Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Yalnız değilsiniz...

23 Temmuz 2013, Salı - 14:00
 İnsan olarak yaşamda tahammül edemediğimiz birçok şey vardır. Hoşumuza gitmeyen, rahatsız olduğumuz ve yaşamak istemediğimiz deneyimler. Yaşadığımız olumsuz deneyimler ne olursa olsun bir şekilde ayakta kalmaya ve yaşama tutunmaya çalışarak yolumuza devam ederiz. Ancak bana göre insanların çok fark etmediği ancak yaşadıkları zaman çok derinden etkilendikleri bir deneyim vardır.  O da yalnızlıktır. 
Yalnızlık insanları neden bu kadar etkiler? İşte bugünkü yazımın konusu bu ve eğer şu aralar kendinizi yalnız hissediyorsanız umarım bu yazının sonunda biraz olsun nefes alıp yalnız olmadığınızı hatırlama şansınız olur.
  Yalnızlık bir deneyim olmakla birlikte yalnız olma yani tek olma duygusunu da tetikleyen bir durumdur. Tek başımıza kaldığımızda, yakınlarımızda kimse yokken kendimizi yalnız hissederiz. Ancak aynı zamanda kalabalıkların arasındayken de yalnızlık duygusu birden benliğimizi kaplayabilir. Hatta bazı zamanlar kalabalıklardan bunalıp birkaç gün yalnız kalmak isteriz ancak birkaç gün sonra rahat batar ve bu sefer yalnızlıktan sıkılmaya başlarız. Sonuç olarak her şekilde yalnızlık kimsenin hoşlanmadığı bir durumdur. İnsanoğlu sosyal bir varlık olduğu için birbiriyle iletişime geçmek ve bir şeyler paylaşmak ister.
Tabi kişisel yalnızlıkla birlikte belki de en çok duyduğumuz sorulardan biri de “Evrende yalnız mıyız ?” sorusudur.  Aslında bu soruyu mizahi bir şekilde açmamız gerekirse. “Sonsuz evrende yalnız olmamayı tercih ederiz ya da umarım yalnız değilizdir” gibi bir anlam çıkarılabilir. Nerede olursak olalım yanımızda bir ses, bir nefes hepimizin en önemli ihtiyaçlarından biridir.
Contact (Mesaj) filminde vega yıldızına giden Dr. Arroway orada bir dünya dışı varlıkla karşılaşır. Aralarında geçen sohbette dünya dışı varlık insanoğlu ile ilgili şu ilginç sözleri söyler:
“İlginç bir türsünüz, ilginç bir karışım. Çok güzel rüyalar ve çok korkunç kâbuslar yaratma yeteneğiniz var. Kendinizi o kadar kaybolmuş, o kadar terk edilmiş ve o kadar yalnız hissediyorsunuz ki. Ama değilsiniz. Tüm arayışlarımızda boşluğu çekilir hale getiren tek şeyin birbirimiz olduğunu bulduk.” 
Peki, yalnızlıkla başa çıkmak neden bu kadar zor? Neden yalnız kalmaya tahammülümüz yok?
Yalnız kaldığımız zaman zihnimizdeki bütün kişisel duygu ve düşünceler ortaya çıkar. Bir bakıma kendimizi düşünmeye başlarız.  Kendimizi, hayatımızı sorgulamaya, doğruları yanlışları ayırmaya başlarız. Bir bakıma zihin tüm gücüyle devreye girerek durmadan konuşmaya başlar. Günlük hayatta başkalarıyla birlikteyken onların hikâyelerini dinlemek ve kendi hikâyemizi onlarla paylaşma şansımız vardır. Yani kendi hikâyemizi, sorunlarımızı anlatabileceğimiz ve bize ayna olabilecek bir yakınımız, bir arkadaşımız vardır. Ancak yalnız olduğumuzda sadece kendi kendimize kalırız ve bir kısır döngüye girmeye başlarız. Yalnız kaldığımızda karşımızda bir kişi yani bir ayna olmadığı için bir anda bütün kişisel hikâyemizle karşı karşıya kalırız ve bu hiç hoşumuza gitmez. Kendi kendimize konuştukça ve sorunlarımızla ilgili çözümler bulmaya çalıştıkça bir anda bunalmaya, sıkılmaya başlarız. O yüzden birçoğumuz yalnız kalmaya tahammül edemeyiz. Yalnızken bile mutlaka televizyonu açarız, internete gireriz, telefonla mesajlaşırız, dışarıya çıkarız. Çünkü bu sayede kendi sorunlarımızı düşünmekten ve kendi yaşamımızla yüzleşmekten kaçabiliriz.
Aslında yalnız kalabilmeye başladığınızda kendinizle ilgili birçok gerçeği keşfetmeye başlarsınız. Zihin artık dışa dönmek yerine içe dönmeye ve aslında işinize yaramayan duyguları, düşünceleri tespit etmeye başlar. Bu sürece tahammül ettikçe özgürleşmeye ve kendi kendinizle kalmaktan keyif almaya başlayabilirsiniz. Çünkü kişisel duygu ve düşüncelerden arındıkça kendi öz benliğiniz ortaya çıkmaya başlar. Yalnız kalabilmenin en etkili yolu bunun bir deneyim olduğunu fark etmek ve yarattığı olumsuz duyguları serbest bırakabileceğinizi hatırlamaktır. Yalnız olmaya direnmeyi bıraktıkça hem birliği fark edecek hem de bu deneyimi yaşama gücüne sahip olacaksınızdır.
Çünkü gerçekte yalnızken yalnız değilsiniz. Hafız’ın dediği gibi:
“Yalnız ya da karanlıkta olduğunda, kendi varlığının hayret verici ışığını sana göstermek isterdim.”