Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Sahiplenme aşkı...

01 Mart 2012, Perşembe - 11:23
Dikkatinizi çekerim, yapılan işe rehabilitasyon demişler fakat görünürde, barınaktaki köpeklerin bir kısmı yola çıkmış, çamur batak içinde dolaşıyor. Diğerleri köpek kulübelerinin etrafında birbirleriyle iyi geçinmeye mahkûmlar. Hava karlı, hava soğuk, karınları ne kadar toktur bu hayvanların bilemem ama aralarında telle çevrili alanlarda yaşayan köpekler daha da içler acısı zira dolaşacak yerleri de kalmamış onların. Her taraf pislik içinde, boka basmadan adım atacak yerleri yok. Hele kulübelerin içini ve tertemiz havanın bastıramadığı kokuyu düşündükçe, iyice midem bulanıyor. Ortalıkta dolaşan bir adam görüyorum. Onun da ne yaşadığını, nasıl yaşadığını anlamak için kâin olmak gerekmiyor. Ayrıca işin en önemli yanı oranın bir rehabilitasyon merkezi oluşu. Yani, hayvanların sürüm sürüm süründüğü bir barınak değil, aksine hayvanların yeniden güçlenmelerini sağlayan bir merkez.
Bu, niçin böyledir, ne yapmak gerekir, düzelir mi, böyle mi kalır, yetkililerin ne gibi eksikleri, ne gibi zorlukları var, bunu ben bilemem ama bu durumuyla buna rehabilitasyon değil uydurmasyon denir.

Bu manzara karşısında vicdanım titrerken aklıma sevimli köpek “Laki” geldi. Laki, kırma köpekti ve eğer tabiri caizse yazlıktaki evimizde bize komşu sayılırdı. Ailemize çok yakında Laki. Biz de onu severdik. Bir gün Lakinin evin etrafında dolaşmadığını fark etti, eksikliğini hissettim. Hastalanmıştı, ilâçlarını da biz alıyorduk zaten. Neredeydi Laki? İçime bir hüzün çökmüştü ki sahiplerinin Lakiyi başka bir adaya götürüp terk ettiklerini öğrendim. İçim daralmıştı. Deniz kenarında oturduğum bir anda, aniden toparlanıp vapura bindim. O adaya gittim, faytonla Lakiyi aradım. Faytoncular hikâyeyi öğrenince, “Ablam, yabancı bir köpek girmiş adaya, herkese saldırıyor, avcı çağırdılar, vuracaklar hayvanı.” dediler. Doğru karakola gittim, durumu izah ettim, hayvanı sahipleneceğime ve götüreceğime söz verdim.

Ertesi gün tekrar aramaya gittiğimizde, Laki kayıptı, kimse onu görmemişti artık. Bu kez seslenerek aramaya başladık. Tesadüfen, deniz kıyısında, tanıdık bir ses duyunca Laki saklandığı yerden çıktı, kocaman cüssesiyle adeta şahlandı ve dost insana sıkıca sarıldı. Birkaç vicdanlı insan da bu aramaya katılmıştı, Lakiye bir kova su ve yiyecek verdiler. Lakinin bizim adaya dönüşü muhteşem oldu. Veterinere de götürdük onu, kulağındaki yarayı tedavi ettirdik. Laki bahçede kalıyordu. Mutluydu.

Sonbaharda, bir sabah Lakinin iki kulağının kesildiğini gördüm. Nihayet Lakiyi götürüp bir hayvan barınağına bırakmışlar. Bu durumda, söylenecek, yazılacak ne kaldı ki? Ben de barınakları dolaşıp Lakiyi arayamadım.

Acaba, kızdı mı bana Laki? Ama ne yapabilirdim ki?