Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Hayattan notlar
Yavuz RençberlerYavuz Rençberler

Taşı suya ilk ben atıyorum...

17 Mart 2015, Salı - 13:44
Elinde sihirli değneğin olsa neler yapardın kendin ya da sevdiklerin için? Ya elinde tek bir taş olsa ve bunu ‘hak edene’ atman gerekse ne yapardın? Aranızdan en günahsız olan ilk taşı atsın, meselesi değil anlattığım.
Bütün hayatının toplamında tek bir hakkın olacak ve tek bir atışın. O taşı kime fırlatıp ‘cezalandırmak’ isterdin? İyi düşün. Bütün hayatını gözünün önüne getir. Bugün son günün say ve taşı ‘en hak eden’ kim?
Listelerimiz o kadar kabarık ki, işin içinden çıkamıyoruz bazen değil mi? Ya da elimizdeki taştan daha büyük kayayı hak etse bile, içimizdeki yüce insani duygulardan dolayı affetmeyi mi seçiyoruz ‘suçlunun’?
Sahi, bir insanı ‘affetme zaman sürecimiz’ kaç gün, kaç yıl? Tümüyle affedebilme sürecimiz nasıl işliyor? Ya da hiç affedemez miyiz?
Ne çok soru sordum. Aslında bu sorular kendime. Romanları seviyorum. Hikayeleri seviyorum. İnsana, insanın doğasına yolculuğu seviyorum. Her yolculukta önüme onlarca soru ve tespit geliyor. Şaşıp kalıyorum. Bazen bu soruları kendime sorduğumda cevap alamıyorum. Aldığım cevaplardan korkuyorum.
Aynı soruya dönem dönem verdiğim cevaplar da değişiyor. Yaşadığımız olaylara kırılma noktalarımıza göre yeni “kişiler” oluşuyor içimizde. Belki de bir tek tuttuğum takım değişmiyor.
Zamansızlığımız artıyor büyük şehirde. Durup da düşünemediğimiz anlarımız çoğalıyor. Ani kararlar, derinlemesine düşünmeden atılan adımlara sahipliğimiz çoğalıyor.
Sihirli değneği kullanacağımız kişiyi, o noktaya kaç zamanda belirledik? Uzun yıllar süren bir sempati, beğenme, sevme süreçlerini deneyimleyerek mi bu tercihe ulaşıyoruz? Yoksa kısa anlık kararlarla mı?
Ne çok soru soruyorum. Bu sorular kendime aslında. Yolculuktayım ve merak ediyorum.
Bir insanı sevmenin rakamsal zaman değeriyle, bir insandan nefret etmenin rakamsal zaman değeri aynı değil mutlaka. Elimdeki taşı kimseye atmak istemiyorum. İstememeye çalışıyorum. Benim de nefret edip o taşı atmak istediklerim var. Ama atmak istemiyorum da. İnsanın ‘affetmesinin’ bir erdem olduğunu biliyorum. Kin duygusunun her ne sebebe dayanırsa dayansın sonuçlarının yeni kinler doğurduğunu biliyorum. Öç almak nasıl tatlı bir duygudur, değil mi?
Sihirli değneği önce kendim için kullanmak istiyorum. Affetme duygumun gelişmesi için. Affetme sürecimin kısalması için. Sihirli değneği kullanacağım kişiler hakkında daha kısa sürede karar verebilme yeteneğine kavuşmak için. Tanımadığım, az tanıdığım ama ihtiyacı olan insanlara kullanmak için tereddüt etme anımın yok olması için sihirli değneği kendim için kullanmak istiyorum önce.
Bir başkası için taşı hak edenlerden biri de ben olabilirim. Kafama taş yemek istemiyorum. O halde taşı suya ilk ben atıyorum. Taşın suyun üstünde kaydığını görüp çocukça keyif almak istiyorum.