Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Tut ki anlamadım...

27 Mart 2015, Cuma - 07:05
Oyun bahçesinin hiç büyümeyen çocukları varmış...
Mış diyorum, çünkü biliyorum diyip bilmeyenlerdenim.
Oyunlar çocuklukta kalmamış meğerse...

Hem de neler neler...

Yakan top, kör ebe, kovalamaca, elim elin üstünde,  bir adım, iki adım, üç adım ben yendim, ebe kim, kaçan kim, kovalayan kim....
Vay diyor yüreğim kocam bir vay....
Yaşamamışlığımın büyük acemiliğinde...
Sokağa ilk kez çıkmış bir çocuk çekingenliğinde,  tüm cesaret toplanıp saklanıyor....
Şart mı oynamak....
Sonra kendi kendimi tuş etmek adına bastırıyorum, kapak misali....
Hayat bi oyun değil miydi....
Yanıt koca bir
Evet
O halde oyun bahçelerinin olması neden bu kadar seni şaşırtıyor ki
Her şey olası...
Şart mı kazanmak
Güc gösterisi
Sen kaçtın ben kovaladım
Yok yok ebe benim, hayır ebe sensin....
Gerenkkkkkk var mı bir kez daha zihin oluşturduğu hikayenin oyuncularını daha önceden tanıyormuşcasına...
“Korkak, korkak, korkak “ sesini kulağım duymaya başlıyor....
‘Bana ne ben oynamıyor’ demek için....
Sonrası bir el uzanıyor  hadi oyna diye
işte o an oyunun içinde egonun alt etme garipliğinde
İçselliğimde ise eğlenmeye başlıyorum...
Ve basıyorum kahkahayı
iyi de ben hiç oyun oynamamışım ki  çok zevkliymiş diye....

Yani oyundayım

Tut ki kazandım...