Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Taraftarın kalbini yine firara gönderdin...

05 Ekim 2013, Cumartesi - 22:31
“Kaleyi yokladı”
Bayılıyorum spikerlerin bu lafına..
Kaleyi bir adam niye yoklar ki!?
Kale yerinde duruyor oysa!
Melih Gümüşbıcak bu lafı söylediğinde Eneramo kaleye öylesine bir şut atmıştı!
Etkisiz ve komik bir şuttu..
Bir önce de neredeyse sol çaprazda sıfır noktasından yerden şut çekerek kaleciyi çalıştırmıştı!
Oysa futbolu gerçekten bilenler, o noktadan kalecinin en zayıf yeri üst doksandır..
Oradan başka türlü gol olması gerçek mucizedir!
Peki, tercihler böyle iken, Eneramo ne yapmalıydı?
Elbette bencil olmamalıydı..
Bencilliği bırakıp, pas tercihi yapsa çok daha fazla tehlikeyi getirecekti!
İkinci yarı da Gökhan’ın nefis pasını aynı şekilde, bu defa sağ çaprazdan eritti!
Anında da oyundan alındı!
Bu da gösterdi ki Eneramo kesinlikle Beşiktaş’ın futbolcusu değil..
Zaten, oyundan çıkartılana kadar Beşiktaş forvetsiz oynadı bence..
Sürekli kanatlarda gezen bir forvet mi olur!?
Kendi ortasına kendisi mi koşup vuracaktı yoksa..
Sahi ya, belki de bunu başaran ilk (futbolcu değil) insanoğlu olmak istemiştir(!!)

“Kaleyi Yoklama” lüzumsuzluğu...
Bu işler böyledir ama, başarırsın “KAHRAMAN", başaramazsın "Lüzumsuz” olursun!
Nitekim, Eneramo’nun yerine giren Ömer Şişmanoğlu, hücum anında olması gereken yerde olduğu için, Fernandes’in “Al da at. Başka b’işi yapma” diyerek attığı topu gole çevirdi!

Bence maçın yıldızı, Bizans’ın korkulu rüyası Kara Murat’tan sonra gelen Kara Atilla’dır!
Anladınız siz onu..
Adam bu sefer, yine sol bek oynadı, ve şahane de oynadı!
Yılın en iyi transferi bence bu çocuk!
Ha Kara Murat ha Atiba Hutchinson..

Beşiktaş, Eskişehir’den daha güzel oynadı bu maçta..
Anasının ak sütü gibi 3 puanı hak etti..
Ayrıca, Beşiktaş bu maçı alarak, hızla toparlanma sürecine girmiştir!

Durun size bir şey anlatayım:
Geçen sene bir semt pazarını geziyordum.
Tezgah üstüne karpuza benzer koca şeyleri görmüştüm.
Yatılı okuldan beri sevmezdim ben onları.
Pişmeden tatlı yapmışlardı onlardan..
O gündür bu gürdür dünyada yemem ben kabak tatlısı..
İnadına sormuştum “Nedir bu” diye..
Satıcı çocuk “KABAK Abi” demişti..
Kabak işte..
Ha, kabak dedim de aklıma geldi maçtaki karar anlarının rezaleti..
Hani insana, yurt dışından hakem getirin dedirttiği anlar..

Bu maç için bunlar haksızlık değil midir Hakem Bey?
Taraftarın kalbini yine firara gönderdin Hakem Bey!
İlk yarı Eskişehirli oyuncunun Necip’in ayağına arkadan gelip basması kırmızı kart değil midir Allah aşkına..!?
Peki ya, ceza sahası içinde yere düşürülen Necip’in baldırana basmak neyi gerektiriyor?

Ama Eskişehirli genç oyuncunun “Çatal”da patlayan şutu, fena güzeldi doğrusu..
En azından kaleyi “Lüzumsuz Yoklamadı”..

Gönüllerde taht kuran “Eskişehir Bandosu”na da iki çift lafım var..
Her şey iyi güzel de, maç oynanırken neden “Artık Sevmeyeceğim” şarkısını çalıyorsunuz!?
Oyuncularınız yanlış anlar sonra.. Benden söylemesi..
Çav Bella’nız güzeldi ama..

En Kalbi Muhabbetlerimle..