Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Bizim Dünyamız
İshak Alatonİshak Alaton

Sadece yaşamak yetmiyor...

13 Ağustos 2013, Salı - 13:21
Kelimeler ve Ben

İnsanın sürekli tekrar ettiği, tutunduğu kelimeler vardır. Onların rehberliğinde düşünür, fikir yürütür ve mevcut şartlarla yüzleşir. Aslında bu türden yüzlerce kelime dönüp duruyor aklımda, ama aralarından seçilen, özel bir tanesine rastlıyorum...SAYGINLIK...
Uzun engebeli, yokuş yukarı bir yaşam boyunca öğrendiğim ve ön planda gördüğüm hedef benim için hep saygınlık oldu.
Bir miktar para kazandıktan sonra, daha fazla para sahibi olmanın çok önemli olmadığına kanaat getirdim. Hemen ardından da, bunun yerine  “hayat boyu mücadelemin ne için olacağı” sorusu ile yüzleştim.
Sorunun yanıtı ise “saygınlık” oldu.
Hiç bir insan yeteri kadar saygın olamaz, diye düşünürüm. İnsan hiçbir zaman yeteri kadar saygın olamaz  ilkesinden hareket ettim.
Onun için hep saygınlık aradım.
Başka kelimeler de var...
Örneğin “dostluk”.
Dostlukla ilgili önemli bir prensip edindim.
Yanılmıyorsam İbn-i Sina ile ilgili bir kitapta okumuştum ve bir kenara not almıştım:
“Dostuna mesafeli davran, bir gün düşmanın olabilir. Düşmanına hoşgörülü davran bir gün dostun olabilir”
Bana karşı önyargılı ve olumsuz yaklaşan birçok insan, zamanla, beni tanıdıkça, yakın dostlarım oldular.
Bir diğer kelime “düşünce”.
Düşüncenin sınırları yok. Zaten hayat dediğin bir düşünce sinsilesidir. Düşüncenin yaşamak olduğu gerçeği son derece açıktır. Hayatın özü düşünmektir.  Düşünme kabiliyetidir ki insanı pek çok  varlıktan ayırırken, düşünmenin verdiği kudret de yaratıcılığı ortaya koyar. Ben bunu maddiyat olarak düşünmedim...
Ve bir kelime daha “güç”.
Ben üç türlü güç görüyorum: Fiziki güç, maddi güç ve düşünce gücü.
İlk ikisi ile hiç bağım olmadı hayat boyu. Bir miktar parasal gücümün olması, onu kullanmamı gerektirmez. Ama düşünce gücü, bana göre en vazgeçilmez, en saygın güçtür. Düşünce ile insanlara güçlü olmanın mesajını verebilirsin.
Sadece düşüncelerinle hem de...
Bana göre asıl ve kalıcı güç düşüncededir.

SADECE YAŞAMAK YETMEZ

Kişi kendi düşüncelerini sürekli doğru kabul eder. Ben farklı davranmaya çalışırım. Yaşamım boyunca üstesinden geldiğim olumsuzlukların da birikimi neticesi, düşüncelerimi ve gerçeklerimi hep sorgularım.
Diyorum ki,  dünün gerçekleri dünde kaldı. Bugünün gerçekleri farklı olabilir. Çoğu zaman da farklı olduğu belli olur. Çünkü bugün ki, dış şartlar düne göre değiştiler. Bu durumda bugüne uygun gerçekleri dile getirmek gerek. Felsefe ustası Frederiçh Nietzsche’nin de dediği gibi, “hiç bir zaman fikir değiştirmeyen iki tür insan vardır. Ölüler ve deliler”.
Yaşayışımın ve düşüncelerimin, aynı zamanda topluma da bir mesaj mahiyetinde olabileceğini idrak ediyorum. Onun için benim bir misyonum var, bu topluma daha iyi olma yolunda mesajlar vermek.
Yaşarken iyi şeyler yapmak ve geride insanlara faydalı şeyler bırakmak yok olmaya karşı bir çabadır.
İnsana ve tabiata karşı sorumluluk duymak ahlaki bir tavırdır.
Ahlak her yerde aranır.
Ahlaklı insan, sorumluluk bilinci yüksek insan demektir.
Sorumluluk...
Kime karşı sorumluluk?
Çiçekten böceğe kadar, tabiattan insana kadar. Herşeye karşı sorumluluk ve elbette kendine karşı sorumluluk. Zamanın idrakine varıp hayatı ısraf etmemek...
Herkesin iyiliğini ve hazurunu istemek ve bunun için çalışmak.
Biraz kendinden vazgeçebilmek, zevklerini asgariye indirebilmek, sade yaşabilmek...
Mesela kırk yıllık bir arabayla da mutlu olabilmek...
Gerçek ihtiyaçlarla sınırlı bir hayat yaşayabilmek...
Ahlak bizde bir ömür boyu geçerliliğini yitirmesin ki insan istikamet bulabilsin.
Gösterişli bir hayat yerine neden insanı kendine yabancılaştırmayan daha sade bir hayatı tercih etmiyoruz?
Çünkü istesek de bu belli bir olgunluk ve bir takım şeylerin üstesinden gelmeyi gerektiriyor.
İşte ahlak burada da lazım.
Ahlak seni daha mantıklı ve daha sade bir yaşam tarzına götürür ve sende arınma duygusu gün gün büyür...
Artık biliyorum, “sadece yaşamak” insana yetmiyor.

İshak ALATON

Bizim Dünyamız, Temmuz 2013 Sayı 98