Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Yakın geçmişte karlı bir cumartesi ve meyhanede olmak

01 Mart 2011, Salı - 10:00

Bir 100 lük rakı, beyaz peynir, günlük hazırlanmış bir iki zeytinyağlı,  eğer koyu olduysa   buz atarak sulandıracağımız sarmısaklı, naneli bir cacık ve de karışık, duble duble bir salata. Salata deyip geçmeyin; kıvırcık, taze soğan, havuç, turp, kırmızı lahana üzerine yeşil biber, pancar ve salatalık tursusundan dilimler serpiştirilmiş ve en üstünde de bolca maydanoz, tabiki zeytinyağı ve limonu unutmuyoruz; inanın bu formül her derde deva. Sonrası isteğe ve o günkü ekonomik durumumuza bağlı, ay sonu olduğundan fazla masraf gerekmez diye düşünen Onnik abi garsona " Şöyle ortaya sulu bir et sote yap ekmek bana bana yeriz, malum ay sonu.” demesine < Bizlerinde onaylayan bakışları ve kelimeleri eşliğinde > garsonun cevabı hazır: “ Abime bak, senin kredin limitsiz, sen yeter ki emret.”

Onnik abi ; “ Bana kredi deme…” < Gülüşmeler>
 
Cumartesi veya pazar öğleden sonraki içkilerimizde ama ikili, ama ganyan, ama iddaa olsun mutlaka bir oyun trafiği vardır. Oynanacak oyunların bütçesi baştan saptanır, para ortaya konur, herkes de bilsin bilmesin bir oyun oynayacaktır. Sonrası harala gürele,      “ Bak memlekette neler oluyor”, “ Gördün mü ....... hakem penaltımızı vermedi, baba bunlar i....”, İngiltere veya Almanya' dan futbol varsa ki illaki vardır "Adamlar koşuyorlar be kardeşim". Bu arada rakı sofrasında olduğumuz sadece semtte değil semt dışında da inanılmaz bir süratle yayılmıştır, illaki masayı bir iki ziyaret eden olur ; " Çocuklar akşam kayınvalideye davetliyiz veya akşama misafir var kusura bakmayın, afiyetler olsun " diyerek bir iki duble içip kalkarlar ama biliyoruz ki kalpleri masada kalmaktan yana.
 
Kırk yılda bir olsa da “ Çocuklar koyduk tabelayı masa parası çıktı.”. Bu masa parası çıktı önemli bir konudur, anında cömertlik damarlarımız kabarmıştır; “Mezeciden bir pastırma alalımda şöyle kağıtta yapalım hafifte kaşar koysun üstüne” diyenimiz çıkar, bazımız biraya geçmiş cila durumunda ahçıya bir bahşiş “ Ortaya bir cips yapalım hardalı bol olsun” kimimiz komiye şanfıstık, fındık siparişindedir, hepimzin malumu fındık hem kalbe iyi hem aganigi diye reklamı da var Fiskobirlik’e  katkıda bulunmak gerek. Alışverişten dönen arkadaşımız dünya ile ilişkisi kesilmiş bizlere dışarda karın lapaya çevirdiğinin ve sokakta çok az insanın olduğunun haberini veriyor.  Coco Zafer abiden bu haber karşısında yorumu: “ Biz alışkınız be oğlum, herkes içeri biz dışarı, haydi şerefe”
 
Bu arada ikinci 100 lük açılmıştır ve bir ses " Çocuklar hanımlara da haber verelim onlarda gelsin devam edelim ne dersiniz?" Ama hanımlar, ama nişanlılar, ama sevgililer, ama arkadaşlar aranılır bakmışsınız masa on, oniki hatta onbeş kişi olmuş. Bizim arkadaş grubumuz meyhane kütürü ile bağdaşmamkla beraber futbol maç yayının olmadığı mekânda oturmayı pek tercih etmezlerdi. Onun içindir ki 19 - 21 arası da maçla gecer, harem tarafı kendi aralarında sohbettedir; sanki saatlerce dedikodu yapan, memleketi kurtaran, holding kuran biz erkekler değilmişiz gibi arada bir o tarafa doğru laf atmadan da olmaz.
 
Maç sonrası yine muhabet, istek varsa ağırdan ağırdan bir “ Ömrümüzün Son Demi’,      “ Enginde Yavaş Yavaş” mırıldanırdık veya daha hafifinden orijinal bir  “Rüzgâr”; bazen de akordeonu ile Ahmet gelmiş, ( namı değer Ciguli ) o çalıyor avukat Sabit’ te kalkmış Zeybek oynuyor. Birde bakmışsınız zaman su olmuş akmış saat 02.00 yi geçiyor, benim 04.00' ü 05.00' i hatırladığım zamanlar da olmustur.....Ev ya yürüme mesafesindedir, ya kısa mesafe bir taksi, kar yağdığından cumartesi olmasına rağmen sokakta kimsecikler yoktur. Veda faslı, sanki bir iki gün içinde veya yarın yine rakı sofrasında tekrar buluşmayacakmışız gibi.
 
İşte, biz bunları yaşadık İstanbul Meyhaneleri' nde, şimdilerde ise azda olsa yaşanıyor hissi var içimde daha fazla miktarda yaşanmasi dileği ile...........
 
 St Petersburg
 
İstanbul’ dan meyhaneler, soframızdan rakılar, mezeler, muhabetler eksilmesin……