Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Yok "hükmünde" karar...

06 Aralık 2013, Cuma - 00:09
Yanına gelen insanlar oldu adamın.
Hepsi için “Yok hükmünde karar” çıkardı. İnsan dediğine bakmayın siz! Lafın gelişi. Öyle söylenildiği gibi kolay değildir insan olabilmek. Ruhu, onlarınkinden farklı yöne savrulmaya başlayalı hayli zaman olduğundan, bedeninin diğer insanlarla birlikte varlığını devam ettirmesi için sebep kalmamıştı. Erkeği, kadını, evlisi, bekârı, yaşlısı, genci, kısası, uzunu, şişmanı, zayıfı, aldatanı, aldatılanı, akıllısı aptalı… Hiç ayrım yapmadan bir an önce aralarından uzaklaşacaktı.

Öğle saatleriydi. Sabah veya akşam da olabilirdi. Zaman ile işi kalmadığından önemsemedi.  Fabrikadaki odasından içeri sırayla girmeye başladılar.

“Sakıncalı canlı“
En çok o geldi yanına… Çalıştığı fabrikanın sahibi. Geçenlerde genç bir çocuğa hayat felsefesini anlatıyordu. Mutlu olmanın üç temel prensibi;  lezzetli yemekler yemek, iyi bir iş sahibi olmak ve güzel kadınlarla sevişmektir diyordu. Adamın yanıma geldiğinde şeytanı ile yer değiştirmiş göz bebeklerinin üzerini örten pis bakışlarını, kara kalın kalemle çizdi.
Adını, yok hükmündeki canlılar listesinin başköşesine yazdı.
“Aldatan kadın”
Kendisini ölümüne seven kocasını alt paragraftaki onursuz adamla aldatıyordu. Aşk uğruna olsa hafifletici sebep olabilir. Yok. Parasını yiyor adamın. Bu kadın hakkında daha fazla cümle kurmanın gereksiz sarfiyat olduğunu -kursa bile en sonunda çıkarıp atacağını- biliyordu. Kadının karakterinin üzerine büyük bir nokta koyarak karar defterine ekledi. Silindi silinecek karakteri, noktanın altında yok oldu.
“Onursuz adam”
İki gün önce rakı masasında “şerefe” diyerek kadeh kaldırdığı, kendisine iç döken arkadaşının karısı ile yatıyor. Parası var. Onur denilen şeye bir gün ihtiyaç duyarsa, bankadaki parasını çekerek satın alabileceğini sanıyor. Yok hükmündeki kararnameye onun ismi büyük harflerle yazıldı.
“Erkek çocuk”
On yaşında. Kocasını aldatan büyük noktalı kadın ile aldatılan kocadan olma. Şimdilik mutlu. Mutluluğu, farkında olmamasından ileri geliyor.  Böyle giderse, üç beş yıla kalmaz feleğin tekeri ile çelik çomak oynamaya başlar. Felekle girdiği bu oyunun kaybedeni o olacak. Bilmiyor. Karar defterine onun iyiliği için ismini yazdı adam renkli kalemle. Yanına bolca papatya ve kalp resmi yaptı
*
Bugün farklı, bugün güzel olacak demekle farklı ve güzel olmuyor ki gün?
Kamyonların ıslak asfalt üstünde çıkardıkları lastik sesleri var sinir bozan,  gözlerini para hırsı bürümüşler var mide bulandıran, aldatanlar, aldatılanlar, yalanlar, ağlayan çocuklar, felek tarafından çemberine çomak sokulanlar, feleğin çemberine çomak sokabileceğini sananlar ve yaşayarak tüketmesi zor olan koca bir yaşam var isyan ettiren.

Birazdan son yemeğinde kuru fasulye- pilav yiyecek.
Onlar… O bilmezlikten gelenler… O gözleri kör olanlar… Şişmanlar, zayıflar, uzunlar, kısalar,  akıllılar, aptallar… Kuru fasulye pilavın yanında turşuyu çok sevdiğini bilmeyecekler. Sarı dişleri ile sırıtarak yüzüne, turşu bitti diyecekler. Adamın tek derdinin turşu olduğunu düşünüp, delirdiğini sanacaklar.
Yok hükmünde kararnamenin en tepesine kendi ismini yazarak altına imzasını attı.
Hiç titremedi işaret parmağı, düşürdü tetiği.