Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Varsa ben, yoksa ben...

03 Eylül 2013, Salı - 17:47
Bakıyorumda şöyle bir etrafıma ömür küfesine atılan yıllara manevi değerlerde arkadaşlık ediyor...
İçimden '' Eksik olsun böyle arkadaşlık '' diyorum...
Eksilen ömrün yanında onlar gencecik kalmalıki yorgun omuzlara destek olsunlar ama nerede...
Çocukluğum geçiyor gözümün önünden...
Eşin dostun, konunun komşunun birbirine verdiği değer, hüsnü kabul geliyor aklıma o zamanın tabiri ile...
Mutluluk paylaştıkça çoğalırdı...
Hüzünler paylaştıkça eksilir hatta unutulurdu...
O zamanlar...
Herkes ''Merhaba '' derdi...Tanıdık tanımadık birbirine...
Evde pişen yemekler '' Kokmuştur, canı çekmiştir '' diye komşularla paylaşılırdı...
Bayramlarda aynı gün içerisinde * İadei ziyaret* ler yapılır...
Hele ölümün ziyaret ettiği ev ziyaretçi akınına uğrardı...
Sadece eş dost değildi taziyede bulunan,  tanımayanlar da ölenin arkasından dua ederdi ...
Yalnız ölen kişinin yakınlarının gözlerinden akmazdı yaşlar...
Ziyaretçilerin gözlerindende akardı YAS YAĞMURLARI...
Bir anda düğün evi gibi olurdu YAS EVİ...
Tenceresini, tepsisini kapan gelirdi...
Tatlısı ile tuzlusu ile....
''Rahmetli ne iyi insandı '' diye yad edilir...
Tanıdık tanımadık, ölüme saygısı olan insanlar tarafından omuzlarda uğurlanırdı son yolculuğuna...
Şimdi bakıyorumda değişen onca güzel değerlerimizden ölüm taziyeleride nasibini almış...
Kimse kimsenin umurunda olmadığı gibi acısınında farkında değil...
Varsa yoksa lay lom...
En yakın örneklerini facebook sayfasında görüyorum içim burkularak...
Şehit haberleri kimsenin umurunda bile değil...
Özellikle paylaşıyorum gören arkalarından bir '' Allah rahmet eylesin '' desin diye...
Küçükken bize öyle öğrettiler...
Kaybedilen kişinin arkasından edilen dualar onları mekanlarında huzurlu edermiş...
Ama nerde....
Lay lomlu paylaşımlar beğeni  rekoru kırarken...
Acının fotoğrafı görülmüyor bile...
Bir kaç kişinin acıya sahip çıkması erdem olarak değerlendiriliyor...
Görevlerin erdem olduğu günümüzde, hiç mecbur olmadığın halde  yaptığın iyiliklerede görev yaftası yapıştırılıveriliyor....
Görev olduğu içinde hiçmi hiç kıymeti olmuyor, yaptığın farkına varılmıyor bile...
Hele bir unutuver, kaza ile yapma....
İşte o zaman yargısız infaz ediliyor, yürekten siliniveriyorsun....
Sorgusuz sualsiz....
Sonra nemi oluyor?
Başın ellerinin arasında...
Yapmış olduğun hatanın ne olduğunu bilememenin acısı ile....
Düşünüyorsun....düşünüyorsun....