Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Soluk mavi nokta...

09 Ekim 2011, Pazar - 14:11
Soluk Mavi Nokta, Voyager 1 uzay aracının 1990 yılında dünyadan 6 milyar km uzaktan çektiği resmin adıdır. Ünlü yazar ve astrofizikçi Carl Sagan Dünya’yı küçük bir nokta gibi gösteren bu etkileyici resim üzerine bir kitap yazmıştır. Yazımın sonunda ‘Soluk Mavi Nokta’nın kısa videosunu izleyebilirsiniz. Carl Sagan’ın sonsuz evrende Dünya’nın bir toz zerresi gibi görünmesini insanlığın hayata bakış açısıyla şu şekilde ilişkilendirmiştir:
“Muhtemelen insanlığın kibrinin ahmakça oluşunun bu küçük dünyamızın uzak resminden daha iyi bir kanıtı yoktur. Bana göre bu resim ilişkilerimizi daha nazikçe kurmamızın ve ‘soluk mavi nokta’yı koruyup ona değer vermemiz sorumluluğunun altını çizmekte. “  Carl Sagan
Sonsuz evrende küçük bir noktada yaşamlarımızı sürerken aslında bu dünyaya ait her şeyin geçici olduğunu unutuyoruz. Sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şey aslında geçici bir rüyanın parçası. Ama doğal olarak bu yaşamı hiç bitmeyecek gibi yaşayarak yolumuza devam ediyoruz. Ancak herhangi bir şeye sahip olma isteği ve buna bağlı olarak oluşan “Ben” merkezcilik insanları tatminsiz hatta mutsuz hale getirebiliyor.
Hayat bizi bazen çeşitli şekillerde uyandırıyor. Sağlığımızla ilgili ufak bir sorun yaşadığımızda bunun ne kadar değerli olduğunu hatırlıyoruz. Ya da tanıdığımız birini öbür âleme yolcu ederken orada konuştuğumuz arkadaşlarımızla ya da yakınlarımıza “Daha çok görüşelim, haberleşelim” diyebiliyoruz. Ama sonra tekrar eski alışkanlıklarımıza geri dönüp tekrar uyku durumuna geçebiliyoruz.
Uzay yürüyüşlerine çıkan astronotlara dünyaya döndüklerinde en çok etkilendikleri şeyin ne olduğu sorulduğunda nerdeyse hepsi aynı cevabı vermiştir. Uzaydan Dünya’yı gördüklerinde sonsuz karanlıkta mavi bir gezegende yaşadıklarını fark ettiklerinde yaşama olan bakış açılarını tamamen değiştiğini söylemişlerdir.
Aslında bu Dünya’ya ait her şeyin geçici olduğunu hatırlamak şimdiki deneyimimiz ne ise onunla daha kolay baş etmemize, zorlukları daha kolay atlatabilmemizi sağlar. Bazı durumlar gerçekten olumsuz duygular yaşamamıza ve hatta hayatımızın durma noktasına gelmesine yol açabilir. Ve bütün bu karmaşa içinde her şeyin geçici olduğu gibi o olumsuz durumun ve yarattığı duyguların da geçici olduğunu unutabiliriz. Burada insanları kısır döngüye sokan en büyük etken durumlara verdikleri önemdir. Olumsuz bir duruma verilen önem onu daha çok büyüterek, durumu işin içinden çıkılmaz bir hale getirebilir. Burada çoğu insan bir şeye önem vermenin gerekli olduğunu düşünür ancak bu belli ölçülerde gereklidir. Herhangi bir olumsuz durumla karşılaştığınızda elinizden geleni yaparsınız ve bazen durum istemediğiniz gibi devam edebilir. İşte bundan sonra bu olumsuz duruma verdiğiniz önem onu daha da rahatsız edici hale getirebilir. Çünkü bu kısır döngüyle oluşan “Biliyor musun başıma ne geldi? Ne kadar şansızım! Bu kadar da olmaz! Yeter artık, bu şekilde yaşamak istemiyorum!” gibi sözler olayı gitgide büyütür ve hayatımızın merkez noktası haline getirebilir.
Yaşanan durumlara verdiğiniz önemi ne kadar serbest bırakırsanız durum değişmese bile durumun yarattığı olumsuzluklardan o kadar az etkilenirsiniz. Çünkü önem vermeyi serbest bırakmak aynı zamanda sonsuz enerjinizin o olumsuz duruma akmasının da serbest kalmasını sağlar. Böylece yeni olasılıkları ve çözümleri görmeye başlayarak aslında bu döngüden çıkış yolları olduğunu da görmeye başlarsınız. 
  Büyük Hintli düşünür J.Krishnamurti, konuşmalarının birinde seyircilere “Sırrımı bilmek ister misiniz?” dediğinde herkes merakla ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu.
Onlara şunu söyledi: “İşte sırrım… Ne olduğuna aldırmıyorum.”