Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Sarhoş mektubu okudum...

11 Ocak 2013, Cuma - 07:26
Okudum, okudum hemde inceden inceden...
Ne mi okudum, “Sarhoşun mektubu okunmaz” derler ya, işte onu okudum...
Kaybedenlerin en kaybetmişini, beyni sulanmışın çaresizliğini, zavallığının en zavallısını, hayatta tutunamayıp da, alkole kaçışı *Şampiyonluk* diye hiçliğinde zafer diye nitelendirilişin soysuzluğunu...
Yalana bezenmiş dilin, dolanışında ipe un serişini...
Gönül taşımayıp asalak bedenini ve ruhunu göz kapaklarının çökmüşlüğünde, duygudan yoksun duygu sömürüsünü...
Vadesiz  hesap kitap açlığını, göz yaşlarını erkeksi beden taşıyıpda ruhunu çula çaputa satanını...
Dün sevgi deyip bugünü inkar edip, yarını korkunun esaretinde yük edenini...
“Ben ben” diyip de hiç olmamışın kalıpsız adamlığını...
Kimliğini nüfus cüzdanında bırakıp, kişiliğini hiç bulmamışını...
Canım diyip de kayıp ruhunda hapsedilmiş küçücük beynini dev cüsseninin cüce boyutunu...
İtilip kakılmışlığında, hiç değer görmemişi, beyni bulanığın çocukluk travmasındaki uyanık tavrının uyku modunda sayıklayışda “Yazık” diyip okunmazını ezber ettim..
Merhametimin boyun eğişinde, omuz verişinde yalpalayan çaresize malesef adam deniyor adam...
İsminin yüceliğinde taşıyamamışlığın güçsüz çelimsizinin iki cümle kurmak için on bardak devirişini...
Aklı yitirmişliğin arifesinde, Tanrı”nın kulu diyip iç çekiliyor...
İtilmişin salaklığını egonun tamirsizliğinde kompleksin kare asında korkunun ecel teri döküşünde, kör kuyunun içinde taşlanmış vicdan taşımayanın zeka arayışını...
Tanrı vurmuşa tokat atmak zalım işi...
Zulmün şiddete dönüşümde, bir şişeye mahkumiyetin kişilik satışında, şeref haysiyeti ceket etiketi sananında...
Sadece ağlanır içli içli...
Kayıp kişiliğinde, kişiliksizim derim..
Yalanı ilke edinmiş kelimelerine doğru derim..
İntikam için var olmuş kötü yüreğine iyi derim...
Adamlıktan nasibini almamışa erkek derim....
Korkaklığına cesur derim...
Yaşına başına bakıp utanmamışlığına edep derim...
Had bilmezliğine had bilmem, olabildiğince küçülmüşlüğünde o büyüsünde yarına varsın derim...
Dem vuran densizliğinde içki masalarına meze niyetine sunulmuşluğuna *Şerefe* diyipde şerefe içmeyenin boş lakırtısına cümle kurmaya ise heba derim..
Kayıp zihinlere, kayıp kişiliklere, kayıp ruhlara, korkak bedenlere, yürek yerine şişe taşıyanlara ne derim acaba...
Boşluk bırakıyorum,  gönlü olan doldursun diye...

Anlayana anlamayana diyorum ki...

Acımak vicdanı olana mahsus bir durum,  öğrendim ki, kendine acımayana sende acımayacaksın...

Tanrım berdush kullarına önce gönül, sonra akıl, sonra vicdan, sonra güç , sonra da ruh eyle ki...

Şad olsun, şad...