Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Has Bakış
Ali HasdemirAli Hasdemir

Tarım tarumar... Ve yaban ellere teslim..!

01 Mart 2012, Perşembe - 12:52
Ülkenin tahıl ambarı diye övündüğümüz yöreler, günümüzde kan ağlıyor..
 
"Köylü milletin efendisidir" demişti, ulusal önderimiz Gâzi Mustafa Kemal Atatürk..
 
Kurtarıcı, bu sözü durup dururken, öyle boşu boşuna söylememişti..
 
Her zamanki gibi ileri görüşüyle, olası tüm riskleri düşünerek de söylemişti..
 
Çünkü üreticiydi çiftçi.. Tüm ülkeyi besleyecek gıdaları, tarım ürünlerini üreten
onlardı..
 
Yazının başlığında, hayli iddialı kabul edilebilecek olan "Tarımımız tarumar" derken,
biz de ezbere konuşmuyoruz..
 
Her zaman olduğu gibi reel rakamlar üzerinden hareketle şu sonucu çıkartıyoruz..
 
2002 yılında 4,5 kilogram buğdayla, traktörüne 1 litre mazot alabilen çiftçi, bugün ise 7
kilogram buğdayla 1 litre mazot bile alamıyor..
 
Nasıl tarım yapsın? Hangi güç, hangi para, hangi moralle? Çiftçi geçim derdine
düşmüş sadece..
 
Öteden beridir çiftçinin karagün dostu olarak bilinen Cumhuriyet Türkiyesi'nin
önemli kazanımlarından ve en güzide kurumlarından biri olan Toprak Mahsülleri Ofisi
(TMO), uyguladığı kota ve maliyetin altında seyreden fiyatlarıyla adeta çiftçiyi dışladı,
kara günlerinde yüzüstü bıraktı..
 
Oysa bu kurumun kuruluş amacı bellidir; Türk köylüsünü ve ürünlerini korumak..
 
Dolayısıyla toplumun da çıkarlarını koruyarak nüfusun doymasını sağlamak..
 
Can çekişen tarım böyle de hayvancılık farklı mı?
 
Hayvancılık daha da kötü bir düzeye indi..
 
Bir kilogram süt, 1 kilo yem parasını bile karşılamıyor..
 
Bu demektir ki; bu yönetimler çiftçiye "bırakın üretimi, hâlâ niye üretmeye
çabalıyorsun?" demek istiyor..
 
Bu açık..!
 
Ziraat Bankası, ilk ve yegâne amacıyla Türk çiftçisi ve köylüsüne iş istihdamı sağlamak
için kurulmuş bir bankaydı..
 
Bugün iseTürk köylüsünün, Türk çiftçisinin bankası olmaktan fersah fersah uzakta..
 
Bireysel mevduat ve bireysel kredi bankacılığı yapmaktadır düpedüz..
 
Ve tarımsal kredi faizleri, enflasyon oranlarının çok üzerinde tutularak çiftçi resmen
iflasa sürüklenmiştir..
 
Dünyanın en önemli tütün üreticilerinden biri olan Türkiye, son 10 yılda bu üretimini
yarı yarıya düşürmüş..
 
Dahası, kendi üreticisini yakan yönetimler yüzünden ülkemiz yabancı sigara tekellerinin
cenneti konumuna getirilmiştir bugün..
 
Şimdi ise küresel sermaye gruplarının gözleri, hepten bereketli topraklarımızda..
 
Yabancı fonları, son finansal krizle birlikte yeni yatırım alanı olarak dünya genelinde,
tarım ve gıda alanına yöneliyor..
 
Doymak nedir bilmez küresel sermaye, üretim için tek kaynak olan verimli tarım
arazileri için gözlerini direkt Türkiye’ye dikti..
 
Projeleri belli, yeryüzündeki enerji ve maden rezervlerinin tükenişi gibi besin maddeleri
de hızla tükeniyor..
 
Kapitalizm böyledir işte..
 
Böylesine pervasızdır..
 
Ağzından salyalar saçarak, arsız bir iştihayla bitip tükenmeye yüz tutan emtia
üzerinden rant sağlama peşinde koşar..
 
Küresel finans krizinin ardından, dünyanın büyük yatırım fonları ve büyük sermaye
grupları yeni yatırım alanı olarak tarım, hayvancılık ve gıda sektörüne yöneldi.
 
Yatırım fonlarının hububata, tahıla yatırım yapmasının ardından gıda fiyatları da
tırmanmaya başladı. .
 
Bu tırmanışın ardından büyük sermaye grupları gıda üretimini artırmak için verimli
topraklar tespit etmeye ve bu topraklarda yeni yatırımlara yönelmeye başladı..
 
ABD heyeti, geçenlerde Adana’daydı.! Neden?
 
Bayram değil, seyran değil, peki enişte bey neden öpmek istiyor?
 
İşte bu fonların ve büyük sermaye gruplarının yeni adresi dünyanın en verimli
toprakları olarak gösterilen Anadolu'muz..
 
ABD heyeti bir yandan, kuraklıktan kıvranarak sürekli gıda ithal etmek zorunda kalan
Ortadoğu’nun en zengin ülkeleri olan Suudi Arabistan ve Kuveyt öte yandan..
 
Oluşturulan heyetleri, Türkiye’de tarım sektörüne yatırım için adeta sıraya giriyorlar.
ABD'nin sığırcılık uzmanları, Adana'da incelemeler yapıyor..
 
Ne yapmaya çalıştıkları yeterince açık değil mi?
 
Şirket evlilikleri yaparak yerli ortaklar edinip onların eliyle bu ulusal değerlerimize el
atmak ve yediğimiz içtiğimizi denetlemeye soyunuyorlar..
 
Yerli ortaklar ve petrol zengini bedeviler, bu konuda ciddi projelerin ve halen süren
çalışmaların olduğunu saklamıyorlar..
 
Yaban patronları hayvancılığımız da cezbediyor..
 
Şanlıurfa'da ciddi ciddi hayvancılık için yatırım merkezleri kurulacağını da açık
ediveriyorlar.. Ve Ortadoğu'lu işadamları da Şanlıurfa’yı mesken tutuyor ve ortalıkta
fink atmaya başlıyor..
 
Şanlıurfa'daki yüksek bürokrat, sanırım henüz meseleyi kavrayamamış ve olan bitenin
farkında bile değiller..
 
Ki, bu son çalışmaları ve yapılacak sermaye yatırımlarını ülkenin önündeki en önemli
fırsatlar olarak görüyorlar, hayır, daha doğrusu öyle gösteriyorlar..
 
Herşeyin farkında olup da bu girişimleri yine de ülke ve toplum adına yararlı, büyük
fırsat olarak görmeleri/göstermeleri olasılığını ise düşünmek bile istemiyorum..!
 
Eğer öyleyse, olay daha da vahim demektir..!
 
Telâfisi olanak dışı ve geriye dönüşü olmayan bir yol ayrımı, aynı zamanda..
 
O topraklar, doğal, organik ürün vermediği gün borsanızın, fonlarınızın,
banknotlarınızın hiçbir işe yaramadığını göreceksiniz..!
 
Bağımsızlığın ne denli yaşamsal önemde olduğunu anlayacaksınız o zaman..!
 
Esen kalınız..