın yılbaşıları geçti gözümün önünden; mızıkçılık yaparak oynadığımız tombalalar...
İnsanların yaşları büyüse de içindeki çocuğun hiç büyümediğinin ispatıydı annem...
Oyunda da en çok mızıkçılığı o yaptı zaten...
Güzel gecemiz hediye faslı ile sonlandı.
Hiç geçmeyeceğini düşündüğümüz upuzun bir 365 güne adım atmıştık, yepyeni bin bir ümitle...
Şimdi bakıyorum da; o geçmeyecek gibi düşündüğümüz upuzun günler ne de çabuk geçip gitti.
Daha dün gibi 2013'e “Merhaba” deyişimiz...
Dünden bugüne geçen zamanda sağlık sorunları, yakın dostların kayıpları, ülkemin sıkıntıları, biri bitmeden diğeri başlayan, yürek yoran dertler, bir “oh” dedirtmedi.
Tabii zaman zaman huzuru bulduğum anlar da oldu . Beni fazlasıyla mutlu eden bir kaç olayı hatırladıkça, tebessüm etmeden yapamıyorum.
Ah bu çocuklar! Ne varsa onlarda var. Onlar, büyüklerin yaşam bağları, sevgilerini biriktirdikleri mutluluk kumbaraları...
Kumbarama attıklarım;
Torunum Derin' in sınıfını başarıyla geçmesi ve karatede çok kısa zamanda sarı kuşak alması, gamzelerimde güller açtırdı.
Yaz tatilinde tanıştığım ikiz kardeşler Ceylan ve Ceyda, sadece Derin'in değil, benim de arkadaşım oldular. Facebook’tan gönderdikleri iltifat dolu mesajları, huzursuz günlerimin huzuruydu; tatilin bitmesini hiç istemedim.
Hele en minik arkadaşım Deniz'le tanıştığım günün yüreğimde ayrı bir yeri var. Birkaç saatlik beraberliğimizde beni öyle çok güldürdü ki, yıl boyu gülemediğim günlerin acısını çıkardık birlikte...
Sadece yüzüm değil, yüreğim de aldı gülücüklerinden nasibini...
Sıkıntılı günlerimde varlıkları ile huzur bulduğum, yaşları küçük ama yürekleri büyük bu kız arkadaşlarımı çok sevdim.
Benim için örmekle bitiremeyeceğim koskocaman bir sevgi yumağı oldular.
Canım her sıkıldığında, mutluluk ilmekleri atıyorum bir bir...
Gelin sizde başlayın şimdiden, yeni yılda sizi sımsıcak sarıp sarmalayacak markası 2014 olan huzur kazakları örmeye…
Noeliniz, yeni yılınız kutlu olsun…