Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Sevgi yeşersin…

08 Nisan 2015, Çarşamba - 01:24
Geçen hafta başı Nışantaşı'nda bir mağazada kasiyer kız bir türlü anlayamamıştı adımı soyadımı. Üçüncü denemenin sonunda kodlayarak yazdırmıştım. "Nerelisiniz?" diye sormuştu "İstanbul" demiştim "Aslen nerelisiniz?" "Doğma büyüme İstanbullu'yum." "Yabancıya benziyorsunuz, aileniz?" "Anne tarafım da baba tarafım da 4 kuşak İstanbullu'yuz hanımefendi." olmuştu cevabım hafif kıl kaparak bu yersiz sorgu suale. Yetinmeyip sormuştu "Anadiliniz?" Muzırca sırıtıp "Tatlı dil." deyip ayrılmıştım mağazadan. Muhtemelen deli olduğumu düşünmüştür... Birkaç gün sonra yine aynı mağazaya hediye almak için gittim, kafama göre birşey bulamayıp çıkıyorken seslendi biri ardımdan "Lerna Hanım!" döndüğümde adımı kusursuz telafuz eden kişi geçen günkü kasiyerdi. "Buyrun?" "Geçen günkü kabalığım için üzgünüm, lütfen bir fincan kahve ısmarlamama izin verin. Öğle tatiline çıkmak üzereyim." "Estağfurullah ne özrü? Merak iyidir. Sorun yok." dedim göz kırparak. "Lütfen, anlatacaklarımı dinleyin sadece on dakikanızı alırım. Benim için çok önemli. Bakın başka bir şubede çalışıyorum, bu hafta burda görevliyim ve sizi ikinci kez görebileceğimi hiç ummuyordum."
Haydaa ne kahvesi ya, günlerdir hastayım ağzım burnum akıyor, gözüm yatakta, eve gitmek istiyorum, tanımadığım bir kadınla kahve içesim yok! Öyle bakıyor ki yok diyemiyorum. İki dakika sonra Caffe Nero'da oturuyoruz karşılıklı ve anlatıyor; "Geçen gün için gerçekten özür dilerim. Siz gittikten sonra anlam veremedim o ısrarcı tavrıma. Dahası öyle manidar gülümsemiştiniz ki merak edip adınızı Google'ladım belki birşey bulurum diye. Yazarmışsınız! Bir sitede yazılarınızı bulup okudum akşam." Bu noktada şaşkınlığımı tahmin edin, kadın dişi James Bond çıktı haberim yok. "Yazar değilim, amatörce yazıyorum o kadar." deyiverdim. "Keyifle okudum yazılarınızı ama daha önemli birşey oldu, annem girdi odaya tam dedenizle ilgili yazınızı okurken. Gündüz olanlardan bahsedince meraklandı ona da okuttum, gözleri doldu.
Dahası da var; bakın ben 24 yaşındayım ve bu güne dek bilmediğim birşeyi öğrendim o gece. Annem "Bu bir işaret artık anlatma zamanı" deyip annesinin Ermeni olduğunu söyledi. Anneanem Ermeniymiş! Rahmetli dedemle evlendirildiğinde çok gençmiş ve Müslüman olmuş. Seneler sonra anneme anlatmış bu gerçeği. Ailem muhafazakardır. Annemin başı örtülüdür. 3 kardeşim var, en küçükleriyim ve ilk kez duydum bunu,  paylaşmak istedim sizinle." İtiraf ediyorum pek de şaşırmamıştım, o kadar çok ki bu hikayeler, ilk kez duymadım, son da olmayacağına eminim.
"Şaşırtıcı olmalı sizin için." dedim. "Olmaz mı? Yani yanlış anlamayın ama pek iyi bilmeyiz Ermeniler'i oysa anneannem melek gibi kadındı, şaşkınım." "Hiçbir ırkın kötüsü olmaz. İyi ve kötü insanlar vardır sadece." oldu cevabım. "Anlatın bana ne olur. Ermeniler'i tanımak istiyorum."
Kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi,
"Bildiğiniz insanız işte, etten kemikten. Ne anlatayım?"
"Anneannem" dedi gözleri dolarak ve buz kesmiş elleriyle elimi tutup "Bir anlamı var mı bilmiyorum ama özür dilerim."dedi. Gözpınarlarımda biriken yaşları geri yollama çabasıyla kirpiklerimi kırpıştırarak "Hemen her ailenin köküne inildiğinde var bir karışıklık. Tüm kayıplar için dua etmek geliyor sadece elimden." dedim. Son sözü o söyledi "Hayır, fazlası gelir, yazın bu konuştuklarımızı o siteye. Okunsun, bilinsin. Kardeş olunsun." Bu satırları yazmama vesile olan sevgili Derya'ya selam olsun. Tüm kayıplarımızın üstüne nurlar yağsın. Sevgi yeşersin, kardeşlik kazansın memleketimde...