Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Sonsuzluğa taşınan sevgi...

04 Temmuz 2014, Cuma - 21:37
Ramazan ayı geldiğinde camilerin şerefeleri ışıl ışıl aydınlanınca aklıma, hayatı ve eserleri hakkında birçok yazılar okuduğumuz Mimar Sinan'ın, çoğumuzun bilmediği, Hürrem Sultan ile Kanuni Sultan Süleyman'ın kızları Mihrimah Sultan'a olan platonik aşkı gelir.
Hürrem ve Kanuni, dillere destan güzellikteki kızlarına doğunca, Farsça "ay ile güneş" anlamına gelen MİHRİMAH adını koyarlar.
Genç kız, on yedi yaşına gelince çevresi onunla evlenmek isteyen taliplerle dolar.
Bunların en önemlileri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa, bir diğeri de Mihrimah'a deliler gibi âşık olan sarayın elli yaşındaki baş mimarı Sinan'dır. İleri yaşına rağmen Sinan kalbine söz dinletemez; tek dileğidir Mihrimah'la evlenmek...
Kanuni ve Hürrem, Sinan'ın aşkını görmezden gelirler. Kanuni, Hürrem'in tüm ısrar ve baskıları ile Mihrimah'ı devlet erkânından Rüstem Paşa ile evlendirir.
Sinan, çılgınlar gibi sevdiği Mihrimah'a kavuşamayınca kendisini çok sevdiği sanatına verir.
Bir gün Mihrimah Sultan, Sinan'ı makamına çağırır. Yerini kendisinin tespit edeceği, adına bir cami yapmasını ister. Bu, Sinan için en büyük ödüldür.
Üsküdar Külliyesi'nde yapmaya karar verdiği iki minareli sade caminin simgesi, Mihrimah Sultan'ın topuklarına kadar uzanan saçlarının silüetidir.
Aradan yıllar geçer... Mihrimah Sultan, Sinan'dan, yerini yine Sinan'ın seçeceği bir cami yapmasını ister.
Sinan on dört yıl sonra Edirnekapı surlarının yanına, yalnızlığını ve ölümsüz aşkını anlatan, yine Mihrimah'ın saçlarından esinlenerek tek minareli ikinci Mihrimah Camii'ni inşa eder.
Koca Sinan, derin bir tutkuyla aşık olduğu Mihrimah Sultan'a kavuşamamıştır ama ona olan aşkını olanca güzelliği ile sanatına yansıtmıştır.
Böylece sevdiğinin adını, kıyamete kadar yaşatacak iki abideye imzasını atmış olur.
Ayrıca; gerçek bir matematik dehası olan Mimar Sinan, Mihrimah için inşa ettiği külliyelerin içindeki camilere bir de sır gizlemiştir. Bugün hâlâ çözülemeyen bu sırra göre;
Sinan'ın kendi yalnızlığını anlatan Edirnekapı'daki caminin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar'daki caminin iki minaresinin ortasından her yıl 21 Mart'ta, yani Mihrimah Sultan’ın doğum gününde ay doğmaktadır.
Kimi tarihçiler buna "rivayet", kimileri gördüklerini ifade ederek "doğru" dese de, gerçek olan bir şey vardır:
O da büyük üstadın, destansı platonik aşkının hâlâ dillerde olmasıdır.