Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Sessizlikteki sese kulak vermek...

12 Ekim 2013, Cumartesi - 02:25
Mevsim Sonbahar, hava serin. Akşamüstü bahçeden gelen yavru kedi miyavlaması gittikçe moralimi bozdu. Zaten biraz rahatsızdım, miyav da miyav, içim burkuldu. Pencereden baktım, ne bahçede ne sokakta inleyen canlıyı bulamadım. Pencereleri kapattım ama nafile. Pisicik böyle miyavlamaya devam ederse, sabahı çıkaramaz, ben de vicdan azabından kahrolurum.

Kızım devreye girdi, gitti kediyi aradı ve buldu. Avuç içi kadar bir kediymiş, mukavva kutusunun içinde komşumuzun kapısının önünde miyavlıyormuş.  Yapılacak bir şey yok. Aslında öylesine minicik bir yavru kedi tek kalmaz. Kardeşleri ve annesi yanında olur. Kedinin doğasında olan bir şeydir bu.  Görünürde bu kedi sahiplenmiş ama miyavlaması bizi rahatsız ediyor.

Bir müddet sonra kedinin ses tonu da değişti ama acı acı miyavlaması devam etti. Bu kez, kızımla birlikte kediyi görmek için evden dışarı çıktım ki hayret, kedi yerinde değil, kedi yok olmuş. Miyav da miyaaaav…yahu neredesin sen, minik kedi? Yok, anlaşılan, sabaha kadar bize rahat vermeyecek bu kedi.

Arama uzun sürmedi. Kızım kediyi sokaktan buldu. O kedi o gece sokakta kalsa, köpeklere maskara olur, yem bile olmaz çünkü köpek kediyi yemiyor ki, öldürüp bırakıyor.

Kediyi aldık, aman da aman, kızım biraz süt verdi, onu bile içemiyor. Şu başımıza gelene bakar mısınız, ne yapacağız şimdi, söyler misiniz? Ben biraz dilime verdim. Bir iki komşu yan yana geldik söylendik durduk. Anası nerede bu kedinin? Kim yerinden etti bu kediyi? Eve de almak istemedim ve zaten alamazdım. Benim Vano kedim müthiş sinirlenirdi bu işe, bizi zıvanadan çıkarır, olaya el koyardı. Eyvah da eyvah!

Allahtan yan binadaki komşum Hızır gibi yetişti. “Bizim bahçenin kedisi bugün doğum yaptı, bebelerini emziriyor, yanına mı koysak acaba?” dedi. Tekir kedinin yavruları parmak kadar, bizim bulduğumuz kedi ise avuç içi kadardı. Olur mu? Olmaz mı? Hemen gidip Vano kedimin mamalarından biraz aldım, lohusa kediye yedirirken, yani onu kandırırken, diğer yavruyu yanına koyduk.

Garip bir sessizlik oldu. Heyecanla bekliyorduk. Az sonra, miyavlama sesi kesildi. Yavru kedi süt emmeye başlamıştı bile. Ertesi sabah baktık, bizim kedi yeni ailesine alışmış, mışıl mışıl uyuyor. Sütannesi onu bağrına basmış.

Birkaç gün sonra meteoroloji yağmur ve fırtına raporu verdi. Haberi tekir kedi de almış olacak ki usulca yavrularını daha emin bir yere taşımış ama sonradan gelen yetimi kutusunun içinde bırakmış. Üzüldük ve bir formül aramaya başladık ama iyi yürekli tekir kedimiz bizi zor durumda bırakmadı, evlatlığını da alıp yavrularının yanına taşıdı.

Tesadüfen “Perişan”ın ailesini de evimize yakın bir yerde bulduk ama kendisine belli etmedik. Ne de olsa doğar doğmaz bu kadar perişanlık ona yeterdi. Onun da rolü ablalık görevini üstlenmek olsun dedik.