Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

VANO

08 Mart 2011, Salı - 10:21

Pekiyi nereden geldi bu kedi? Bilmem…Vallahi bilmem…Bu bir sır. Bari bu sırra sahip çıkalım. Kar beyazı bir kedi, bir gözü mavi, bir gözü bal rengi. Neler gelmiş başına, onu bana söylemedi. Dövmüşler mi? Kovmuşlar mı? Zulüm görmüş besbelli, zavallı kedi.

Zorla da olsa kucağıma aldım onu. Beyaz dünyam benim. Okşadım durdum. “Ben bu kediyi isterim” dedim. Kızım inanmamış çünkü kucağıma aldığım güzelliği dillere destan ilk kedimi, gri beyaz Minu’mu kaybedeli, artık evimde başka can istemiyordum. Minu benim sırdaşımdı adeta. Uzun uzun konuşurdum onunla. Ama şimdi buz mavisi bir tek göz deldi yüreğimi, yalnızlığını, çaresizliğini bir bakışla anlattı bana. Eve getirdiğimde biblodan farksızdı. Minu’nun canlılığından eser yoktu bu kedide. Yemedi, içmedi, sallanmadı bile. Veterineri de tesadüfen Vanlı bir hanımdı. Belli ki bu beyaz dünyayı yıkmışlar, küstürmüşler hayata. Kedicik tıravma geçirmiş. Ne yapmışlar ona ki ruhen çökmüş, bitmiş. Eh! Kediye de mi yani! Allahsızlar, kitapsızlar. Bir kediye muhtaç olabileceğiniz günler de gelebilir. Hiç düşünemediniz mi? Haa! Gelemez değil mi? Geleceğinizi de satın alırsınız siz, doğru, siz kaderinizi de yazarsınız…Eh! Olabilir, utanamadığınız kadar hastasınız siz. Ama bu kediye ne yapmışsanız, tabii onu sizler iyi bilirsiniz, ruhu bedeninden ayrılmış sanki.

Her yıl otuza yakın çocuğu, oyuncusu oldukları “Patil” çocuk tiyatrosunun gösterilerinden sonra, pikniğe götürürüm. O yıl beyaz dünyamı da yanıma aldım. Vanlı olduğunu vurgulayan bir adı da vardı artık onun: “Vano”. Belki açık hava, yeşillik hoşuna gider dedim. Vano’cik o gün motor sesinden ve daha sonra tren düdüğünden o kadar çok korktu ve adeta çıldırdı ki onu birkaç kişi, bağlı olmasına rağmen zorlukla yatıştırdık. Olan olmuştu bir kere ve Vano o gün perdeyi yırttı.

Vano’cik adalı da oldu. Sokaktaki kedilere nazaran hırçın bir kediydi, saldırgandı. Diğer kedileri fena pataklıyordu. Eski hayatını bulmaya çalışır da kaybolur, aç kalır veya bir köşeye sığınıp yemeden içmeden ölebilir korkusuyla, ruhsal durumu düzelene kadar, bütün yaz boyunca bağlı gezmesi şart koşuldu. Hoş, dış ülkelerde kediler özgürce gezmezler. Tasmalı kediler café’lerde sahiplerine eşlik ederler.

Vano çok farklı bir kedi. Kemik yapısı  farklı. Tüyleri, bıyıkları, pembe ve adeta şeffaf kulaklarıyla, kızgınlığı, hemcinslerine   saldırganlığıyla çok farklı bir kedi. Sevilmeyi, okşanmayı çok seven bir kedi ama bunun için kucağı reddeden bir kedi. Yanınıza gelip sırnaşan, türlü cilvelerle, çıkardığı mırın mırın seslerle kendisini sevdiren, okşatan bir kedi.

Vanlılar inatçı olur derler. İşte Vano’cik tam bir Vanlı. İstediği her şeyi yaptıran, kızdıkça insan gibi homurdanan, yeri geldiğinde ağzını bir karış açıp avaz avaz bağıran, azarlayan ve bunları yaparken, inanmayacaksınız ama kendince konuşan bir kedi. Yemeğini seçer, asla artık yemez, tavuk etini pişirtip ılık ılık yer benim Vanom. Her sabah onu pencerede güneşin doğuşunu seyrederken görebilirsiniz. Romantik kedi.

Ve Vano sadık bir kedi. Özeli de var Vanomun. Her yıl adada kendisine bir kedi seçer. Gelinimiz hep bir tekir kedidir. Vanonun eşi gibi gördüğü o tekir kediyi sahiplendiğini, koruduğunu şaşkınlıkla izleriz. Hiçbir kedi Vanonun tabağından mamasını, hele tavuğunu yiyemez ama gelinimiz afiyetle karnını doyurup, tatlı tatlı yalanabilir. Vano evin çevresine bir sınır çizer ve asla evden uzaklaşmaz. Eskiden Minu’nun yaptığı gibi yedi mahalle dolaşmaz, manastıra, havuza, Nefi’ye, akasyaya gidip arz-ı endam etmez Minu gibi.. Tekirini de göz hapsine tutar, hiçbir kediyi tekirine yanaştırmaz. Eh! Övünmek gibi olmasın ama benim Vanom yakışıklıdır, varlıklı ve görgülü kedidir, yediği önünde, yemediği arkasında, zaman zaman akıllı da denilebilir. Tabii ki mahallenin dilberleri peşinden koşarlar. Vano’cik ne yapar? Onlardan faydalanma yoluna mı gider, yoksa kendisi mi çaktırmadan onları kovalar, taslarından su mu içer? Delikanlılık bu mudur yani? Hayııır, benim beyaz dünyam Van kedisi olmanın asaletini koruyabilen sağlam karakterli, bir “Pisik”tir.

Vanomu yakından izleyen komşum, bir gün :”Vay be! Bulamadık bir Vano” demişti de, yorumu sizlere bırakıyorum. Tekir kedi şanslı değil mi?