Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Has Bakış
Ali HasdemirAli Hasdemir

Yaşanırlığa dair...

08 Ağustos 2012, Çarşamba - 04:10
 
Bu sabah, çok erkenden, tan vaktinde uyanmak isabet oldu..

Mükemmel bir havaydı..  Günün güzel geçeceğinin müjdecisi gibiydi..

Bu hem bedene, hem ruha, hem de yüreğe iyi gelen bir şeydi..

Aşağı inince ilk işim, musluğu açıp hortumdan gelen suyu başımdan aşağı boca etmek oldu..

Yüz yıkanınca nasıl da açılır, nasıl kendine geliverir insan..

Daha sonra saatlerdir suya hasret, susamış bahçeye doğru tuttum hortumu..

Kuraklığına son verilen ağaçlar, çiçekler, türlü bitki, gülümseyiverdi aniden yüzüme..

Konuşup şükranlarını ifade etmek ister gibiydiler..

Toprak yumuşadı, kendine gelip canlandı yeniden..

Bahçedeki dört tosbağam da canlanıp su kaplarına koştular..

Az sonra onlara hazırladığım sürprizden habersizdiler..

Sakız kabağı dilimleri ile salatalık kabukları sentezimi sunacak ve ziyafet çekecektim kapluşlara..

Toprağın o eşsiz kokusunu derin derin çektim içime, tâ ciğerimin en ücra noktasına kadar..

Burnuma o eski,âşina olduğum kokular çok yabancıydı artık..

O asfalt, beton, zift, katran, çimento, egzost, akşamdan kalma çöp koyteynırının çürümüş nesnelerinin sentezi olan o kokuyu artık hatırlamam olanaksızdı..

Bu mükemmeldi, olağanüstü bir duyguydu..

Sabahın bu erken vakitlerinin serinliği ne hoştu üstelik..

Öğleye doğru müthiş bir sıcak hava dalgasının egemen olacağını biliyordum, okuduğum meteoroloji raporundan..

Yeniden soludum bir süre daha miss gibi temiz havayı..

Oksijeni içimde tutmalıydım, biraz sigara alışkanlığını ne yazık ki sürdüren biri olarak..

Az ötedeki komşumun toz pembe renkli balkonunun iç çatalına yuva yapmış Kırlangıç ailesinin genç bir ferdi uçtu hemen yanıbaşımdan..

Önümde kısa bir zigzag çizdi havada, alçalarak..

“Merhaba” demek istemişti, ya da bir sabah selâmı beklediğimden olacak, belki de bana öyle gelmişti..

Dudaklarımdan bir “merhaba” döküldü yine de..

Duysun ya da duymasın sesimi.. J

Süratle uçup gitti, gözden kayboluverdi hemen..

Ailenin diğer fertleri yuvada olmalıydı.. Bir ikisinin sesi geliyordu..

Arkadaki koruluktan ise dünün yorgunluğu sesine yansımış birkaç Ağustos böceğinin sesi karışıyordu uzaktan gelen sabah ezanının sesine..

Tüm bunlar, aslında sıradan şeylerdi belki yaşamda..

Ancak koca kent yaşamında eksikliği daima hissedilir derecede, çok özlenebilecek, doğal ritüeliydi hayatın..

Zaman su gibi, rüzgar gibi büyük bir hızla akıp geçerken bu ritüelin dönüp bir farkına varabilmek bana hep lüks ve ayrıcalık gibi gelmiştir..

Doğanın içindeki büyüklü küçüklü tüm canlıları hissetmenin, koşuşturmalı yaşamlarını izlemenin keyfi, tadı bir başkadır..

Onların verdiği yaşam mücadelesi bizimkinden kat kat fazla aslında..

Çocuklarının karnını doyurmak zorunda olan bir canlı ananın, çöplerin içinde yiyecek aradığına kaç kez tanık olmuşuzdur..

Ademoğlu’nun dikkatsizliği ve hoyratlığı bazan onların fayda değil zarar görmesinede neden olur..

Açıkta bırakılmış bir poşet içerisindeki bozulmuş, zehirli bir yiyecek maddesi örneğin..

**

Bunları düşünürken bizim Kâhya (dost köpeğimiz) az önce hortumla kabına doldurduğum suyu kana kana içiyordu..

Yaz aylarında tüm hayvan dostlarımız suya daha iştahlıydı, aynı bizler gibi..

Vucutlarında ter bezi olmadığından onların su gereksinimi daha fazlaydı üstelik..

Rıfkıcan, Bekir_tekir ile Miyacan da (dost kedilerimiz) çevrede oldukları halde, ayak seslerimi ve hareketliliğimi duyduklarından olsa gerek hemen koşup geldiler..

Mama kapları ayrıydı her birinin, boyutları aynı, renkleri farklı, ancak yanyana dizili hepsi..

Hangi kap kime aittir onlar şaşırmaz, bilirler..

Mamalar konuldu kaplarına, sulh içinde yanyana üç kuyruk, üç kap önünde yemeğe koyuldular..

Güneş ılık yüzünü ilk kez gösterdi yan tepelerden..

Yeni bir gün başlıyordu..

“Herkes için hayırlı bir gün olsun” diye geçirdim içimden..

Esenlik diledim..