Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Tavla zar ikilisi...

30 Mayıs 2013, Perşembe - 05:18
Özlemler hep büyütülür ya, “ah dünler” diye. El ayak üstü çarpanında isyanların ayyuka çıkan tezahurunda, yaşatılan gerçeklerin, aratılan kısmında kalınır ya...
İşte öyle bir şey...
Dün güne kavuşturulurmuş...
‘Yok yok kalmadılara’  “var” demenin güzel telefuzunda, mahalleli olmak, o dokuyu hissetmenin güzel anları...
Bakkalıyla, kasabıyla, manavıyla, kahvesiyle, selamlaşmaların güzel boyun eğişlerini sunmak ne iyiymiş...
Küçüklüğün pamuk şekeri özleminin, günde omuz üstü satılan yoğurtçunun melodik tınısıyla karşılaşmanın gülümseten yankısında bir bakış...
Nişantaşı” nın burnu büyük havasını, yıkan bir olgunun, bir parçasına gark olmanın keyfinde dökülüyor, bu kez kelimelerim...
Komşu toplaşmalarında, zar seslerinin tavlayı şenlendiren esprili galibiyetlerinde buluşuyoruz...
Organizasyon mimari, Pariyazarların Zahit Babası...
Neden mi söz ediyorum...
Çok keyifli karşılaşmalardan elbet...
Kapı önü kurulmuş masalarda, bu yıl ikincisi düzenlenen Tavla Turnuvası”ndan...
Maçlar başladı...
Heyecan dorukta...
Şampiyon kim olacak? Kupayı kim kaldıracak?
Yüzler hiç yabancı değil, merhabalar az olsa da...
Ardı, kahvealtı tavla zar ikilisinde sevimli gülücüklere dönüşüyor...
Yazın sıcak saran havasında, özlem duyulan mahalle dokusunda, yenenler yenilenler, Niğde gazozunun serinleten tadında...
Şakayla karışık, yenmeyi hazmedip,  mağlubiyeti kabul edememenin komik isyanlarında, sanırım en büyük kazanç, dostun beyne asılı kalan gülümsemesi...
Diyeceğim o ki, istenirse, dün de gün ediliyormuş, en hasından tokalaşmayla ile...
Bakalım hep yek atan mı, yoksa kapı alan mı puan tablosuna yazılı kalacak.