Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Uzak değil...

22 Mayıs 2011, Pazar - 01:04
Dereköy, uzakta, Gökçeada’da bir köy. Bomboş bir köy, kutu kutu taş evler, hoş bir köy, düşündüren, şaşırtan bir köy. Terk edilmiş bir köy okulu, bakımlı pırıl pırıl bir köy kilisesi, bir çınar ağacı gölgesi, altında hatıralar, hayaller, özlemler. Bir dut ağacı köyü bekler. Dökülen dutlar, kimler toplar, kimler ağlar? Bir mezarlık var, kapısında da bir kilit. Dolu mezarlar, boş evler. Bir köylü keçi peyniri satar, birkaç hane, bahçede hamak, dantelli perdeler. Oysa, Dereköy için dünyanın en büyük köyü derler. 1200 haneliymiş. Ne olmuş, ne bitmiş, bunlar hep boş şeyler. Her kıtada, her ülkede, her devirde olmamış mı böyle şeyler? Aslında anlaşamayanlar hep büyükler. Eziyeti de toplumlar çeker. Geçmişi silmek veya değiştirmek tabii ki imkansız ama ya şimdi, ya sonra ?
 
Boş olan yalnız Dereköy’deki dizi dizi sıralanmış o kutu kutu taş evler mi? Bazen kafalar da boş, yürekler de boş, geçen zaman boş.
 
Nereden gelip nereye gittiklerini bilmeyen boş kafalar, güzel ile doğruyu, çirkin ile yanlışı ayıramayan boş kafalar. Öğretimini tamamlayıp eğitim almamak için direnen boş kafalar. Hayat trafiğinde başkasının bilinmeyen dünyasına kayan boş kafalar. Sevgi ile vicdanı çöpe atıp, kin, nefret ve hınçla beslenen boş yürekler. Egosunu garezini yaşamak için, sevdiklerini bile kullanan boş yürekler. Yaşanan hayata gölgeleri bile düşmeyen boş yürekler. Geriye dönüp baktıklarında, iyiye güzele imza atmadan, büyümeden, öğrenmeden, üretmeden, negatif kafayla ömür çürütürken, geçen boş yıllar.
 
Ümitler kırılınca, hayaller yok olunca, acı yürekleri sarınca, dolu dolu olan tek şey : Boş laflar.