Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Venüsten dökülen inciler...

06 Kasım 2014, Perşembe - 00:12
Geçen gün İstiklal Caddesi'nde bir kafede kız arkadaşımla laflıyoruz. Hava güneşli,içimizi ısıtıyor, keyfimizde yerinde çok şükür. O sade kahvesini höpürdetirken, şekersiz içmeye çalıştığım espressomun yanında sigaramı tüttürüyorum.
Bildiğin işkence şunu sade içmek, acı mı acı. Deli miyim neyim kendime eziyet ediyorum ama kafaya koydum bir kere.
Hem şeker zararlı olduğu için hem de çok bilmiş bir arkadaşıma inat. Dediğine göre içilmezmiş bu meret şeker eklenerek. "İnanmazsan Google'la" buyurmuştu. .
Elbette araştırdım...
Her haltı bilmese olmaz! Meğer yaklaşık on yıldır hemen her gün içtiğim kahvenin yanında servis edilen kaşığın amacı şeker karıştırmak değil, kahvenin üstündeki kremanın kıvamına bakmakmış!
Şekerle içilmez diye bir kaide yok tabii, dileyen ekleyebilir. Vallahi öyle diyor, Google Amca! Kendi kendime pis pis sırıtıp ; "Türk kahvesini sade içmeye alıştın, buna da alışırsın." diye düşünürken, anlık dalgınlığımdan sıyrılıyorum arkadaşımın sesiyle
"Ayyy sevmiyorum böyle sulu zevzek şeyleri." diyor bizimki.
Başımı baktığı yöne çevirince genç bir çift görüyorum. Çocuk kızı sırtlar gibi yapıyor, kız da öpücükler konduruyor, sevgilisinin şakağına.
"Niye ya, çok şekerler."diyorum. "Aman ne bileyim sevmiyorum işte. Hem özel günlerde oyuncak ayı filan alırlar hani, hiç hoşlanmam!"
Konuşurken yüzünü ekşitmiş, sağ elinde yüz hizasında parmakları yanmasın diye peçeteyle tuttuğu, saray usulü pirinç haznenin içindeki porselen kulpsuz fincan! 
Şirin bir karikatürden farksız karşımda. "Bayılırım! Nesi varmış peluşların?" bombayı patlatıyor;  "Ne oyuncağı be! Ne yapayım ayıyı? Evin içinde bir sürü kalabalık. Hem ben ona oyuncak araba alıyor muyum?!"
Sesli gülüyorum bu yoruma. E düşününce haksız da değil . "Yahu hani kadınlar Venüs'ten geliyordu? Şayet Venüs'ten geldiysem, sen nerden geldin, Jüpiter'den mi?" deyiveriyorum. Kahkahalarımız çınlatıyor kafeyi. Ahh biz kadınlar...
Ne istiyoruz ki acaba, diye içimden geçiriyorum, kahkahaların kapladığı derin düşüncelerimde...
Aslına bakarsanız her birey, her kadın, her adam, hepimizin huyu karateri, kişiliği duruşu, zevkleri günleri, dünleri ayrı ayrı...
Kim hangi moddaysa, hangi bakıştaysa, hangi masadaysa, hangi havadaysa, o havadan çalıyor sanırım...
Biz kendimizi tanıyamadıktan sonra, başkası nasıl tanısın ki...
Dimi ya...Venüsten olmak kolay değil....