Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Semra YıldırımSemra Yıldırım

Yanıtını bildiğin soru...

26 Mart 2013, Salı - 10:22
YOğlum saat kaç gibi evde olursun?
Kızım sen bugün neden okula gitmedin?
Hayatım toplantın neden bu kadar uzun sürdü? Yemeği nerede yediniz?

Seni aradım, toplantıda olduğunu söylediler, ama sen ''arabayı tamire götürdüm'' diyorsun...

Hergün sorular sorarız birbirimize, eşimize, arkadaşlarımıza vs.vs...
Bazen de kendimize sorarız.

Sorular yalındır, tektir, yalansızdır.
Evde misin? Okula mı? İşe neden geç gittin? Aradım, yoktun...

Soru...
Hep nettir.
Sormak istediğini iki ya da üç kelime ile sorarsın.
İçinde sahtelik, yalan, hile, kumaca, senaryo barındırmaz...

Sadece sorarsın.
Ve yalansızdır...

Cevap;
Bazen kurmacadır,
Bazen yalandır,
Bazen aldatmadır,
Bazen hüzündür,
Bazen de senaryodur...

Ama hiçbir zaman tam değildir,
Net değildir.

İçinde ''amaları, çünküleri, nedenleri'' vardır.

İçinde az da olsa,
Zaman zaman sebepli-sebepsiz yalanları vardır..

Soru sormaktan korkmam ben.
Sorum yalındır, nettir, yalansızdır...
İçinde hesap yoktur.

Ama cevabı;
Düşünürüm hep,

Yalanı var mıdır? Kurmacası var mıdır?
Nedenleri var mıdır?

Bilirim ki soru nettir,

Ama alacağım cevap,
Hep birşeyler saklar içinde.
Netliği, yalınlığı, sadeliği, dürüstlüğü, yalansızlığı
Hep düşündürür beni..

Her cevap içinde bir şeyler saklar.
Bazen zamanı, bazen yanındakini, bazen de olduğun durumu..
Hep cevaplar düşündürmüştür beni bu hayatta..
Doğru mu? yalan mı?