Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

"Sen yine şanslısın"...

22 Kasım 2012, Perşembe - 22:58
Kendini, kalemin ucundan çıkan mürekkebin insafına terketmiş boş bir sayfa gibiyim.  Beyaz , yeşil, sarı gibi bir şey  olması ise hiç sorun değil.

İlk harfi ne  dikkatli yazıyor kalem sahibi..

Büyük  “C”  harfi, ne kadar da  ölçülü..

Adımın ilk harfinin  güzel olduğunu hatırlıyorum..

Peşinden gelen diğer harfler de öyle.. 

Ardından küçük  “y” harfinin kuyruğu ile bayağı oyalanıyor  ve tabi ki ;  “i,ü,ö” harflerinin noktalarını koyarken de çok titiz..

“G” harfini ise yumuşatmak için neredeyse,  alacak karşısına ve ikna etmeye çalışacak incitmemek için..

Özene bezene yazdığı harflerle beni yarıladığında ise,  ikinci kez ismimi yazarken kullandığı “C” harfini biraz yamuk yumuk yapıyor. 

“İnsanlık hali!” diyor ve önemsemiyorum pek..

Fakat peşinden gelen  “e,n,k” harfleri  de öyle olduğunda kızıyorum biraz kaleme..

Ama kızmak ne fayda!..

En başta söylediğim gibi, kendimi  kalemin ucundan çıkan mürekkebin insafına terketmiş bir sayfayım nihayetinde.

Küçük  ”y” harfinin kuyruğunun,  alttaki  “ü” harfininin noktası ile birleşmesinden anlıyorum ;  kalemin bir an önce sayfayı doldurmak ve yeni bir sayfa açmak istediğini.. 

“İ” ler,  “ü” ler,  “ö’ ler  birbirine giriyor..

Nihayet ilk çizik ve sonra bir daha!..   Bir daha!.  Karalamalar da geliyor ardından.  

İşte o anlıyorum ki, bana artık silgi-milgi fayda etmez..

Son noktayı koyduğunda,  şöyle bir bakıyor düşman gözlerle bana ve ani bir hareketle atılıyor üzerime kalem sahibi..

Bir ses duyuyorum önce, haşır ve de huşur  şeklinde ve bir acı hissediyorum ardından..

Tam ortadan yırtılıyor ve çöp kutusundaki diğer arkadaşlarımın yanına doğru yollanıyorum işte..

Oysa ;  çerçeveler içinde bir duvarı süsleyen ya da bir kitabın içinde yıllar boyu gizemle bekleyen ve birgün okunduğunda;  okuyana mutluluk veren sayfaların varolduğu masallları ile büyümemiş miydik bizler  henüz  bir ağaç iken..

“Sen yine şanslısın!” diyor çöpteki diğer sayfalar bana,  “sen en azından iki parçasın!  Üstünde yazılı olan harflerin, kelimelerin ve hatta cümlelerin bile okunuyor hala..  Biz ise kağıt imha makinesinde parça parça edildik, üzerimizde tek bir  -a-  harfi bile okunamayacak hale gelene değin.”

Yukarıdaki masanın üstünde umutla bekleyen diğer  boş  sayfaya bakarak bekliyorum öylesine. Kağıt imha makinesinde paramparça olan kağıdın bile umudu varsa , benim de vardır diyorum.