Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Tadında bırakanlar.......

09 Mayıs 2011, Pazartesi - 00:01
Hiç uğraşamam çevirilerle, nezaketle şu saniye. Gerçi çok alçak ayran gönüllüyümdür ama...
- Genç miyim?
- Evet
- Meyhane kavramını elimden geldiğince, vaktim veya mekânım oldukça tadıp keyfine varmaya çalışıyor muyum?
- Kesinlikle!
- Hele ki buralardaki fotoğraflar olsun, yazılar olsun, biraz edepli, bol saygılı, kimsenin kimseyi tanımadan sofrasına alıp, yudum yudum tanıyarak paylaşıp keyif aldığı her ana saygım var.
- Ama o kadar.
 
Bundan sonra, ait olmadığımı biliyorum o meyhanelere, olamayacağımı da. Kandırmacanın alemi yok;  yaşım başım gereği, nail olduğum bilgi erişimi olsun, paylaşımı olsun sürekli cebimde bir aygıt, bip bip bip ötüyor ki beni bir şeylerden haberdar edebilsin.
 
Haberdarım her günden, saatten, saniyeden, andan ve akşam olup sofrayı paylaşacak bir insan bulduğumda geriye ne kalıyor konuşacak? Anılar demeyin, lütfen, yaş gereği anılar hızlı tükeniyor, ayrıca sizin kadar farklı şeyler yaşamıyoruz biz, size göre farklı veya yaşayamadığınız ve yaşayamayacağınız şeyleri zaten tüm bir jenerasyon olarak yaşadık.
 
En tatsız olan şey ise, görmezden gelip üstüne üstlük görmediğiniz “dikkat” imiz. O kadar kısa sürede her şey verilince; anlık her şeye dikkatimizi verebiliriz fakat anlattığınız hikaye, anı, her neyse 3 dakikayı aştıysa ve dinlemiyorsak boşa anlatıyorsunuz. Gerçekten nefesinizi tüketmeyin, bir yudum daha alın ve dinlenin.
 
İkinci bir buluşma mı yapalım? Soframızda rakı olsun, biraz meze olsun, yemekten gelmiş olalım, ne konuşacağız? Politika mı? Bizlere bırakılan sistemi değiştirecek “biri” bekliyorsanız aramızdan çok yanılıyorsunuz. Korkusuzca iletişim kurduğunuz ve bir kelimenin bir anlam ifade ettiği zamanı geride bırakalı en az 20 yıl oluyor, uyanın.
 
Peki meyhaneler? Pub gibi şeylere dönüyorlar... Ben İngiliz kültürüyle büyüdüm, bana problem değil. Bu toprakların kültürü ise paha biçilemez. O zaman ne yapacağız? Açıkcası sizlerle aynı masayı paylaşmak 3 dakika için keyif verecektir, sonra... networking espirileri altında bir şeyler bir şeyler...
 
Bugün oturup 4 saat bira içtim eski bir dostumla, her şeyimi paylaşıp umursamadığım,
böyle kaç kişi var bizim hayatımızda? Çok az. Özellikle “Sil”, “Engelle” gibi şeyler girdiğinden beri hayatımıza, insan değerinin ucuzluğunu daha da iyi biliyoruz.
 
Gençlere, jenerasyonlara, kendinizi “enjekte” etmeden, aşı yapmadan nasıl aktarabilirsiniz bu hisleri?
 
İtalyanların ve Fransızların şarap kültürü çocukluktan geliyor, ben de 3 yaşımda babamın rakısının tadına bakardım ama 9 yaşında akşam yemeklerinde sulandırılmış şarapla büyümedim. İngilizlerin pub kültürünün berbat havasıyla doğrudan ilişkisi var, hava ne kadar kötü, o kadar çok alkol ve uyku, bir de endüstrileşme üstüne sana mı katlanacağım tatlım? Hayır.
 
Bizim rakı kültürümüz nasıl aktarılabilir? Rakı bir birleştirici mi? Çılgın bir proje çıkar mı? Bir radyo programı mı yapalım hazır “Kaybedenler Kulübü” revaçtayken?
 
Ailemle rakı içerken kibarlığı bir kenara bırakıp mutluluğa sarılıyorum. Acı tatlı her şeyimizi ortaya koyuyoruz.
 
Siz içerken, gençler ne yapsınlar? Sizi taklit edeceğimizi mi düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Kıstaslarımız daha korkunç, uçurumlarımız o kadar belli ki, tetris gibi, hata yaptığınızda matematiksel olarak doğrulayabileceğinize inanırsınız.
 
Bir meyhanede, illa sizler oturup içecek misiniz? Peki biz, daha renkli giysilerimizle veya garip aygıtlarımızla masaya dahil olalım, saygıdan da o aygıtları kapatalım... Biz sizinle içerken biraz hızlı, biraz yavaş, vücut enerjimiz ihtiyaçtan ötürü daha fazla meze tüketmeye meyilli... Ne diyorsunuz?
 
Ayak uydurmayın, Levent Kırca’nın Sefillerini oynayacak halimiz yok. Ortayı tutturalım, tadına bakalım, biraz daha öğrenelim ve geliştirelim...
 
Güzelim sofralarınızdan saygı, sevgi, keyif eksik olmasın ama bizim saygı, sevgi ve keyif anlayışlarımızı daha az zarar verecek şekillere sokmamıza yardım ederseniz, daha fazla masa dolar, bilmiyorum, bu yazıyı yazarken ki tek dayanağım bu akşam bir rakı sofrası yapmak idi ve onu da şenlendirecek yegâne dostlarımdan birinin yanımda olmasıydı, biz rakı sofrası yapmadık. Bizi çeken bir yer olmadı bu gece. Çünkü yarına sözleştik, ahtapot getirecek, meyhanecimize pişirteceğiz, umarım fotoğraflarız.
Teşekkürler
 
Eski İstanbul Meyhaneleri ve Meyhanecileri Grubu; Sn. Mert Can Urcan’ın yazısı