Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Şaka yaptık, şaka yaptık...

02 Nisan 2012, Pazartesi - 09:11
Maçtan sonra turşu suyu içmeye giden kimdi?

“Yönetim İstifa” sesleriyle inliyor stat.
“Yav, ne oluyor, yönetim daha yeni seçildi, nedir bu?” diye anlamaya çalışıyorum.
Kapalı, “Yönetim istifa” diye bağıranları “yuhalıyor..”
Yeni Başkan da geldi,  kuruldu İnönü’deki  koltuğuna..
Her halde o da “Bu ne be, dakika 1 gol 1, daha yeni başkan olduk” diye düşünürken,
Çarşı, çarşılığını yapıyor ve “Şaka yaptık, Şaka yaptık” diye bağırıyor..
Enteresan 1 Nisan şakası böyle gerçekleşiyor İnönü’de..
Beşiktaş ve özellikle Quaresma iyi başladı maça..
Hele bir pozisyon oldu ki..
“Bunun gol olması lazımdı” dedirtti insana..
Veli soldan derinlemesine çok güzel pas attı.
Q7 sol çaprazdan 3 kişiye, son olarak da kendine çalım attı..(!)
Eğer golü atsaydı Quaresma, İsrail’de attığı 3.. golün tekrarını gerçekleştirecekti..

Samsunspor’un kalenin dibinden yüzde yüzlük bir golü atamadığını da belirtmesek, futbola haksızlık etmiş olurum. “Sevdalı Yüreklerin” yürekleri de ağızlara geldi tabii..
Necip’e çift giren Samsunsuporlu sadece sarı kart gördü..
Maçı seyreden genç muhabirler “Beşiktaşlı yapsaydı kırmızı kartı görmüştü..” diyor!
Doğru sözü ne denilebilir ki..
Hakemlerin “HAKİM” olması gerekir oysa..
O kutsal teraziyi tartan HAKİMLERDEN yani..
Olabildiğince TARAFSIZ hani..
Bu arada, Quaresma’ya bedavadan sarı kart gösterdi hakem..
Plaj voleybolunda bile görev alamayacaklara “Futbolun hassas terazisinin başına geç” dersen böyle olur işte!!
Neden Hakimlere “HAKİM” denmiştir biliyor musunuz..?
Olaya, duruma, (davaya) her şekilde, yani en ince ayrıntısına kadar hakim oldukları için..
Hakem ismi de oradan devşirmedir zaten.
Sana “Binlerce sayfalık bir davaya hakim ol” demiyor ki kimse..
Altı üstü, “90 dakika süren bir futbol oyununa HAKİM ol..!!” deniyor.
Hepsi o kadar anam babam, hepsi o kadar.. Ama nerede..!!

Mesela, Veli’ye haklı olarak sarı kart gösterdin de itiraz eden mi oldu?

Ama var ya, şu olayı anlatmazsam çatlarım vallahi billahi..
Fernandes, Samsunsporlu Murat Yıldırımla mücadele girdi, topu aldı gidiyordu ki hakem efendi faul verdi. (Faul maul yoktu ya..)
Fernandes hakeme “Ben bir şey yapmadım” dese de haksız faul kullanılacak tabii..
İşte tam bu sırada Fernandes, Murat’a “Hakeme söylesene faul olmadığını. Niye söylemiyorsun..” vs vs. türünde Portekizce bir şeyler söylerken, Murat Yıldırım da ona Türkçe “Evet evet” diyerek konuşmaya devam ediyorlar.
Portekizce – Türkçe muhabbet.. Nasıl anlaşıyorlarsa..(!!)

Bir ara oyun duruyor. Egemen geriye koşup çimlerin üstünden bir adet tekmelik alıyor.
“Sahada biri tekmeliğini kaybetmiş haberi yok..” diye gülesim geliyor ama öyle değil.
Tekmelik, elden ele gidiyor gidiyor Samsunsporlu defans oyuncusuna..
Belli ki düşürmüş, ama yerden almaya vakit bulamadan görev yerine dönmüş..
Onun için gülmüyorum. Saygı duyuyorum..

