Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Toplumsal Hipnoz (Bölüm 2)

21 Nisan 2011, Perşembe - 17:45
Belki de hepimizi en çok arayışa iten durumlardan bir tanesi birazdan bahsedeceğim yanılgı. O da mutluluğun gelecekte bir gün bizi bir yerlerde bekliyor olduğu yanılgısı. Sahip olduğunuz bir şeyde, evleneceğiniz bir eşte, kazanacağınız bol paralarda, toplumda elde edeceğiniz saygın bir yerde, yaşayacağınız harika bir ruhsal deneyimde. Bütün bunlar sadece geçici ve anlık hazlar sağlayan ama zaman geçtikçe sıradanlaşan deneyimler. Ve mutluluğu bu durumlarda aradığımızda en çok yaptığımız şey mutluğu ertelememiz. Örneğin şu anda keyif aldığınız bir deneyimdeyken, zihin onu çoktan sıradanlaştırıp kendini gelecekte keyif alacağı başka bir deneyime şartlandırmaya başlar. Mesela satın almak istediğiniz bir araba vardır. Uzun zaman sonra ona sahip olursunuz ve sonra size normal gelmeye başlar. Hedefiniz yükselmeye başlar, onu unutup başka arabalara bakmaya başlarsınız. Ve bu durum hayatın birçok deneyiminde aynıdır. Sonuç olarak güzel deneyimler yaşamak ve hedeflemek tabii ki çok güzeldir ve bunu yapmak son derece doğaldır. Ama eğer mutluluğu orada arıyorsanız orada olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. 
Gerçek mutluluk şu anda burada, çünkü mutluluk bir deneyimle sınırlı olmayan doğal bir haldir. Dışarıdan kendinize ekleyeceğiniz bir şey değildir. Bu okyanusun mutluluğu suda araması gibi bir durumdur, ama zaten su olduğunu fark ettiğinde bu yanılgıdan çıkarak gerçeği deneyimlemeye başlar.
Toplumsal hipnozun belki de en büyük yanılgılarında birisi de kendimizi bedenimizle sınırlı zannetmemizdir. Çünkü bu toplumun sürekli tekrarla bizi şartlandırdığı bir durumdur. Ve kendimizi sadece zihin-bedenle sınırlı olarak görmemiz birçok karmaşaya girmemize neden olur. Hepimiz mükemmel bir beden isteriz ama bedenin doğasında doğmak, büyümek, gelişmek, yaşlanmak ve ölmek vardır. Bu, bedene özen göstermeyin ya da ona sağlıklı bakmayın demek değildir. Doğru olan gerekli özeni göstermek ve bedene iyi bakmaktır ama onunla sınırlı olmadığınızı onun sadece bu dünyada giydiğiniz bir elbise olduğunu fark etmektir. Bunu fark ettiğinizde bedeninizle çok daha barışık olmaya ve olduğunuz halinizle yeterli olduğunuz görmeye başlarsınız. Beden farkındalık olmadan var olamaz ama farkındalık beden olmadan da vardır.
Sonuç olarak toplumsal hipnoz çoğu kişinin içinde bulunduğu ama fark etmediği bir durumdur. Ve en son olarak bu toplumsal hipnozun son parçası da herhangi bir şeyi sorgulamadan gerçek olarak kabul etmektir. İşte bu yüzden bu iki bölümdeki yazımdaki hiçbir şeye inanmayın. Sorgulayın, deneyimlerinizle tartın ve ondan sonra karar verin. Çünkü bir şeye körü körüne inandığımızda onu çoktan yok ederiz. 
Olduğunuz halinizle yeterli olduğunuza inanmayı tercih edersiniz yoksa bunu her anınızda yaşamayı mı? Mutluluğun doğal haliniz olduğuna inanmayı mı isterseniz yoksa onu şu anda burada deneyimlemeyi mi? Seçim sizin.