Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Yeni de eskiye özlem...

06 Ocak 2012, Cuma - 10:29
Yeni Yıl mesajını ha yazdım ha yazacağım derkene, baktım ki Ocak ayının 5’ ini bulmuşuz…..
Aralık ayının son günleri ve Ocak ayının başlangıcının bende ki anlamı; bayramlar, yeni yıl, tekrar bayramlar derkene yarım mesaiide, aheste aheste geçen senenin muhasebesini yaparken bir sonraki seneye hazırlanmaktır. Tebrik mesajları, ufak tefek hediyeler ama olmaz ise olmaz arkadaşlar ile yapılan öğleden sonrası kaçamakları…..Sanki başka günler yapmıyormusunuz demeyin…..Bu günlerde ki motivasyon bir başkadır, itinası bir başkadır, peşi sıra takip etmesi bir başkadır, yapılan muhabbetler daha bir keyiflidir…..Yalnış anlamayın  büyük paralardan bahsetmiyorum ama ayrı bir havası vardır….. Bu arada bir Pari yazarı olarakta bu yaşananları kaleme dökmek var, bu da madalyonun öteki yüzü….
Bu sene harala gürele bir koşturmaca, başlangıcı kaçırdım (<<<- 25 Aralık Batı kiliseleri Noel Bayramı); 24 Aralık’ ta kitabımın imza günü, kutlama derkene, sabahladık; bir ertesi gün hem kilisedeki ayini kaçırdım, hem bir iki kelime bir şey yazamadım……
Yılbaşını kaçırdım; 31 Aralık Cumartesi Türkiye saati 13:30 uçağı ile ver elini St Petersburg, Rusya saati 19:00’ da indim (<<<- Rusya ile Türkiye arasındaki (+) 2 saat fark var), bu defa ayin yok kiliseye karşı bir yalnış yokta, uçakta rakı içmeye başlamış bendeniz direkt kutlamaya katıldığımdan bu defa yazı yazmayı kaçırdım……(<<<- belirtmeden edemiyeceğim, THY’ de tanıtımında Manchester United’ li futbolculara sürü ile para verilmiş verilmesine ve size yolculuğunuzda eşlik ediyorlar gibi bir slogan seçilmiş ama aynı tas aynı hamam. Ben ortada oturuyordum, bana gelmeden 10-15 yolcu önünde hostes yolculara sunulan menüden bir yemeğin kalmadığını anlatmak ile meşgul…Ben aslında öteki yemekte karar kılmakla beraber salatadan ve rakıdan promosyonumu rica ettim fırsattan istifade….)
Geldik eski takvime göre Doğu kiliselerinin kutladığı Noel’ e (<<<-bendeniz anne tarafı Rum, baba tarafı Bulgar, olduğundan her ikisini kutlama durumu ) bari onu kaçırmayayım dedim oturdum bilgisayarın başına başladım yazmaya……..
Akılda ve gönülde çok şey var söylenecek ama onları toparlayıp yazacak maharet bende ne arar? (<<<-hele ki yazı dilinin ne kadar zor olduğunun bilincine varmışım) Her şeyi şöyle bir toparlayayım dersem, işin özünde başta Niver, sonra Mari Akbaş (<<<-Pari Grubu ile tanışmama sebep olan Mari Hn’ dır) ve tüm Pari grubunun 2012 senesinde hayatlarında herşeyin güzel olması temenimlerimi iletiyorum!!!!..... 
Aşağıda ki metni aslında Ramazan sırasında kullanacaktım ama fırsat olmadı…İstanbul’ da bayram ve seyranlar bir diyorum ve Cenk Uras’ tan geliyor……
“ Nasılmış o kadar farklı dinden ve farklı milliyetten insanları bir araya getiren mahalleler? Nasıl oluyor da hayat görüşleri birbirleri ile o kadar farklı insan, bir meyhanede buluşup dertleşebiliyorlar ya da ortak güzellikleri bulup çıkarabiliyorlarmış? Aynı şeylere üzülüp, aynı şeylere nasıl sevinebiliyorlarmış yeri geldiğinde?.... Neymiş bunu sağlayan etken?..
Rakı mı.? Şarap mı? Meyhane mi? Meyhaneci mi? Tahta masa mı? Müzeyyen Senar mı? .Yoksa bu işin temel taşı olan ve günümüz şartlarında tahtını para ve menfaate terk eden “Saygı” dediğimiz ve artık yalnızca resmi yazışmaların sonuna eklenilen bir kuru kelime haline dönüşen şey mi? Saygıyı yok saydığınızda geriye kalan kuru nezaket işte..O da rakısız lüfer ızgara gibi bir şey … Neden kapatılırmış ramazan ayı boyunca meyhaneler? Yalnızca boya badana ve tadilat için mi? “Saygı” yok edildiğinde ortada mey ya da meyhane kalır mı? İşte cevapları içinde bir sürü soru …...”
‎Yazımı Sn Vefa Zat’ın ‘ Eski İstanbul Meyhaneleri’ kitabındaki meyhane tasviri ile bitirmek istiyorum.  " Gramofonlu, teldolaplı, sinekkapanlı, biraz salaş ama içten, farklı dünyaların resmedildiği meyhaneler." ..." Biraz bohem, biraz salaştı meyhanelerimiz ama güzeldi. Ayrıca, buram buram biz kokuyordu hemen hepsi. Tahta masaları, tozlu duvarları, isli perdeleri ve kırık camları ile bizimdi. Hem çok özel, hem de çok güzeldi hemen her türü. Alt tarafı sekiz on masa, bir içki tezgâhı, daha doğrusu içki tevzi tezgâhı, küçücük bir mutfak ve dört duvardan mürekkep bir mekân, neden bu kadar çekici, bu kadar etkileyiciydi acaba? Böylesine sihirli ve büyüleyici havası duvarlarından mı, müdavimlerinden mi, yoksa da barbalarından mı kaynaklanıyordu, ya da bir bütün olarak hepsi birlikte mi bu çekici atmosferi yaratıyordu? Veya da bir zaman diliminin gerçeği miydi hemen hepsi?"....
Bu günlükte bu kadar, hepiniz kalın sağlıcakla…..
Rakılı, mezeli, muhabbetli, yeni bir yıl dileklerimi tekrarlarken, kalplerde gerçek meyhaneler hiç eksilmesin efendim……Herkese saygılar, selamlar, sevgiler …….