Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Yakamoz
Cem Yalçın BayerCem Yalçın Bayer

Yeni güne uyanmak...

10 Ocak 2013, Perşembe - 07:34
Geçen sene kırpıp kırpıp yıldız yapalım demiştim giden yılı. Bu senede yapalım isterseniz. Her kes birbirine yeni yıllar diliyor. Durup düşündün dün. Yeni yıl dediğimiz şey adını bizim koyduğumuz, günlerini, haftalarını bizim belirlediğimiz, bizim hükmettiğimiz bir dönem. Gelen bir şey yok aslında. Elbette Dünyanın güneş etrafında dönmesi vb şeyleri söyleyebilirsiniz. Tamam kabul ama ben bundan bahsetmiyorum. Yeni yıl diye bir şey yok aslında tekrar eden bir periyot var sadece.

İnsan psikolojisi hayatı bölümlere ayırmaya ve öyle yaşamayı seviyor. Çünkü o zaman mazeretler üretebiliyor. Ertelenen işler, yapılamayan işler, gelecek yıla bırakılan işler, yarın yaparım denilen işler....

Bir şey değişmiyor. Yeni yılın ilk gününe uyanıp da her şeyin farklı olduğunu gören tek kişi büyük ikramiyeyi kazanan kişi olsa gerek. Onun dışında bir şey değişmiyor.

Sıkıntıda burada. Uyanabildiğiniz her sabah sizin için yeni bir başlangıç. Sağlıkla uyanabildiğimiz her sabah bizim için çok güzel bir başlangıç. Sağlıkla, sevdiklerimizle uyanabildiğimiz her sabah bizim için süper bir başlangıç, sağlıkla, sevdiklerimizle ve kendimizle barışık uyanabildiğiniz her sabah bizim için muhteşem bir başlangıç. Aslında her sabah değil, tüm bunları kapsayan her an ne büyük bir başlangıç. Vücudumuz, doğa, her şey her an oluş içinde. Her an bir şeyler yok olup yerine yeni bir şeyler koyuluyor. Vücudumuzda milyonlarca hücre yok oluyor yerini yeni hücrelere bırakıyor. Biz bir saniye önceki biz olmuyoruz fiziki olarak. Her an oluş halinde bir evrende yaşarken, bir şeyleri değiştirmeyi yeni yıla bırakmak ne kadar dramatik.

İnsanoğlu mazeret arıyor zaman periyotunda. Yeni dönemde, yeni yılda, gelecek Pazartesi, şu tatile çıkıp döneyim de hele bir,  yaz bitsin, kış gelsin, baharın sonunda ilk baharın başında. Hep erteliyoruz, dönemlerin arkasına sığınarak ve tutunarak.

Iskalıyoruz bazı şeyleri fark etmeden, tekrarlıyorum; her an oluş içinde ve değişim halinde olan bir evrenin parçası olarak bu değişimin bir parçası olmamak için ayak diretiyoruz fark etmeden. Ne kadar dramatik değil mi?

Sonra bir sabah aynadaki yüze bakınca, ne zaman bu kadar buruştum ben diyoruz, buruşanın biz değil ruhumuz olduğunu anlamadan.

Hadi, 2013 olmasın yeni başlangıcın sebebi, an olsun, her an.

Sabah uyanabildiğimizde sevdiklerimizle, ne büyük bir lütuf ile karşı karşıya olduğumuzu fark edelim ve güne öyle başlayalım.

2013 en azında  bunu getirmiş olsun bize......