Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Sevişin ama yakalanmayın....

19 Temmuz 2011, Salı - 16:59
Nasıl şike yaptılar, açıklıyorum..
Seneler, seneler öncesiydi..
O günlerde de bugün gündeme gelen ŞEYLER oluyordu..

Hatta, bir dönemin ünlü kalecisi “Şike parasın” sahanın içinde alıyordu..
“Para peşin kırmızı meşin” anlayışından yola çıkılarak,
pozisyon şöyle gerçekleşiyordu:
Cep telefon olmadığı için “Şike Girişimi” sahanın içinde canlı canlı yapılıyordu.
Misal, iddialı olan takımın oyuncuları bir türlü gol yemeyen kaleciye
“Yesene lan şu golü.. Bak yüz lira vereceğiz..” Yüz lira deyip geçme dönemin iyi parası..!!
“Lan oğlum maç bitiyor. Ye artık şu golü..” derlerdi.
O da onlara “Para peşin, kırmızı meşin” derdi..
Tabii, önce paranın kaleciye intikali gerekiyordu. Önce para ya..
Dolayısıyla kaleci ceza sahası içinde her hangi bir topu planjonla tutar ve
Omzunun üstünde takla atarak yere düşerdi. Klasik ama usta kaleci düşüşü hani.
Hah, işte bak, buraya dikkat!!
Paranı transfer edilmesi mühim bir olaydır haa..!!
Kaleci top kucağında yerde ya..
Rakip oyuncular da onun üstüne düşerlerdi..
Öyle, çuval gibi değil ama ha.. Usulüne uygun.
Gözünüzde canlandırın bir hele;
en altta kaleci, onun üstünde veya sağında solunda 5-6 tane rakip oyuncu...
Elbette, kucağında topu ile en altta kalan kaleci DİLE GELİR ve seslenir..
“Koncuma sok oğlum koncuma..“ der.. Paralar yani..
O dönem, kaleci şortlarının cepleri de vardır.
Şayet, şike parasını verecek olan oyuncu ayak tarafında değil de biraz daha üste düşmüşse,
ee pozisyon gereği.. İşte, o zaman da parayı alacak olan kaleci yeniden nidalanır;
“Cebime sok lan cebime..”
Ya da “Lan hakem görecek şerefsiz, çabuk lan..”
Hatta, “Ulan bizimkiler görecek koncuma soksana lan..”
Parayı çaktırmadan cebe veya konça sokacak kişinin de usta olması gerekir..
Öyle boru değildir bu iş.. Eli, öyle çabuk olmalı ki para transferini tamamlamalı
Ya sonra,..!!? Sonra ne olacak, ilk atakta kaleci golü yer..
Şikenin, cep telefonu olmadığı dönemlerde işleyişidir bu..
Bu, defansın önemli bir adamıysa sadece şikenin cümleleri değişir,,
“Lan oğlum direnme lan.. Şerefsiz, topa basma işte. Dur bi, vurayım topa lan..”,
“Oğlum bak yüz bin lira var işin ucunda.” Vs vs..
Yok, bu bir hücum oyuncusuysa eğer, “Ulan i..ne atma lan gol.. O kadar para aldın şerefsiz..!! Şurada bir çelme tak da penaltı olsun lan… Tekme atsana lan.”  denirdi.
Ahlak dışı olaylarda, parayı alan oyuncu kendisi için bu olayı DOPİNG sayardı.
Parayı aldı ya, morali düzelirdi, kendini iyi hissederdi.
O mutlu, ama takım ve taraftar mutsuz.. Ne gam..!!.

Sonra devir biraz daha değişti.. “Benim memurum işini bilir..” dönemi başladı..
E, tabii, bundan feyz alan kulüp başkanları TEŞVİK PRİMİ’ni icat ettiler..
Rüşveti “Yasal” hale sokuyorlardı.

Mesela, Beşiktaş şampiyonluğa oynuyor..
Yedekler dahil her oyunca birer araba gönderdiler..
“MORAL olsun” diye, futbol adına “İYİ OYNASINLAR” kılıfı altında..
“Ne var ki bunda” diyerek..
Demezsiniz, Beşiktaş’ın karşısında bir zayıf bir Anadolu takımı oynuyor..
Dersiniz ki Beşiktaş Bercelona ile oynuyor..
Gitti şampiyonluk tabii..
Kaldı, Beşiktaş’a şerefli 2’incilik..

Hele hele, Ankara’daki bir 8-0’lık maç vardır ki.. Bırakın savcıları Meclis’in Araştırma Komisyonu kurması gerekir..
Sahnede, kimsenin anlamayacağını sanarak, kendi ana dilinde “Sağıma atma, soluma at” diyen ahlaksızlar ve TEŞVİK PRİMCİLER vardır..
Averaj, artı 2’dir.. 8 atarlar ki Beşiktaş ezilsin diye.. Öyle de olur.
Beşiktaş bir kez daha “şerefli 2. olur”..
Ama başlamıştır bir kez yozlaşma..
“Ne var ki bunda teşvik verdik” anlayışı hakimdir artık..

Ve, seneler seneleri kovaladı, artık teknoloji ilerlemişti..
Cep telefonu denen bir illet vardı, ölümlü insanoğlunun hayatında.
Çünkü devir teknoloji devriydi..
Hatta, kapalı odada “SİYASİ” olarak sevişenlere bile rahat yoktu..
Koyuyorlardı bir “Böcek”..!!
“Ah”lar, “Vahlar”, “Oh”lar, dünya kamuoyunun “beğenisine” hemencecik sunuluyordu.
Demek ki dönemin adı ne!!?
SEVİŞ AMA YAKALANMA..!!
Hani, “Görevimiz Tehlike “ diye bir dizi vardı.. Derlerdi ki orada,
“Yakalanırsan örgütümüz sizi kabul etmeyecek..”
Evet yakalanmadı, dinlemeye takılmadı bazıları.. İddiası olmadıkları için..
Başarısızlığın getirdiği avantaj bu.. Felsefe ve sosyolojide buna ne denir ki..!!?
Onlar bişi demezlerse ben söyleyeyim: ŞANS..!!

Kıssadan hisse:
Bu güne kadar yapılan ve ahlak olmayan AHLAK, ahlak olarak sunulmuştu hayatımıza..
Nisan’dan sonra çöktü her şey..
Ne oldu, biliyor musun..?
“NE VAR Kİ BUNDA.. BU GAYET DOĞALDIR. E, Herkes yapıyor” anlayışı çöktü.
Kısacası, AHLAKSIZLIĞIN AHLAK OLMASI artık bitti..
Bir de SUÇLULAR, kendileri batarken, başkalarını da batırmak isterler..
Anlayış şudur:
“Madem ben yandım, o  zaman herkes yansın” dır..
Psikoloji şöyledir:
”Ama herkes yapıyordu..!!”
Suçuna kimseyi ortak etme kardeşim..
Aslında hazin durum şuydu:
YAPTIKLARININ ahlak içi OLDUĞUNU  SANIYORLARDI..
Çünkü, biri buyurmuştu topluma, “Benim memurum işini bilir” diye..
Unutmayın;
SAKLAYACAK BİR ŞEYİN YOKSA KORKACAK BİR ŞEYİN DE YOK DEMEKTİR..

Neyse OC Kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
BCOC, anlarsınız ya.. (Ben Can; Orhan CAN..!!)

Dragos Liman