Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Sen olmayınca...

02 Ağustos 2016, Salı - 09:10
Bugün nağmelerdeyim, şarkılarda, türkülerdeyim. Tüm makamlar, Klasikler, Poplar, Romantikler, Nostaljikler,  portrenin üstünden kle dö fası, kle dö solu ile nota nota iç dünyama eşlik ediyorlar. Piyano tuşları, kanun telleri, gitarlar, kemanlar, flütler, bir kontrıbas, bir harp, bateri gibi tüm enstrümanlar, tüm orkestralar benim için çalıyor ve müzik içime giriyor, aklımı çeliyor, ruhumu benden çalıp uzaklara, taa uzaklara, o ulaşamadığım, düşünüp de aydınlatamadığım düğümleri çözmeye götürüyor.

Gecenin sessizliğinde, mehtabı dinliyorum bir şarkıda. Mehtap karanlık, mehtap matem,
mehtap hüzündür sen olmayınca.

Tatlı tatlı esen bir rüzgârla birlikte duyduğum klasik müzik düşüncelerimi dağıtıyor, gözlerimi kapatıp iç dünyama kilitlenip hüznümle sarmaş dolaş kalıveriyorum, öylece sessiz ve sakin.

Aniden hareketli bir müzik, bomba gibi patlıyor kulaklarımda. Dünya hali bu, bu hayat yaşanmalı, bu hayat yaşatmalı. Neşemi buluyorum, müziğe eşlik ediyorum ve böylece evrene pozitif enerji yolluyorum.

Ya bu şarkı, bu solist? Unutulmayan nağmeler.  Unutulmak çok hazin, ya unutulmamak, hatırlanmak ama hatırlandıkça yürek sancısı ile değil gönülden özlenmektir güzel olan. Geçmişin acısının yanında umutları yaşatmak zekâ işidir. Bu nostaljik nağmeler beni güzel günlere götürdü ama o günler geri gelmeyecekse geçmişi tazelemek neye yarar, bu günün haram olmasına izin vermemek en güzel dilek, en güzel duadır.

Müzik, içimin derinliklerine inmişken, kederimi, hüznümü, sevgimi, aşkımı, yüreğimin bir köşesinden çağlayanlar gibi hayatıma akacak neşemi, sevincimi şarkılara dökeyim. Bugün ben şarkı söyleyeyim.

Sosi Cındoyan