Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Sofralarının en sultani mezelerinden cacık……….

10 Haziran 2011, Cuma - 16:44

“ ………Yoğurt bir tahta kaşıkla su katılmaksızın çevire çevire iyice karıştırılacak. Karıştırırken yüzde yedi oranında sızma zeytinyağı damla damla yoğurda katılacak. Öyle ki, yağ cacığın üstüne çıkmayıp, tümüyle yoğurda yedirilmiş olacak. Soyulmuş hıyarlar bir yanda dururken diş sarımsaklar bir havanda dövülüp ezilerek sübye kıvamına getirilecek. En önemli nokta, tuzlanan hıyarların asla yan tarafından doğranmaması. Bir elde tutulan hıyar sürekli döndürülürken, öteki eldeki keskin bıçak hıyarın uç tarafına eğimli biçimde girerek çentikler açacak. Öyle ki sürekli döndürülen hıyarda oluşan incecik, uzunca yongalar yoğurdun içine kendiliğinden düşecek. Ayrıca kırmızıbiber, az karabiber harmanlanıp cacığın üzerine serpilecek. Bu nefis karışım sofraya getirilmeden önce üç saat süreyle buzdolabında bekletilecek……” ¹

Bendenizin cacığında ise; soyulmamış salatalık rendelenir (<<<- rendenin en büyük dişlerinin olduğu taraftan ) ayrıca ben karabiber değil de nane kullanıyorum…..Bir de ezilmiş sarmısaklara biraz sirke döküyorum, gerisi el yordamı…..Fena yapmadığımı söylüyorlar……..

Ama cacığın anlatacağım bu versiyonunu az kişi bilir; bu versiyonunda yukarıda ele aldığım tariflerde ki sarmısak yerine doğranmış taze sarmısak, salatalık yerine de salata kıvamında doğranmış marul kullanılıyor, geriye kalan hepsi aynı yöntem….Tavsiye ederim………..

Nerden aklıma geldi derseniz, geçen hafta biliyorsunuz konumuz bir zamanın bahçeleri idi, o zamanlarda ilkbahar ayında meze olarak yok patlıcan salatası, yok patlıcan şakşuka, yok kırmızı biber salatası nerdeeee….. ara ki bulasın. İlkbaharın en taze iki meyhane sebzesi marul ve bakla; marul deyip geçmeyin, cacığı, salatası, kapaması……Bir de taze bakla şöyle sarmısaklı yoğurtlu, bol tereotlu (<<<- bu arada küçükken alerji yaptığı söylenmiş o gün bu gündür bendenize bakla yasak) …..Gerçi bezelye, enginar (<<<- ama ne enginar; patates, taze sogan, biraz bezelye, havuç ile pişirildiğinde sanki enginar yemeğe yağını bırakırdı, şimdi ki enginarlar bütün sebzeler gibi saman misali ) var ama, mesela eski zamanlarda doğrusunu söyliyeyim ben enginarın meyhane de servis edildiğini bilmem; enginar daha çok Hacıbaba, Sirkeci Gar Lokantası gibi Türk yemekleri spesiyaliteleri olan lokantaların menülerinde idi………

Eskilere daldık bizim marullu cacık arada kaynadı kaynayacak; işte bence o günlerde bir karafaki ile porselen tabakta servis edilmiş bahar cacığı, yüzünüzde bahar meltemi, kulağınızda “Maziyi nasıl taşlara çizmişse de” (<<<- zır zır çalan cep telefonu yok, eve gideyim facebookumu açayım yok,…….) hey gidi günler hey………

Cacık ve Aydın Boysan’ dan devam diyoruz…………

“………….Eskiden olurdu <<<-cacık için), artık yapmıyorlar. Çünkü zordur iyisini yapmak. Yoğurda hıyar doğramayı cacık yapmak sanıyorlar. Kendiside lezzeti de beyaz peynir gibi sultani bir mezedir. Eğer doğru yapılırsa harika olur……….
……..Bazıları cacığın içine buz koyar; soğusun diye. Ayıptır öyle yapmak……..
……..Ya da şöyle ifade etmek lazım: Hanımların gittiği müesseseleri erkekler de benimsemeye başladı. Gayet iyi bir şey bu. Hanımlardan hiçbir saatte, hiçbir yerde uzaklaşmamak gerekir. Öyle bir hıyarlık olabilir mi? O hıyardan hele, hiç cacık olmaz….”²

İşte gerçek cacık böyle bir şey ama şöyle bir düşünün en son ne zaman dışarıda gerçek bir cacık yediniz?………

Aşağıda yine bugün cacığın durumunu ifade eden bir başka alıntı:

"…………. Yunanlılar bizim yemeklerimize, tatlılarımıza sahip çıktıklarında kanımıza dokunuyor, ayaklanıyoruz. Cacığa da sahip çıkıyorlar. Onlar Cacığa cacika diyor.Gidin bakın Yunanistan'da cacık yapmayan meyhane, lokanta yoktur. Öyle lafla sahip çıkmayacaksın arkadaş. Yapacaksın... Sen yapmazsan senin cacığın buradan elini ayağını çeker, cacika olarak onlarda kalır... Sen de sade yoğurda kaşık sallarsın....Bu nutku çektiğim İnegöl yolundaki bir köfteci beni haklı buldu, bundan sonra cacık yapacağına dair söz verdi. Aylar sonra uğradığımda tahmin ettiğiniz gibi gene cacık falan yoktu. Beni hatırladı, "Sizden başka cacık isteyen olmadı ki. Ben de artık yapmıyorum” dedi. ……..”³

Cacığın durumu böyle, gelelim bu hafta sonunda ki seçimlere, işte size beğendiğim üç yorum;
- İlki bizim İzzet Bey’ den “…….Bizim yaşlar,12 martlar,12 eylüller ve benzeri ne 12'ler gördü,ve 13.ünde sabah kalktı işine baktı,akşam olunca...” (<<<- akşam olunca da rakısını içti)
- İkincisi, daha öncesinden Aydın Boysan’ın ve hala devam eden bir tespit “….. tüketilen alkollü içki oranlarında hiç bir yerde azalma yok, tam tersi artış var.....” (<<<- hiçbir şirket bu dönemde 2,8 milyar $’ını(<<<-Mey Rakı’ ya ödenen para) riske etmez)
- Üçüncüsü, geçen günlerde gazeterlerde okudum, Kılıçdaroğlu’ nun benzeri diyor ki “Oyumu geçen dönem AKP’ ye verdim, bu dönem CHP’ ye vereceğim” . Bu iş bu kadar basit, Anadolu insanının hayatında partilere göre yaşanan büyük bir değişiklik yok ki, Anadolu insanı uyaroğludur senelerden beri……

Bu haftaki sloganımız biraz politik olsun istedik : “ Tek yol gerçek meyhaneler” diyoruz  ve ekliyoruz soframızdan rakılar, mezeler, muhabetler eksilmesin efendim……..

¹ Ahmet Ȫrs, Pazar Gurme, Sabah Gazetesi, 27.07.2008
² Tümay Yazıcı röportajı,
³ agaclar.net/forum/hassoman/19.04.2007