Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Doğal
Kamil TezgelKamil Tezgel

Ya sonra...

13 Haziran 2013, Perşembe - 20:53
Yıllar önce bir  meyhanede arkadaş toplantısın da tanıştım O”nun ile..
...Merhaba ben Kamil, dedim, oda bana, Bende Türkmen GÜNER, dedi..
Memnun oldum, dedim, o da Ben de memnun oldum, dedi.
Gülüştük bu klasik tanışma faslına…
Laf lafı açtı ne iş yaptığımı sordu anlattım yaptığım işi biraz uzunca. Sonra ben ona sordum siz ne iş yapıyorsunuz diye.Kemancıyım dedi bana. Önce şaşırdım tuhaf geldi, ama sonra nerde çalıyorsunuz dedim..
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasında dedi.
Konuştuk yine Türkmen bey ile. Anlattı bana mesleğini. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın müdürüyüm dedi.
Sonra aramızda bey kavramı kalktı yerine ‘’abi’’kavramı geldi.
O günden sonra Atatürk Kültür Merkezi ile tanıştım.
Oranın havasını soludum..
Mermer merdiven basamaklarının ayak basmaktan aşınmış yerlerini gördüm.
Ahşap merdiven trabzanlarının aşınmış cilalı ahşaplarının kıymıklarını gördüm.O kadar içli dışlı oldum ki, oradaki insanlar ile dertlerine,sevinçlerine,hüzünlerine ortak oldum.
Orada yaşlı bir bayan keman sanatçısının  dürüstçe ‘’Türkmen bey benim gözlerim notaları seçemiyor emekliliğimi istiyorum’’ dediğine şahit oldum. Oysa ki bunu istemeyebilir,  O’nu idare ederler ve maaş almaya devamda ederdi.
Yanlış hatırlamıyorsam ikinci katta olan Devlet Opera Balesi”nin provalarında oradaki sanatçıların heyecanına, fedakarca koşturmalına şahit oldum. Devlet desteğinin kısıtlı olduğu zamanlar da sponsor firma arayışlarına şahit oldum.
Atatürk Kültür Merkezinin Gümüşsuyu giriş kapısının oradaki küçük bir bina içinde enstrümanları tamir eden ve yıllarca küçük basık bir mekan da çalışarak hayatından çok ama çok memnun olanlarla tanıştım. Konserler izledim orada torpilim vardı. Nasıl olsa. Hem de sahne arkasından..
O koca sahnenin ahşap zeminin kokusunu çektim içime. Orada tanıştım Emre Kongar, Rengim Gökmen, Orhan Topçuoğlu, Göksel Kortay, rahmetli Kerem Yılmazer ve aklıma gelmeyen  ama bana göre ulaşılmaz gelen o güzel dostlarla.
Yazacak çok şey var ne kalem ne de kağıt yeter..
Onlar o kadar zor şartlar altında Atatürk Kültür Merkezi’ni kendi evleri ve yuvaları bildiler..
Şimdi yıkılma aşamasında..
Ya sonra nere yıkılacak?