Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Sevgiyle anıyorum...

18 Ekim 2014, Cumartesi - 01:24
Son zamanlarda kalemimi elime alıp hiçbir şey yazmak istemedi canım. Tembellik değil, asla, ama bir isteksizlik, bir uyuşukluk, aşırı duygusallık belirdi bende ama nedensiz değil. İnsan manzaralarını seyrediyorum, nereden nereye geldik, yaşadığım onca şeyi kâğıda döksem, görüp de şaşkınlığımı, izleyip de dudak büktüğümü, hissedip de belli etmek istemediğim, kalp kırmamak için direndiğim onca şeyi yazsam neye yarayacak diye düşünecek kadar durgunum şu günlerde.
Birdenbire önümüzde beliren dev aynaları kırmak gerek, insan olabilmek için birbirimizi saymamız gerektiğini hangi lisanla anlatmalı? Günümüzde hasta ve eksik yoğrulmuş kafalar çoğaldı ve sanki artık ayrı bir yere çekilseler de biraz rahat edebilsek diyebilecek kadar topluma zararlı olduklarına inanabiliyorum.
İnce düşüncelere daldığım şu günlerde, Tanrıya şükürler olsun ki yaşantımın ta derinliklerinden gelen anılar gönlümde çiçek açıyor. Biliyorum, anılarla yaşanmaz, yaşanmamalı, hayata nokta koymamalı fakat onlar da nefesimizden, bizden birer parça olarak içimizi acıtsalar bile zor günlerimizde bize destek oluyorlar. Eskiden gönlümüzü hoş eden, sevinç çığlıklarımızı göklere ulaştıran anılar, bugün birer damla gözyaşı olsalar bile, iyi ki varlar, iyi ki yaşanmışlar.
Yeni Yılın benim için anlamı çok büyük, hele yarım aşırı geçtikten sonra daha da bir anlam kazanıyorlar. Kısacası ben sene sonu kutlamalarını, o coşkuyu, hatırlanmaları, dilekleri, yılbaşı sofralarını çok severim.
İşte böyle bir yılbaşı gecesi, kızım henüz üç aylıktı. Evliliğimizin ikinci Yılbaşı gecesiydi ve ben hastaydım fakat biraz ateşlenmiş olmam evimin neşesini ve Yılbaşı programımızı aksatmamalıydı.
Ağacımızın ışıklarını yaktım, hediye paketlerini altına yerleştirdim, kendim, bebeğim, sofram, misafirlerimizi ağırlamak için hazırdık. Nihayet o büyülü saat geldi, ışıkları söndürdük, tekrar yaktık, birbirimize sarıldık, kadehleri tokuşturduk “Mutlu Yıllar”, “Mutlu Yıllar herkese”.
Pencereleri açtım kapadım, aşure sofrasının mumlarını yaktım. Sıra sürpriz hediyelerimizi açmaya geldi. Gece bitmemişti daha arkadaşlarla buluşacaktık.
Eşim bana her zaman olduğu gibi çok zevkli bir hediye almıştı. Benim seçtiğim hediyeler de beğenilmişti. Ağacın yanında ufak bir paket daha gördüm. Kimin olabilirdi? Eşim “aç bakalım” dedi. Hala sakladığım küçük bir tebrik kartına Yeni Yılımı güzel bir cümle ile kutlamış ve imza olarak da….Gğuuuuu….yazmıştı. Gğuuuuu, küçük meleğimin o günlerde yüzüme bakıp ellerini kollarını süratle sallayıp çıkardığı sesti.
Eşim, beni mutlu etmeyi düşündüğü kadar kızına da bir mesaj bırakmıştı sanki. Bu incelik, babasından kızıma laiki ile geçti. Eşim, bize sevgisini incelikle anlatmasını her zaman bildi.
Biz birbirimizi mutluluğa layık gördük.
Bugün 18 Ekim, Onu kaybetmemizin 28 inci yılında kendisini sevgiyle, hasretle anıyoruz.
Seni çok özledik Haygo.
Sosi Cındoyan