Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Sadece bir telefon bir mesaj...

27 Ocak 2015, Salı - 22:38
Haftasonu uzun yıllardır bir araya gelip derin sohbet edemediğim gençkızlık arkadaşlarımla buluşup çok keyifli saatler geçirme şansını yakaladım.Nasıl güzeldir gençlik yıllarında, tamamen saf duygularla kurulan dostlukların tadı. Onca yıl sonra sanki hiç ara verilmemiş gibi birbirini koklayarak öpüp, sımsıkı sarılarak, el ele tutuşup canlarının gözbebeklerine bakarak konuşmanın değerine paha biçilebilir mi?
Biçilemez tabii.
Kahvaltı sonrası kahvelerimizi yudumlarken, 87-89 senelerinde çıtır yaşlarda olduğumuz döneme ait resimlerimizin olduğu albümü çantamdan çıkarıp sürpriz yaptım kızlara. Hepimizin ağzı kulaklarında "Ayy saçıma bak, aaa pantolonum rezalet, hatırladınız mı burası neresi?" yorumları arasında, yüzlerimizde kocaman birer gülümseme ile, zamana yolculuk yaptık...
Şimdi evde keyif kahvemi yudumlarken o yıllara döndüm yine.  16-18 yaşlarında olduğumuz seneler, mekan Kınalıada. İskeleye inilecek tayfayla buluşmaya. Önce telefon trafiği yaşanır, ne giyeceğimize karar verilir. Jean mi, etek mi, elbise mi? Önemli konular bunlar! Kıvırcık ve kabarık saç moda. Başını eğip tersten fön makinesini tutacaksın ki, iyice kabarsın aslan yelesi gibi. Tüm gün güneşlenmekten tenler bronzlaşmış, yanaklar pembeleşmiş. Makyaj yapmaya izin yok henüz, gözlere hafif kalem çekmek ve ruj sürmek mümkün hafta sonları.
Günlerden Cumartesi ise, değmeyin keyfimize. Önce Akasya'daki Platinium Disco'ya gidilecek, saat 2'den sonra ise iskeleden kalkan motorlara atlanıp, adanın arkasındaki Kamo's'a...
O yaşlarda içki filan içebildiğimiz de yok. Elimizde birer kadeh Archers Likör, havamızdan geçilmiyor. Platinium'da genelde arkadaşlar DJ'lik yapıyor, hit parçalar eşliğinde dans ediyoruz "Aciiiddd" ...
Kamo's'a geldiğimizde sahilde ateşler yakılmış, muazzam bir manzara karşılıyor bizi. Her hafta sanki ilk kez görürcesine ambiyansı, heyecanlanıyoruz. Belli bir saatten sonra slow çalıyor DJ Kamer. Kalbimiz ağzımızda bekliyoruz, hoşlandığımız çocuk dansa kaldıracak mı bizi?
Aramızdan tren geçecek mesafede, mutluluktan uçarak ama tabii ki partnerimize belli etmemeye çalışarak dans ediyoruz. Sabaha karşı 4-5 olmuş saat, hiç gidesimiz yok ancak motorlara doluşup adanın önüne geçiyor, evlerimize dağılıyoruz. Herkes tanıdık, yabancı yok.
Ertesi sabah kulübe gittiğimizde önceki gecenin kritiği yapılıyor. O zamanlar güneş bile daha parlak, deniz bile daha temiz aynı bizler gibi...
Düşününce bir kez daha şükrediyorum, tek derdimizin akşam ne giysek olduğu o yılları tadına vararak yaşama şansına sahip olduğum için. Bunca sene sonra hiç değişmeyen sıcaklıkta dostluklar kurabilmiş olmanın mutluluğu sarıp sarmalıyor içimi...
Birkaç hafta sonra, aramızdan biri, yaşamını ailesiyle birlikte başka bir ülkede devam ettirmek için göç edecek buralardan. Tüm güzel dileklerimi yolluyorum ona. Yolun açık olsun arkadaşım. Sakın unutma; sadece bir telefon, bir mesaj uzaklığındayım sana...