Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Yarın umutsuz...

15 Mart 2016, Salı - 12:28
Sene 1991. Los Angeles'da okul  kampüsünde arkadaşlarım Bolivyalı Dunia, Koreli Mia, Dominik Cumhuriyeti'nden Marcela  ile öğle yemeğimizi  yerken,  her zamanki gibi havadan sudan sohbet etmekteyiz.  Dunia parmaklarının arasındaki kızarmış patatesi  ketçapa bandırırken şöyle diyor ''Lerna, Türkiye'de kızlar ailelerinin uygun gördüğü kişiyle evlenmezse öldürülüyormuş  ama sen Ermenisin, Ermeniler'de yokmuş böyle bir şey. Üstelik sizi sevmiyormuş Türkler. Sende bu yüzden mi  geldin Amerika'ya?''  Başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyor sanki. Yurt dışında yaşayanlar iyi bilir, dehşet kötü bir histir vatanın hakkında olumsuz yorum duymak.  Doğal olarak savunmaya geçip  ''Saçmalık, yok öyle birşey!''  deyiveriyorum.  ''Nasıl olur?'' diye ısrar ediyor Dunia  ''Kuzinim Bonita'yı tanıyorsun. Bonita'nın yakın bir kız arkadaşı var, Türk. O arkadaşının ablası  Ermeni bir çocukla evli.  Arkadaşı anlatmış. Niye yalan konuşsun  ki?''  Hararetle anlatıyorum elimi kolumu sallayarak ''İstanbul  kocaman ve modern bir şehir. Kızlar istediği kişiyle evlenebilir. Bizim yazlık evimizin olduğu Kınalıada var. Orda ve onun gibi yazlık yerlerde aynı  burdaki  gibi bikiniyle denize gireriz. Zorla evlendirilen kızlar vardır belki ama  başka ülkelerde de olduğu gibi geri kalmış yerlerindedir, tek tük vardır.  Bizi sevmemekde nerden çıktı? Koca bir yalan bu. Uydurmasın!''
Şimdi geriye bakıp düşünüyorumda, bu konuşmayı  yaptığımızda  18'imde yokmuşum. Türkiye'nin  benim için İstanbul  Kurtuluş, Nışantaşı, Taksim, Beyoğlu ve Kınalı'dan ibaret olduğu yaşlar. Mezun olduğum lisedeki  sınıf arkadaşlarım olabildiğince karma. Rum, Yahudi, Türk, Bulgar, Kürt, Yugoslav, Ermeni, Çerkez, Arnavut, Laz ne istersen var. Hepimiz birbirimizin bayramını kutlayıp kardeş gibi büyümüşüz.(Bunca yıldır da kopmadık  hala kardeş gibiyiz). Müslüman arkadaşlarımız oruç tutarken önlerinde su bile içmemişiz. Paskalya'da biz yumurta, çörek götürmüşüz sınıfa, Yahudi arkadaşlarımız matza(hamursuz) getirmiş Pesah'da.   Öyle küçük yaşta evlendirilme filan zinhar duymamışım. Anadolu'da olduğu çalınmış gerçi kulağıma, muhtemelen çok eskidendir o da. Mini etekle discoya gittiğim şehirde kadınlar özgür. Emektar kapıcımız İskender Amca'nın al yanaklı eşi Emine Teyze'den başka sayılı kadın görmüşüm başını bağlayan. Türkler bizi sevmiyormuş, yuhh. Desteksiz  sallamış o kuzen. Tam olarak böyle düşündüğüm yıllar...
Birkaç gün önce Dunia'dan arkadaşlık isteği geldi Facebook'tan.  Aradan yıllar geçmiş.  Dönmüşüm memleketime. O ise hala Los Angeles'da imiş. Bir kızı bir oğlu olmuş. Epeyce sohbet ettikten sonra dedi ki  ''Haberlerde izliyorum, terör  var orda. Bombalar patlıyor. İran gibi mi olacak yoksa? Korkmuyor musun? Niye döndün sahi? Belkide gelmelisiniz geri. Endişeleniyorum senin için.''  Yıllar önce olduğu gibi ateşli savunamıyorum nedense bu kez. ''Bu ülke çok kaos gördü. Bu da onlardan biri. Düzelecek herşey.'' oluyor cevabım.  Çeyrek asır geçmiş arkadaşımın sorusunun üzerinden. İstanbul aynı İstanbul mu? Türkiye aynı Türkiye mi? Gün geçmiyor ki  yeni bir kadın cinayeti  işlenmesin. Dünya uzaya giderken bizde küçük gelin adı altında zorla evlendirilen kız çocukları var. Evladın dizine oturduğunda tahrik olmak caizdir diyenler var ve ceza filan almıyorlar. Mini etekle dışarı çıkana yollu gözüyle bakıp tecavüzü hak görenler, o saatte sokakta işi ne diyenler var. Kuran kursuna yollanan çocuklara tecavüz haberlerine ses çıkaran bir avuç insan var sadece. Ermeni'yi küfür yerine kullananlar var. Noel bizim bayramımız değil, yılbaşı kutlamayın deyip ramazanda  cami minaresine mahya yazısı  yazan bile var...
Dunia'yla sohbetimizin ardından depresyona girmeme çabasındaydım günlerdir.  Az önce yeni bir mesaj geldi ondan. ''Tatlım çok üzgünüm. Haberlerde gördüm şimdi. Yine bomba patlamış. Ankara yakın mı bulunduğun yere? İyi olman için dua ediyorum'' Geceden beri gerilmiş sinirlerim boşalıyor bir anda, gözyaşlarım sel oluyor. Suçsuz, günahsız insanlar ölüyor ve elimizden gelen tek şey  terörü kınamak, gidenlerin ardından dua etmek. Baştakilerin yaptığı ise terörü  lanetlemekten ibaret. Sosyal medyada gördüğüm bir cümle yankılanıyor beynimde ''Kalabalık alanlardan uzak durun bomba patlayabilir, tenhalarda dolaşmayın tecavüze uğrayabilirsiniz''  Keşke şimdi de 25 yıl önceki gibi gözümden ateşler saçarak ''Saçmalık, yok öyle birşey!'' diyebilsem, keşke... İçim yanıyor,  hem de çok...
Barış ve huzur diliyorum ülkeme tüm kalbimle...