Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Sahi ne oldu bize...

23 Ağustos 2016, Salı - 14:16
Balık istifi gibi üst üste yolculuk ettiğimiz, bitmek bilmeyecekmiş gibi gelen bir saatlik vapur yolculuğu sonrası, ayağımı ada toprağına basmamla değişiyor modum.
Derin bir ohhh çekiyorum. Hep böyle olur. Şehrin kalabalığından, gürültüsünden uzaklaşıp adaya vardığım an, ölü gibi yorgun bile olsam mutlu hissederim. Hiçbir şeyin eski tadı olmadığı gibi burası da değişti. Adaları ziyaret eden kitle de aynı değil, adım başı karşımıza çıkan akülü bisikletler ve kiralık bisikletlerle ilk kez tanışıp türlü akrobatik hareketlerle tehlike saçan günübirlikçilerle sokaklar da eskisi gibi tekin değil...
Yine de huzur bulduğum tek yer Kınalıada.
Nasıl olmasın ki? Burası köyüm, memleketim. Kendimi ait hissettiğim yer. Doğup büyüdüğüm, çocukluğumun, genç kızlığımın en güzel anılarını biriktirdiğim küçücük kara parçası. Arkamızdan atlı kovalarcasına telaşla, ite kaka ilerleyen, belkide artık kanıksamış olmam gereken ama bir türlü kabul veremediğim ziyaretçilerin dirsek darbeleriyle iniyorum vapurdan. Diyorum ya, ne adaya gelenler eskisi gibi zarif ne de ada eskisi gibi sakin.
Sahi ne oldu bu insanlara?
Yıllar geçtikçe daha medeni daha kibar olmasını beklerken yurdum insanının, tersine işliyor sanki zaman. Nereye kayboldu güler yüzlü, temiz pak giyinen, bir tatlı huzur almaya gelen o canım insanlar? Nasıl acınası bir kültür yozlaşması yaşıyoruz? Martıların, dalgaların sesini dinleyerek yolculuk etmek varken, davul zurnanın eksik olmadığı, çantalardan yayılan lahmacun, soğan kokularının ter kokularına karıştığı vapurlar ada vapuru olmamalı! Tüm olumsuzluklara rağmen yine de ohh diyorum birbirini itekleyerek sahile doğru ilerleyen kalabalıktan sıyrılır sıyrılmaz.
Oh diyorum demesine de aylardır tarifsiz bir endişe var içimde. Kızım biraz daha büyüyünce temelli yerleşme hayalini kurduğum, şu dünyadan göçüp gittiğimde, aynı aile büyüklerim gibi buradaki mezarlığa gömülüp hiç kopmamacasına, bir parçası olmayı arzu ettiğim yegane yer Kınalı. Ya tüm bu sıradan hayallerim gerçekleşmezse? Ya babaannem, dedem gibi hasret yumarsam gözlerimi adaya? Ruhum kaldırmıyor artık terörü, tecavüzleri, yolsuzlukları, haksızlıkları, ölümleri. Aynı havayı solumakta olduğum insanları tanıyamıyorum. Kim bu kaba saba adamlar, nerden geldiler? Ya sonunda pes edip çekip gitmek zorunda kalırda ayrı düşersem toprağımdan? Endişeliyim, huzursuzum gidişattan. Kutuplaşmalardan, ötekileştirilen, birbirine diş bileyen, kabalaşan halktan korkuyorum. İşte bu düşüncelerle, içim titreyerek yürüyorum iskeleden evime doğru. Bir yanım ohh derken bir yanım offf diye isyanlarda. Ohh Kınalı offf Kınalı... Off Türkiyem offf...