Beşiktaş “İyi başladı” dedim ya, illa ki beni morartacaklar yani..
Kartal top oynuyor ama sanki “Bu Pazar günü nereden çıktı şimdi bu oyun” der gibiler..
“Bitse de gitsek, Pazar eğlencesine devam etsek” diye top oynayan oyunculardan, siyah-beyazın renklerine aşık vefakar taraftar gol bekliyor..İnönü “Kartal gol gol..” diye inliyor..
Taraftar gol beklerken, Samsunspor atıyor golü.. 0-1 oldu..
Bin kadar Samsunlu taraftar sevince boğuluyor  bu dakikalar..

Quaresma’ya atılan tekmeye “devam” dedi hakem!
Samsun az daha ikinci golü atıyordu. Cenk kurtardı..
Atsaydı ne olacaktı? Verecekti golü tabii.. Bu, adil mi olurdu yani..!?

“Oynuyorlar ama samimi oynamıyorlar. Sahadakilerin sadece forma renkleri siyah-beyaz”
Samimi oynamak, içten oynamaktır, yüreğini ortaya koymaktır..

Sakatlanan Quaresma’nın yerine, yanlışlıkla Almeida kenara çağrılınca bana da “kimlerin eline düşmüşüz” demek kalıyor tabii..
Bırakın Beşiktaş’ın yenilmesini berabere kalması bile rezilliktir bu maçta.

Ve maç bitti. Samsunlular aslanlar gibi sevinirken,
“Sevdadan çıldırmış” olan Beşiktaşlılar takımlarını yuhalıyorlar..

Ben, Hürriyet Spor’un genç editörü Tolga Yenigün‘e dönüp “Yahu Tolga, Süper Final’e nasıl kaldık ya..” diyorum.. O da bana “Abi demek ki, alttakiler o kadar kötü ki…!!” diye yanıt veriyor..
Ve İnönü’yü terk eden taraftar “Fikret Orman bunların alayını sat” sesleriyle inliyor.. ..
Eski Açığı bile tıklım tıklım dolduran Beşiktaş’ın çılgın aşıkları ise üzgün ve biraz kızgın ayrılıyorlar stattan..
Düşünüyorum da Carvalhal, bakalım ne bahane bulacak bu yenilgiye..!!

Beşiktaş aşkı böyle bir şeydir işte..
Bu aşk öyle bir şeydir ki.. Fena sarar adamı. Bırakamazsın..
Aslında “Turşu suyu gibidir aşk..”
“Fazla içenin içi bulanır, içmeyenin de ağzı sulanır..”
Bari, şimdi gidip bir iki bardak turşu suyu içeyim..
Ki içim kalksın..
Sevdadan çıldırıp çıldırıp turşu suyu içeyim bari..!!

Ve İnönü’de hava gerçekten bir anda soğuyor ve sert bir rüzgar ezmeye başlıyor..
Başımı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum.. Kuzey Batı’dan kara kara bulutlar geliyor!
Stadın üstüne çöküyor kara bulutlar..
Hava karardıkça kararıyor..
Rüzgar, kuzeyden bindirip duruyor.
Hava aniden soğudu mu, rüzgar sert mi sert kendini hissettirdi mi, bilin ki az sonra büyük bir fırtına kopacaktır..
Denizciler buna “Kaçak” derler.. Hiç hesapta yokken, aniden gelen fırtına yani..
Şimşek gibi düşer o anlarda denizcilerin barometresi..
“Gerçek Fırtınanın” ayak sesidir bu..
Bana da “hayırdır” inşallah demek kalıyor!
(Maç biter bitmez hava buz gibi oldu, rüzgar ve dolu eşliğinden yağmur bindirdi..)

Anlatmam şudur ki, Doğa ananın maçtan hemen  sonra yaptığı gibi, Beşiktaş’ın içinde de iyi bir fırtınanın esmesi gerekiyor..
Ki, fırtınadan sonra oluşacak olan o derin “Sakinliğe” kavuşsun..!!

Maçın başında taraftar Başkan Fikret Orman'a 1 Nisan şakası yaptılar.
Maç sonucunda ise Samsunspor, Beşiktaşlı oyunculara hiç unutamayacakları 1 Nisan şakası yaptı bence!

Neyse OC yine kaçar anam babam..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can Orhan Can..

NOT: Bu arada, Samsunlu teknik adamın “Hakem çok güzel maç yönetti” demesi beni bayıltana güldürüyor doğrusu..