Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

"Sen" gibi bir şey...

19 Aralık 2013, Perşembe - 17:05
Ego çiftinin nur topu gibi bir çocuğu olmuştu. Çok sevmişti kendisini. Küçücük, zararsız ve çok şirindi. Adını "Egocan" koydu. Evde, iş yerinde, insanlarla konuşurken, onlara tavsiyelerde bulunurken, dostlarına tere satarken hep yanında olmak istedi. Esaretine ilk adımı o gün attı.
Ana ego hep evdeydi. Zamanla bir tane daha küçük ve şirin bir ego yapsak mı diye düşünmeye başladı. Ana egonun bu işe dünden razı olduğunu anladığında hemen işe koyuldu. Her şey çok güzel olacak sandı.
O gün hayatında önemli bir kapının açılacağını ve bu kapının teslimiyete kadar varacağını bilmiyordu. Bu sevişmeleri, yaşadığı bu tutkulu aşkı ve onun meyvesi çocukları, o kadar mutlu ediyordu ki; dur nedir bilemedi.
Şimdi bakıyor ve hayretlere düşüyor. Ne ara bu kadar çoğaldı kaşla göz arasında anlamaya çalışıyor. Gözü o kadar kör olmuştu ki, koca on yıla kaşla göz arası diyordu.
Şimdi ilk doğan egosu, yani "Egocan" kocaman ve giderek çirkinleşiyor. İlk zamanlardaki şirinliğinden hiç iz kalmadı. İrili ufaklı onlarca var. Ana ego da hayli sıkıntılı. O piç kuruları ise hiç durmuyorlar.
Her yerdeler.
Çekmeceyi açıyor içindeler. Diş macununu sıkıyor tüpündeler. Pencere önünde, halı altında, kapı deliğinde, tencere kapağında…
Başlangıçtaki şirin ve küçücük yaratıklar  kurtulması mümkün olmayan canavarlara dönüştü. Esasında seviyordu hergeleleri. Bir yandan "Huzur verin!" diye bağırıyor, diğer yandan "iyi ki varsınız ulan!" diye başlarını okşuyordu.
Eskiden böyle değildi. Özgürdü.
Yani esir düşmeden önce daha başkaydı..
Sen arıyor.
“Sen" gibi bir şey bulursa içine sokacak ve o sen- in, bütün ben-lerini yemesine izin verecekmiş..