Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Yıldıza kement atıyorum...

28 Aralık 2012, Cuma - 01:07
Büyük alemin küçük noktası olmak...Biriz türküleri mırılanırken, olabildiğince beraberliğin yanlızlıkla sarmaş dolaşken...Satırları ilmik ilmik işliyorum...Işıkken, karanlığa, dibe vurmuşların sömürüsünde, yoksaymışsan kendini, *ayağa kalkın” diye omuzken, yolculukların hep gidişlere kesilen bilet oluyor...
Gözden düşmüşe, merhametin kolları dolanıyorsa...Bir müddet sonrası, hep aynı finaller yazıyorsan, zalimin hiddetinde suskun kalıyorsun...
Laf söylersen cahile, oluveriyorsun “Aptal”
Kabulün, suskunluğunla ele veriyorsa hiç anlaşılmamazlığın vurgunu yiyip, aniden diplerde dolanıyorsun...
“İmdat” diyecek dermanın kalmayışında, bilinenin çaresizliğin tek kurtarıcısı olmaktan bitapsan...
Enginliğin farkındalığında, sıradışı tutuluşun zavallığıyla hayatı es geçenlere  ad veriyorsan, tükenişlerin yaşarken ölmenin nefes alışında ışığın titrek bir aleve dönüşüveriyor...
Başını dik tutup, gökyüzünün parıldayan yıldızına kement atıyorsun...
Sonrası, iç tüketen ofların, devriminde kendine baş kaldırışların, toplu gösteriminde izleyici oluveriyorum aniden...
Bakıyorum, bakıyorum...
Boşluğu doldurmanın suyu havanda dövmenin çabasında, doğrayıveriyorsun yazılmış senaryoların sayfa dolduran senaryolarını...Hayat yönetmeni kesilen bilgiçlerin, hiç bilmediklerini ilk harften başlayarak anlatmaya...
Davul çalıyorsun, sinek sanıyor...
Her doğrunu yanlış sanıyor...
Kışı yaz, yazı bahar sanıyor...
O halde dur diyorsun dur artık...
Derin bir soluklanmanın sonrası, yine ve yine aynı nakarat tekrarının kulağa çarpışında...
Konuşmak niye...
Tanım kaçış, gerçeğinin resminde...
Biçilen rolün figuran çırağı olmanın ötesine geçmeyişin alkış bekleyişinde...
İsyanlardayım...
Kime demeyin, elbet bir tek kendime...
Sevgi diyişime, hep git diyen gönlüme inat hiç ama hiç gitmeyişime...
Yalın ayak cam üstü yürüyüşümde, akan kana değil gönlümün heba edilişine son noktayı koyuyorum üç noktasız...
Bu kez veda ediyorum, kendi tüm bildiklerime...
Merhaba diyorum, herkesin dediğine...
Haklı ya da haksız artık taşımıyorum...
Yüreksizim...