Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Sakladım yaşlarımı...

19 Şubat 2015, Perşembe - 15:24
Merhabalar sevgili pari dostlarım
Bu  akşam başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşacağım bir yazıya ayırdım. Biraz fevri biraz önyargılı birazda sinirli olursam şimdiden afedin. Günlerden beri yaşadıklarımızla zaten pek de yerinde sayılmayan ruh halimizi  daha da bir bozulduğuna dair ciddi endişelerim var.
Giderek kutuplaşmanın ötesinde gerçekten toplumsal olarak  '' biz '' biz olmak dan gerçekten vazmıgeçiyoruz ...
Zaten yay gibi gerilmiş bir toplum artık tahammül sınırlarının ötesine geçince memleketimde herkes bir garip, bir uçuk bir hayasız duruma  düşmekden  hiç de yüksünmüyor.
Şimdi  gelelim bu akşama, Günün oldukça haraketli  geçmesinin ötesinde bu akşam girişimcilik kursundaki kursiyerlerimle  eski girişimci dostlarımın bir araya geldiği, süreç  içinde  kendi tecrübe ve  deneyimlerini paylaştıkları günün en  keyifli toplantısından sonra üç  eski girişimci  dostumla birlikte günün yorgunluğunu atmak için gittiğimiz bir mekanda  gayet keyifli ve neşeli sohbetlerimizle özlem giderdik.
Gecenin ilerleyen saatlerine  kadar  hayata  dair  güzel paylaşımlara devam ederken mekanın kapısından  giren elinde bir naylon torba taşıyan üşümüş minikcik  elindeki   bir çift çorapla utangaç  bir tavır ve incecik  sesi ile masamıza  yaklaşan  yedi sekiz yaşlarındaki oğlan'' ,abiler çorap alırmısınız ''diyince  dostlarımdan  birisi yahu bu masada çoraba ihtiyacı olunan bir durum mu var edası ile bir bakış fırlattı,  zaten  utanarak sıkılmış çocuğa.
İçimde fırtınalar kopuyordu zaten, döndüm elimi cebime attım ve cebimdeki son  yirmi lirayı uzattım çocuğa çorabı da kendisinde kalması konusunda  ısrar ettim.
Genelde  adetimdir bir başka satış için kullanır diye düşünürüm bu durumlarda, sanırım bir refleks.
Sonra öyle bir cevap geldi ki çocukdan gecemi bitirdi. Sadece geceyi değil tüm günlerin  yaşanılan tüm gerginliğini de içimde bitirdim.
Utandım sıkıldım, ağlamamak için kendimi çok sıktım ve eve gelinceye kadar sakladım yaşlarımı... 
O evlat  dönüp önce bana sonra masaya bir baktı ve dedi ki '' abicim ben bu parayı bozdurup üstünü getirmem gerek '' ben  atıldım '' evlat hiçbirşey getirmene gerek yok hepsini al koy cebine  ve çorabı da  koy  torbana  daha sonra satarsın''. Çorabı masanın üstüne  bıraktı ve yine o ince ürkek sesi ile '' Abi ben dilenci değilim bu çorabı al lütfen '' ve arkasına bakmadan mekandan çıktı. Havanın buz kestiği ve ancak aldığımız alkolden mi elektrikli ısıtıcıdanmı bilmiyorum ısındığımızı zannetiğimiz ortam bir kez daha  dondurucu bir hal aldı.Herkes birbirine baktı tek kelime edilecek  söz kalmamıştı.Bir dostum bir iki kelam etmeye çalıştı ama ben zaten  donmuştum kelimelerden. Bir an önce oradan kalkıp mümkün olsa  semti, çok sevdiğim İzmiri olsa idi vatanı  terk etmek istedim.
Bu çocuğu  gecenin o saatinde  bu bir çift erkek çorabını satmaya zorlayan, muhtemelen dışarda  bu şatıştan ellerini ovuşturacak birileri vardı ama bu evlat aslında o saatte çoktan sıcak yatağında olmalı ve  ertesi gün okulu için çoktan ebabil kuşlarının koynunda  olmalı idi. Kendi çocukluğumu hatırladım
Rahmetli babam  hayatı öğreneyim diye yaz tatillerinde    ya bir iş yerine çırak  yada kendi paramı kendim kazanayım diye  ya bir kutu çiklet yada benzeri bir şeyle yaşama dair ilk dersimi almamı sağlardı.Ancak bu akşam ki oğlanla kendimi karşılaştırdığımda bu iki olay arasında tek benzer taraf ikimizinde  yedi sekiz yaşlarında ve erkek olmamızdı.Ben asla bu konuda herhangi bir zorlama olmaksızın gönüllü ,kendi isteğimle hayatı karşılarken sanırım bu evladın durumu pekde ayni değil.
Nasıl bir zihniyet çok bile ihtiyacı olsa bile  kendi evladını gecenin bir kör vaktinde  alkol tüketilen  mekanlarda  bir çorap  satmak için sıcacık '' eğer gerçekten bir sıcak yatak varsa '' yatağından çıkarırda  böyle bir işe alet eder. Sanırım buradaki tek söz ne kadar dayatma olursa olsun hiç bir çocuk içten gelmeden gözlerinizin içene bakarak ben dilenci değilim demez... 
Son günlerde adamlığımdan çok utandım ama bu akşam tuzu biberi oldu giderek insanlığımdan da utanarak geceyi buz gibi bir yatağakendimi atarak bitirmek istiyorum. Zira her dondurucu an bana bu akşamı ve 20 liraya satın aldığım en güzel bir çorabı,elleri buz tutmuş  incecik sesli o küçük adamı  asla unuturamıyacak tam tersine  hep  aklımın en derin  kıvrımlarında nefes aldığım  sürece  rahatsız edecek...
Hepinizi saygı ile selamlıyorum.