Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Yakamoz
Cem Yalçın BayerCem Yalçın Bayer

Serin akşamlarda yürek ısıtmak...

27 Ekim 2011, Perşembe - 09:58
Serine çalan bir İzmir gecesi. İnsanların gönlünce yiyip içtiği ve eğlendiği Kordon boyu. Tüm bu hengamenin orta yerinde ama kimsenin görmediği 64 yaşındaki Halime teyze. Sessizce sokulduğu duvar dibinde açtığı tezgahının, ki tezgah demeye bin şahit gerek, arkasında gelen geçene bir şeyler almaz mısınız bakışları ile satış yapmaya çalışan yaşlı, mağrur ve insana gecenin bu vakti bu haliyle ne işi var burada bu teyzenin dedirten bir durum ile karşımda duruyor.

O koşuşturmaca içinde insanların görüş mesafesinin çok altında fark edilmeyi bekleyen ama bunun içinde çaba göstermeyen Halime teyze. Akşam ayazının insanın sırtını üşüttüğü bu havada üstündeki hırkası ile altına serdiği kartonun üzerinde soğuğa meydan okurcasına satış yapmaya çalışan halime teyze. Sattığı ıslak ve kuru mendil, bir kaç anahtarlık ve nazarlık.

İnsana, baktığında ne satacak  da ne kazanacak dedirten bir durum yani. Çoğu insan gibi sadece vicdanımı rahatlatmak için cebimdeki bir kaç bozuk parayı uzatarak ve üzülmesin diye karşılığında değeri en düşük malını almaya talep eden biri olarak yaklaşıyorum yanına. Beni görüyor. Emin adımlarla yaklaşıyorum yanına ve anlıyor bir şey alacağımı. Buyur yavrum diyor. Anneannem olacak yaşta ve bir evladına seslenir gibi sesleniyor bana. Merhaba teyze diyorum bir mendil alacağım. Al yavrum istediğini diyor ve ben mendili alırken kısık sesle “sigaran var mı diye soruyor”. Hiç içmedim teyzecim diyorum. Gülümsüyor. O anda görüyorum gözlerini, başına bağladığı yemenisinin bir ay parçası gibi ortaya çıkarttığı pamuk yüzünde, yılların ızdırabını yaşayan, belki de zamanında çok canlar yakan bir çift ela göz ile karşı karşıya kalıyorum.  Feri yavaş yavaş gitmiş, ızdırapların her birinin parlaklığından bir şeyleri alıp götürdüğü bu gözler ile gülümseyerek, “çok dert var be oğlum ben içmeyeyim de kim içsin” diyor bana.

Diyecek kelime bulamıyorum. Sormaya çekiniyorum, sorarsam anlatır diye. “Boşver be teyze diyorum”, “insan ölünce uyanırmış, yaşarken ise uyurmuş” diyorum biraz önce aldığım kitabın başlığını hatırlayarak. Anlamsızca, saçma bir şekilde, söylediğine karşılık vermeye çalışarak. Çaresizce sanki o an derdine çare bulmak için kıvranıyorum. Sormadan ama anlamış gibi yaparak. Mendili alıyorum ve uzaklaşıyorum arkamda Halime teyzeyi bırakarak. Ben Halime teyze dedim ama ismini bilmiyorum. Ben o anda koydum bu ismi, öyle demek geldi içimden. Gerçek adını bilmiyorum ama o kısa anda ses tonundaki bezmişlik, hayatın akışına kendini teslim etmişlik ile ilk bu isim geldi aklıma. Ne önemi var ki zaten.

Altmış dört yaşında gecenin o vakti üç kuruş kazanmaya çalışırken Halime teyze, hemen yanında üç milyonlarca kuruşu bir akşam yemeğine veriyordu insanlar Halime teyzeyi hiç fark etmeden.

Halime teyzeler çok bu ülkede ve dünyada, Ayşe teyzeler, Fatmalar. Yaşam mücadelesi içinde sadece hayatta kalmaya çalışan insanlar.

Şükür geliyor aklıma, şükretmek. Verilene saygı ve müteşekkir olma hali. Neden ben demeden, teşekkür etmek ama verilmeyen insanları kollamak gözetmek. Bu dünyaya gelişin bir amacı olsa gerek. Yemek içmek, gezip dolaşmak ve fütursuzca ihtiyacın ötesinde harcamanın dışında bir amacı olmalı diye düşünüyor insan. Bencil olmadan yaşayabilmek ve yaşatabilmek. Fakir edebiyatından öte paylaşma kültürü ile gerçek ihtiyacı olanlara bize verilmiş olanlardan verebilmek. Bize fazlası ile verilenlerde aslında onların payı olduğu düşüncesi ile verebilmek, vermediğinde onların haklarını gasp ettiğini düşünerek vermek.

Haddimi aşmış olabilirim ama serine çalan bir izmir gecesi Halime teyzenin bende uyandırdıkları bunlar. Arkamda bıraktım halime teyzeyi üç beş kuruş vererek ve vicdanımı rahatlattığımı sanarak. Oysa öyle bir ağır yük yükledi ki Halime teyze omuzlarıma, ömür boyu taşıyacağım ve aslında  bu yükün omuzlarıma yüklenmesinden mesut olacağım bir yük. Bana verilenlerden hakkı olanların bir sembolü olarak kalacak Halime teyze aklımda o pamuk yüzündeki güzel gözleri ile....

“bakan değil gören göz olabilmek dileğimle”