Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Yaz geldi………..

24 Haziran 2011, Cuma - 18:32
Eskiden yaz geldi mi, meyhanelerin müdavimlerinin sayısında hissedilir bir azalma olurdu(<<<-halihazırda bazı eski semtlerdeki işletmelerde dahi hissedilmektedir). Okulların kapanması ile (<<<-benim ortaokul-lise dönemimde sınıfta kaldı iseniz kursu, yaz dönemi sınavı ile haziran sonunu bulurdu) ama sayfiyeye, ama köyüne gidenler, ama cumartesi pazar aile gezileri, yaz bahçelerinin faaliyet geçmesi bu azalmanın başlıca sebeplerinden di, hatta bu tip bazı mekânlar pazar günleri açmazlardı ki personelleri fırsattan istifade ben deniz diyeyim siz kır gezmesi diyin, nasiplenebilsinler gibisine. Tabi müdavim sayısında ki azalma halli ile meyhanenin havasınıda etkiler kısacası mekânların tadı tuzu olmazdı. Sonrasında bu sayfiye yerleri betonlaştı şehire katıldı, bu defa Silivri taraflarına gitmek moda oldu, Silivri hatta daha ilerisin de yazlıklar ama zamanla oraya da trafikte gitmek gelmek sorun oldu, evin beyleri bu git gel dolayısı ile sadece hafta sonları gittikleri içindir ki bu meyhanelerin işine geldi, sonra yazları ama Avrupa Şampiyonası, ama Dünya Şampiyonası(<<<-hele son yıllarda Türk Milli Takımı’ nın da bu kupalara katılması ile); maç tek başına seyredilmez ki, “ ahlar, vahlar”, yorum yapmalar, … atmalar, bu kaçarmıydılar, sonra bu maçlarda herkes Türkiye’ yi tuttuğundan veya kısmen tarafsız seyredildiğinden daha bir başka havası vardır. Diyeceğim oki yaz geldi, tatil demiyeyim yapan var yapmayan var en azından yaz havasına gireceğiz, TBMM bile tatile girdi girecek, ama ortalık karma karışık, şimdilerde meyhanelerin yerine artık yazlarında tadı tuzu yok diyesi geliyor insanın……..

Gazetelerden bir iki haber………
 
Gazeteci Çetin Altan 22.06.2011 tarihli 85 başlıklı yazısında (<<< aynı gün 85 yaşında da olmuş) Türkiye’ de ki aksaklıklardan bahsedip, “ Beni artık hiçbir şey şaşırtamaz, ben 50’yi çoktan aştım, diyen Nurettin Artam’ın tam tersine; bendenizi de her şey çok şaşırtıyor.” diyordu….
 
23.06.2011 akşamı ise haberlerden bazıları şöyle;
- Bağımsızlardan son dakika kararı; “ Meclise gitmeyeceğiz”,
- Kanadoğlu Haberal ve Balbay için; “Çıkamaz” demişti,
- Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç döner kesti……….

Yorumları sizlere bırakıyorum……..
 
Ben sizlerle yine iyisi mi 23.06.2002 tarihli Milliyet gazetesindeki Ülkü Tamer’ in meyhanelerle ilgili bir yazısını paylaşayım………

“ Lise sıralarında, 1950’ lerin ikinci yarısında, içkiye bayağı dadanmıştık. Ȫyle ya hem şiir yazacaksın hem içki içmeyeceksin! Olacak iş değil. Bıyıklarımız terlememişti daha, rakı içecek değildik ya! Gizlice Bebek’ e kaçıyor, birer şişe likör alıp yatakhanedeki dolaplarımıza saklıyor, karanlık basıncada keşhaneye gidip ağaçların altında kafayı çekiyorduk. Anıl (Meriçelli) nane ve muz likörüne düşkündü, ben kakao likörüne. Şişeleri kafamıza diktikçe, Shakespeare’ leri, Eliot’ ları, Dağlarca’ ları, Necatigil’ leri solluyorduk.

Bir yıl boyunca likör içtik. (Ondan sonra o kadar nefret ettim ki likörden, yaşamım boyunca bird daha ağzıma damlasını koymadım)

Ertesi yıl Marmara şarabına terfi ettik. Sonra votkayla, rakıyla tanıştık. İçkiler sertleştikçe, şairliklerimizde keskinleşiyordu. Kırk yılda bir on lira biriktirebilirsek deniz kıyısında, Güneş’ te balıklı mezeli bir içki masası donatıyorduk kendimize. Üçer liramız varsa Küçük Bebek’ te Nazmi’ nin bahçesiyle yetiniyorduk. Ama en sık gittiğimiz yer Galatasaray’ da Diamandi’ nin ayak meyhanesiydi. Balık, patates tava. Adam başı 160 kuruş.

Üniverstite yıllarında Lefter’ in meyhanesine, Bacı’ ya, Tosun’ a, Boem’ e gider olduk. Edip’ le (Cansever) Orhan’ ın (Peker) gözdesi Degüstasyon’ a verebilecek paramız yoktu. Bazen pasaj bile pahallı gelirdi bize, birer Arjantin’ le nefis körletirdik. Arada bir Yılmaz (Güney) cebinde yirmi lirayla ortaya çıkar, Kemal’i (Ȫzer), Adnan’ ı (Ȫzyalçıner), beni Beyoğlu’ na kafa çekmeye götürürdü. Biz de diyetini, yazdığı yeni öyküyü dinliyerek öderdik.

Sonra meyhaneler dönemimiz kapandı. Edebiyatın ayrı, içkinin ayrı şeyler olduğunu anladığımızdan değil. Onu daha önce kavramıştık zaten. Meyhaneler dönemimiz, galiba gittiğimiz meyhaneler kapandığı için kapandı………”

Ne güzel anlatmış değil mi? ……….

Merak ediyorum acaba o meyhanelerden bir iki tane açılsa, yeniden meyhaneler dönemi geri gelir mi? acaba…….

İstanbul’ da gerçek meyhaneler ve meyhaneciler olana kadar mücadeleye devam, soframızdan rakılar, mezeler, muhabetler eksilmesin efendim……..