Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Can AksınCan Aksın

Yıldızlar düştü!

21 Ağustos 2013, Çarşamba - 18:11
Yorgun argın eve gelmişti ve uyuyordu adam. Bir sarsıntıyla uyandı… Deprem mi, fırtına mı vardı bilemiyordu ama her yanı sarsılıyor, sol kolu da acı içerisinde sızlayıp duruyordu. Sanki bir mengene kolundaki etleri koparıyordu.
Uyku sersemi, birden, karısının yüzü beliriverdi gözlerinin önünde. Öfkeden mosmor olmuş, adama bağırıp duruyordu. “Ahlaksız… Kalleş… Terbiyesiz adam.. Bana bunu da mı yapacaktın?”
Gözlerini oğuşturdu, “Ne oluyor yahu, bu nedir şimdi?” diyebildi. Karısı aynı öfke ve aynı hırsla kudurmuş gibi bağırıyordu. “Anlat… Anlat bana biraz önce telefonda konuştuğun ve randevulaştığın kadını anlat, terbiyesiz ahlaksız herif, anlat.”
Adam bir şey anlamamıştı. Çünkü işten gelmiş ve gerçekten çok yorgun olduğu için üç kişilik koltuğa uzanıp uyuya kalmıştı. Kadının öfkesi ise bitmek bilmiyordu.
Adam konuyu anlamak için karısına “hangi kadınla niçin randevulaştığını ve eşinin bundan nasıl haberdar olduğunu” sorup duruyordu.
Cevabını öfke içerisinde de olsa eşinden aldı. Kadınlar, sohbet sırasında, kendi kocalarının ne kadar “evine bağlı” olduğu konusunda iddialaşmışlar. Adamın karısı, “Ben eşime güveniyorum, o beni asla aldatmaz” demiş. Sen misin bu iddialı lafı eden, kadının bir arkadaşı “Ver telefonunu onu hemen ayartıp Taksim’e getireyim” diyerek iddiayı ortaya atıvermiş. Kadın arkadaşının eşi ile “cilveli cilveli” uzun süre konuşup, ertesi gün için Taksim’de randevulaşmalarına tanık olunca, çıldırmış. Böylece, kocasının ne kadar “ahlaksız” olduğunu ve kendisine ilk telefonu açan kadınla buluşmaya kalkıştığını öğrenivermiş.
Adamın ne telefondan, ne de randevudan haberi vardı. Kendinden emin eşine, “Asla böyle bir şey yok. Ben kimseyle ne telefonla konuştum ne de randevulaştım.”
Eşi ikna olmamış. Kendinden emin olan adam, “Belki yanlış numara çevirmiştir. Aç telefonu bir de ben konuşayım. Sesime baksın benimle mi, bir başkasıyla mı konuştu sana söylesin” der.
Telefon açılır ve adam, sesini ilk kez duyduğu bir kadınla konuşur. Kadın “Evet, sizinle konuştum, randevulaştığımızı inkar mı ediyorsun” der. Kadın, aynı iddiayı eşine de aktarır.
Adam şaşkındır. Sonradan kendisine gelir ve eşine sarılr. “Bak canım ben seni seviyorum ve asla seni aldatmadım ve asla böyle bir telefon konuşması yapmadım. Ama bu kadın hem seni sevmiyor, hem de mutluluğunu istemiyor. Seni sevse ve mutluluğunu istese, konuşan ben bile olsam, sana “Aaa! Yanılmışım, konuştuğum  ses bu değildi” demesi gerekirdi. Gerçekten ben böyle bir konuşma yapmadım ve seni çok seviyorum.”
Bu hikaye burada bitti mi?
Bu hikayeler devam edip duruyor. Bazen farklı farklı anlaşılıyor, bazen de “insanın içini acıtan” yorumlara neden oluyor. İşte o zaman, göyüzünde kayan yıldızlar, kayamıyor ve boşluğa düşüp yok oluyorlar.
Biliyorsunuz, ayni dili konuşamayanlar, aynı düşünceyi paylaşamaz...