Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Varın siz anlayın gari..!!

19 Aralık 2011, Pazartesi - 17:33
Saha kenarında heyecanlanmayan bir hoca..
Oyunda yanlış bir ilk onbir.
Çimlerin üstünde isteksiz bir Beşiktaş!
Oysa, kimi gün acımasız eleştiriler yönelttiğim Carvalhal, hop oturan hop kalkan bir hocaydı.
Neden durgundu maç boyunca?
Stoke City karşısında futbol dersi veren o takım neredeydi Allah Aşkına..!!
Kamera, zaman zaman Carvalhal’ı gösterdi, düşünceliydi ama o müthiş heyecanı yoktu.
Bu görüntüler bana, “Perde arkasında neler oluyor acaba?” dedirtti.
Nereden çıkardın demeyin, Carvalhal’ın “Alametifarikası” bunu gösterdi! (x)
Sahada Fernandes’le birlikte Ernst var.. Egemen her zamanki Egemen..
Ya diğerlerini ne olmuştu bu maçta?
Sanki azar işitmişler de suskun çocuk gibiydiler!
Belli ki “Halet-i ruhiyeleri” karışık..!!  (xx)
Özellikle ilk yarı, defans topu kaptığı anlarda, ileriye koşan yoktu.
Herkes birbirini seyretti.
Oysa futbol koşarak oynanır.
İçimden, “Yayan yürümeyle menzil alınmaz aslanım..” sözü geçti!

Hele hele kulübede, Holosko’ya 45, Veli’ye 89 dakika dayanan “Kafası karışık” bir hoca vardı ki işin “Vahim” tarafını da bu oluşturuyordu!
Burayı dikkatli okuyun, Julio Alves 85. dakikada hazırdı oyuna girmek için.
89’da girdi, maçın bitimine 1 dakika kala. Samsun değişiklik yaparken o da hazırdı ama 4 dakika bekletildi(!!)
Maç, bir de uzatılmasa, futbolda bu hareketin anlamı “Zaman çalmaktır..”
Oysa Beşiktaş’a 3 puan lazımdı.
Peki neden, 85’den 89’a kadar 4 dakika bekletti Alves’i Carvalhal Hoca..!!?
Besbelli kafası karışık da ondan..!!
Bakın; beğenirsiniz beğenmezsiniz, bir takım kalkış yapmış ve gidiyor..
Bir gemi, bir araba gibi..
Yol alan bir araca da yandan müdahale ederseniz “Seyir emniyetini” bozarsınız!
Kaza olabilir!
Bir başka deyişle de  “Dere geçilirken at değiştirilmez..”
İlla değiştireceğim diyorsanız, suların durgun ve sığ olduğu yerde yapmalısınız.
Çünkü at, ürkebilir..
Sırtındakini aşağıya, dizginleri tutana da tekmeye yapıştırabilir..!!
Tayfur Hoca elbette Beşiktaş’ın 1. Hocası..
Biliyorsunuz ben, Carvalhal gelmeden, “Alt antrenörler grubu oluşturup, Beşiktaş’ı Tayfur Hoca cezaevinden yönetmeli ve Beşiktaş hocasının arkasında böyle durarak dünya tarihine geçmeli” demiştim.
Ve yine o tarihlerde, “Her şey kupalar, şampiyonluklar değil bazen bir dik duruştur” diye yazmıştım. Sözümün arkasındayım.
Tayfur Havutçu, 1. Hoca olarak görev başlamalıdır.
Ancak bu, futbolcuları ürkütmeden, Carvalhal’ı küstürmeden yapılmalıdır.
Yanlışıyla doğrusuyla, ne de olsa bugüne kadar, dümenin başında Carvalhal vardı.
Bakın, yapılacak “ 1” yanlış, kimi zaman başka yanlışları zincirleme doğurur..
Eh o zaman da, domino taşlarının yıkılışını engelleyemezsin.
Bu, bir barajın yıkılması ve ardından, suların dizginsiz akmasına benzer..
Samsun’da 2 puan kaybetti Beşiktaş!
Hiç önemli değil bu..
Çünkü şimdi, tam bir aile olma zamanı!
Küstürmeden, döküp kırmadan ama..
Çünkü; futbolcular da hocaları da insandır ve etten kemikten üretilmişlerdir!
Duyguları vardır, düşünceleri vardır!!
Düşünsenize Tayfur ve Carvalhal’ın süper anlaştığı bir ortamı.
İşte o zaman ne olur biliyor musunuz..?
O zaman var ya o zaman “Rakipler düşünsün kardeşlerim” diyorum..!!

Ve, maçın sonunda “Neyse, Allah’tan Edu girdi de en azından 1 puan geldi.” dedim.
Ha bu arada, Burak ve Alves de sahada neler yapabileceklerini gösterdi!
Oynat onları Carvalhal..!!
Maçtan sonra Carlos Carvalhal; “Aldığım kararlar benim. Ben de en doğru kararları almaya çalışıyorum. Bugün en azından beraberliği hak ettiğimizi düşünüyorum” dedi.
Varın siz anlayın gari..!!
Ha, “Durumdan vazife çıkartıysam” özür dilerim..

OC hafif mutsuz, yine kaçar anam babam..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan Can..

(x) Belirtisi, izi, amblemi..
(xx) Ruh hali..