Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Sevdanın çığlıkları arşa...

04 Mayıs 2012, Cuma - 00:01
“Aç kaldım, susuz kaldım,
Terk etmedi sevdan beni..”
diyor ya şair..
Takım sevgisi de böyledir. Terk edemezsiniz..!!
Siz isteseniz de “O” sizi terk etmez, bırakmaz.
Gölge misali; siz nerede, o orada!
Kendini bilmez birileri tarafından ceza yedi ya Beşiktaş!
Güya takımlarını çok seviyorlar ya (!), bu yüzden sahaya girdiler!
Zararın daniskasını verdiler oysa..
Sevdiğini “Öldürmek” böyle bir şeydir işte..
Severken zarar vermek yani!
Unutmayın, tanımadığınız biri size ihanet edemez..
İhanet, aynı bünyeden çıkar çünkü..!!
Neyse..
İnönü’ye yaklaşırken kadınlar ve çocuklar akın akın stada ilerliyor..
Sayısız yenilgiye rağmen, futbolun mabedi İnönü’deki yerlerini alıyor Beşiktaşlılar..
Binlerce kadın ve çocuk siyah-beyaz formalarıyla..
Karşılıksız sevgi budur işte..
Sen seversin, o seni sevmese bile..
Dedik ya aç kalırsın, susuz kalırsın ama bu sevda terk etmez adamı..!!  
Bir de galip gelirsen; yeme de yanında yat misali..
Ve, İnönü’de Beşiktaşlı oyuncuların tek tek ismi anons edildiğinde, stattan gökyüzüne doğru bir “Vuvuzela” korosunun uğultusunun yükselmesi mest ediyor doğrusu..


Konuk takım Fenerbahçe olunca stresi yüksek bir maç tabii..
Oyunun her heyecanlı anlarında “Vuvuzela Korosu’nun volümü sonuna kadar yükseliyor burada. Kulakları sağır edercesine dolanıyor Beşiktaş semalarında. 
Bu arada Fernandes’e bir uyarım var benim!
Malum, bildiğiniz gibi Fernandes’in bacakları uzun.
Bu, futbol oyununda kendisine büyük bir avantaj sağlıyor.
Ammaaa..
Uzun uzun çalım attığı zaman, ne oluyor, bacakları birbirine dolanıyor tabii..(!!)

Ve ilk yarının son saniyesinde Veli’nin sağ kanattaki Q7’ye topu atmasıyla olanlar oldu!
Bir çalımla ceza sahanın içinden sıfır noktasına kadar inen Quaresma en arkadaki Almeida’ya ortaladı. Almeida’nın gülle gibi gönderdiği top Gökhan Gönül’e rağmen ağlarla buluştu..
Topa, böyle de kafa atılır mı yahu..!!?
Atılırmış..
Almeida attı ve gol oldu. 1-0
Tabii ne oldu İnönü’de? Gol olunca canım..
O ses var ya o ses.. O ses işte! Topluca ‘hemi’ de..
Vuvuzelanın sesinin sonuna kadar açtılar vallah!
Üstümüzden uçak geçiyorsa şayet, pilot amca gol olduğunu anlamıştır(!!)

Bakın; şimdi biz, ligin ikinci yarısında yenilgilere alışık olduğumuz için rahatız bugün..
Fenerbahçeli ve Galatasaraylı arkadaşlar gergin bu gece..
Beşiktaşlılar ise bu gece, futbolun lezzetinde bence anam babam..

Ekrem’in “Hayali arkadaşına” attığı pasın mantığını hala çözemedim doğrusu..
Hele Quaresma’nın çalım üstüne çalım atması ve sonunda topu kaybetmeleri yok mu!?
Hele bir pozisyon vardı ki..
Önce Holosko sonra Ekrem golü kaçırdı.
Çıkmadan önce de Almeida aynı “Suçu işlemişti..” 

Taca çıkan topu hakem düdük çalarak el değiştirince İnönü’de bir çığlık yükseldi ki .. Sormayın gitsin.. Maç bitti sanıp bir çığlık attılar ki.. Amanın ki amanın..!!
Ve son düdükle asıl çığlık gökyüzünü sardı.. 1-0 maç bitti..
Yukarıdaki pilot amca da anlamıştır her halde bu çığlıktan maçın nasıl bittiğini!

Maç biteli 10 dakika oldu, stattaki müzik çalıyor.
Açık hava diskosunu andıran İnönü’de kadınlar bir türlü dağılmıyor..
Müzik bitince, oyun asıl şimdi bitti onlar için..
Ve stat boşaldı..

Peki şimdi, bir Beşiktaşlı ne ister?
Cevap veriyorum:
Pazar günü Galatasaray’ı da yenmek..
Sonra, kim şampiyon olursa olsun.. Bize ne..!!?

Fenerbahçe neden yenildi biliyor musunuz?
Tayfur hocanın "garip" değişikliklerine, Aykut hoca "tuhaf" karşılık vererek kaybetti.
Kötü teknik adamların karşılaşmasından Beşiktaş galip çıktı.
Günün adamı ise maça gelen tüm kadınlar ve çocuklardı.

Neyse, OC bu gece de kaçar.
“Kaçarken”, halk şairi Ahmet Arif’in o güzel şiirini tüm sevdalılara armağan eder ama!

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can, Orhan CAN..

“Terk etmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terk etmedi sevdan beni...”

Sizi de sevdanız hiçbir zaman terk etmesin..!!