Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Güneş'den
Güneş Batum EsenGüneş Batum Esen

Uçmak...

26 Nisan 2012, Perşembe - 22:22
Öyle bir kelime ki kelimenin her hali insana iyi geliyor.
Belki de insana özgü olmayan “kanat çırpışı”nın sahibi binbir çeşit güzel kuşları çağrıştırdığı için.
Kuşlar deyince de, hani aklıma gelmişken Richard Bach’ın müthiş bir eseri olan Martı kitabını okumayan yoktur en azından  film ya da tiyatrosunu izlemeyen yoktur...
Çağrışımları herkese nasıl gelmiştir bilemem ama  ben bu güzel tiyatro oyunundan etkilenmiş de olsam martıları  pek sevememişimdir, hem de halen.....
Gürültülü olmaları mı? bedavacı olmaları mı? yoksa bir lokma simit uğruna,  Üsküdar-Kadıköy hattındaki vapur keyfime,  önce  “ardımdan kovalıyor”  duygusunu, sonra da “geride kalma”  hüznüne dönüştürebildiklerinden midir?  Bilinmez, Martılarla aramda sevgi bağım henüz net ve pozitif değil ama ister martı olsun ister diğeri...kuşları oldum olası kıskanmışımdır...oldum olası hayran kalmışımdır.....
Kim kıskanmaz ki bu hayvanlar aleminin en özgür olanını?...
İşte bu kıskandığımız kuşların, bu büyülü eylemini bizlere yaşatan uçak yolculuklarına dem vurmayı düşündüğümüz şu nacizane satırlarımızda tek açık kalacak olan belki eylemin esas hak sahibinin bu konuda ne düşündüğü....
Gökyüzünü kirlettiğimizi düşündüklerine eminim ama bunu ispatlayabileceğimiz herhangi bir veri elimizde olmadığından onlar adına bir şey söylemek zor. Hem zaten THY başta olmak üzere  havacılık sektörü korbon emisyonu üzerine yoğun çalışıyor.Bu yüzden gökyüzünü onlarla birlikte kullanmamızın şimdilik bir sakıncası görünmüyor.
Uçmak deyince hepimizin aklına ilk gelen bu güzel canli türü kuşların gökyüzündeki kendi taklitlerine  bakışları nasıldır hiç bilinmez ama uçmayı seven kime sorsanız uçuşlarına dair verecekleri cevaplar  genelde  “kuşlar gibi özgür olmayı seviyorum” ya da “kendimi kuş gibi hissediyorum” değil midir?
Peki uçmak deyince aklımıza sadece bu mu geliyor?....
Bir diğeri olan bir parça sevinci de içeren bir keyif hali olarak “mutluluktan uçuyorum” şekli ile kullanıla gelmemiş midir bu kelime?
Biraz müsteshi ya da bazen tehlikeli olanı da içerse; uçmak fiili genelinde bizlere keyif verenidir ve bunun insana dair olanının en iyi anlaşıldığı da uçak yolculuklarıdır.

Havacılıkta uçmak eylemin esası ve her işlem bu esasın gerçekleştirilmesi olduğundan her ayrıntıda, her duruşta mevcut ama ya yolcu safhında durumlar nedir? diye merak etsek ve biraz da kendimize dönsek acaba neler çıkabilirdi insanın “en özgür” olma hallerini betimlemeye kalktığımızda?.
Sosyal bilimciler  bazı ipuçları verirler bize ve bunlar arasında da uçmaya gelen insanların uçma eylemi ile ilgili ilk temas ve eylemlerinin yeri olan Havaalanlarıdır...
Ve Yer işletme çalışanlarının da çok iyi bildiği bir piar bilgisine göre; yolcuyla en etkili temas ilk 30 sn ile 4 dk arasındadır ve çoğunlukla da bu sürede uçuş kararı netleşir.
Oysa yolcu için bu serüven bu ilk 4 sn ile uçulan noktaya sağsalimen varışın tüm süresincedir.
Ardımızda bir şeyleri bırakmanın en yoğun hissedildiği yolculuğumuzun ilk 4 sn’sinde ilk temasımız başlar yolcu hizmetlerinin bir görevlisi ile.
Bu bazen bankodaki sarışın bir görevli, bazen de güvenlik kontrolündeki bir polis, bazen de boarding kartımızı elimize verip bize mutlaka “iyi uçuşlar” diyen güleryüzlü havacılık personelidir.
Biz insanoğlunun hiç beceremediği uçma eylemine dair olanın ilk aşamasıdır bu.
Diğeri de uçağa binip indiğimiz ana kadar olan ve gökyüzünde olduğumuz süreyi kapsayan UÇMA HALİ’ dir, ki işte tüm hazırlıklar ve herşey bu halin en iyi ve güvenilir olanıyla tamalanabilmesi içindir.
Bundan çok değil bir kaç yüzyıl öncesi ve daha gerisinde yani eski çağlarda insanların uçması dünüşülemediğinden bir tür Tanrılara meydan okumak olarak algılanırken  günümüz insanının kıymetlenen zamanı ve gelişen teknoloji ile neredyse her an her yere gidilebilir hale geldi ve  tüm dünya havacılığının toplamına bakarsak gökyüzünde bir günde uçan insan sayısı ortalama 2.000 .000 kişi.
Hal böyle olunca  uçmak eylemi yerde yürümek kadar doğallaşıyorken uçmak eyleminin yerdeki kadar kolay olabilmesini Allahın kuşlara bahşettiği uçma yeteneğimizin olmayışı ile bir mutluluk haline çevirmek çok da tuhaf olmasa gerek.
Hollanda, Almanya, Avusturya,USA,İsviçre gibi ülkeler bu eyleme alışamayan insanoğlu için ortaya çıkan uçuş fobisi ve tümünde uçuş  psikolojisi üzerine eğitim araştırmaları ve  binbir çeşit yazılımları yapa dursunlar,
Havacılık sosyal bilimlerin yaptığı istatistiklere göre yoculardaki huzursuzluk hissi % 85 ’lere varsın,
İnsanoğlu isterse İnvulnerabilitiy (incinmezlik düşüncesi) ‘nin de yardımıyla bu uçma eylemini daha keyif veren hale getirebiliyor.
Bundan epeyce önce bir uçuşumda denk geldiğim bir Kabin Amiri arkadaşım kötü bir türbülansı “gökyüzündeki bedava hamak”  olarak değerlendirmiş ve hafiften bir şarkı mırıldanmıştı.
O vakitte şaşırdığım bu algılamayı aklımın bir köşesine kazımış olmalıyım ki denk geldiğim bir başka sert türbülansta hissetmeye çalışmıştım.
Yıllar sonrasında ben de bir THY çalışanı olacaktım ve belki de THY personeli olma sorumluluğumla baktığımdan , salt kendimi değil etrafımdakileri de yatıştırmada epey etkili olmuştum.
Oysaki uçma eyleminin kendi paradoksundayken, boşlukta olma hissini en kötüsüyle bize sunan türbülans  genelde tehlikesiz sayılsa da insanı ajite eden ya da bir çoğumuzu korkutan bir durum halidir.
Yüksek teknoloji ile donanımlı uçaklarla gökyüzünde olma hissininin yere basma duygumuza nazaran daha güvenilmez gelmesi biraz ironik ama bir o kadar da  “olumsuz koşullanma” sebebiyle değil midir?
Ne fark vardı ajite  olduğum türbülanslar ile bu son deneyimlerimde? yine THY uçağındaydım, aynı bendim ve aynı uçakla aynı yöne gidiyordum.
Fark  sadece madalyonun diğer yüzünü görebilmekti.
Kabin Amiri arkadaşım bunun eğitimini aldığından, işi bu olduğundan, çok sık yapmak zorunda kaldığı bu eyleminden faydayı daha yüksek tutmayı başarmış ve  Allahın bize bahşetmediği uçma eylemini daha keyifli hale getirmeyi bilmişti.
Zaten de herşey biz insanların biraz da  nasıl baktığıyla  ilgili değil midir?
Bu yazının yazıldığı anlarda, siz bu yazıyı okurken de.... Gökyüzüne başımızı kaldırdığımızda kimbilir kimler nereden nereye uçuyorken.....
Göz kırpıyorum gökyüzüne ve  Herkese her daim  keyifli uçuşlar diliyorum........