Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Yollardan
Sarper SesliSarper Sesli

Rwanda ve Gümüş Sırtlı Goriller

09 Şubat 2011, Çarşamba - 17:29

Rwanda ve Gümüş Sırtlı Goriller
2009 Mayıs Afrika kıtasının en büyük turizm fuarı olan Güney Afrika nın Durban şehrinde yapılan Indaba dayım. Uzun süredir yapmayı düşündüğüm Rwanda “Goril Safari” organizasyonu için doğru kontakları kurabileceğim tek yer. 4 gün boyunca yaptığım araştırmalardan sonra bu tur ile ilgili öğrendiğim bazı şeyler beni çok şaşırtıyor. Goril safari izni dünyada ki en pahalı izinlerden bir tanesi. Yaklaşık 500 $ olan bu izinden tüm dünya genelinden her gün sadece 36 kişi faydalanabiliyormuş. Bunu duyduğum zaman hemen izinlerden 4 tanesine talip oldum ve bana verilen gün Ağustos sonuydu. Türk turist için yeni bir ülke olsa da Amerikalı ve İngilizler için popüler ülkelerden bir tanesi olduğunu öğreniyorum. Hiçbir hayvanat bahçesinde bile göremeyeceğiniz gümüş sırtlı (Silver Back) gorilleri görmeyi kafama koymuştum. Benimle birlikte bu tura Türkiye den katılacak olan arkadaşlarım İrem, Esra ve Didem de aynı şekilde bu sürenin nasıl geçeceğini düşünmeye başlamışken, bende Rwanda organizasyonu için çalışmalara başlamıştım. Az günümüz vardı, uzun mesafeler uçulacaktı ama bunların hepsine deyecek bir deneyim yaşayacağımızın farkındaydık hepimiz. Rwanda ya olan merakım açıkcası “Gorillas in the Mist” Sisteki goriller filmini seyrettiğim günden sonra artmaya başladı. Dünya da sadece 600 tane kalmış olan gorillerin neslinin tükenmesini önleyen ve Rwanda da isminin geçtiği her yerde büyük saygı gören Amerikalı araştırmacı Dian Fossey sayesinde birçok insan gibi bizde bu eşsiz muhteşem deneyimi yaşayabilecektik.
Dian Fossey 1966 yılında goril davranışlarını incelemek için Kongo (Eski Zaire) ye gönderilmiş fakat iç savaş yüzünden sınır dışı edilerek tüm çalışmalarına 18 yıl boyunca Rwanda da devam etmişti. 1970 yılında Peanuts adlı goril Dian Fossey nin eline dokunduğunda bu ilk insan ve goril kontağı olarak kayıtlara geçmişti.
Üç aylık süre geçmiş ve gitme vakti gelmişti. Rwanda nın başkenti Kigali de 4 gün boyunca 4x4 bir araçla rehberliğimizi yapacak olan Robert la buluştuk.
Otelimize yerleşir yerleşmez ilk durağımız olan Kigali de ki Soykırım müzesi oldu. Rwanda deyince bir çok insanın aklına 1994 yılındaki soykırım gelir. 100 gün içerisinde hükümet destekli hutu militanları 1 Milyon civarında tutsi ve tutsi sempatizanı hutuları katletmişlerdi. Bu soy kırım dünyada ki en kısa sürede en fazla insanın öldüğü savaş olarak kayıtlara geçmişti. Artık Tutsi ya da Hutu şeklinde bir ayrım yok Rwanda da.
Müze ziyaretinden sonra kısa bir şehir turu ve güzel bir yemek. Rwanda da yemekler gerçekten lezzetli ve çok taze, sadece siparişi verdikten sonra biraz sabırlı olmak gerekiyor? günü güzel bir yemekle bitirip otelimize dönüyor ve ertesi gün yapılacak olan Golden Monkey turu için hazırlanıp erkenden yatıyoruz. Sabah 5 gibi Robert bizi almaya geliyor ve yola çıkıyoruz. Yaklaşık 3 saat sürecek yolculuk sırasında muhteşem muz tarlaları ve Kahve ağaçlarını içinden geçerken burnunuza gelen kokunun güzelliğini tahmin etmeyi sizlere bırakıyorum. Yola çıkalı 2 saat olmuştu ki bir sürü insanı kafasında ya da bisikletin üzerinde yüzlerce muzu taşırken görüyoruz ve sonradan Robert ın bize söylediği, Şehir merkezinde kurulan pazara muzları satmak için götürdükleri. İnsanların yürüdükleri yolun oturdukları köyle doğru orantılı 20-40 km arası olduğunu öğreniyoruz.
Virunga Volkanik milli parkına geldiğimizde. Bizi gezdirecek olan rehberlerimizle tanışıyoruz ve ön bilgilendirmeden sonra Golden Monkey turuna başlıyoruz gerçekten çok keyifli ve eğlenceli bir tecrübe oluyor bizim için. Sık bambu kamışlarının olduğu bir orman içerisinde çok hızlı hareket eden maymun fotoğrafı çekmenin çok gerekli olmadığını seyretmenin daha az yorucu ve keyifli olduğuna karar veriyoruz?.
Yaklaşık 2 saat süren tur bittikten sonra ilk buluşma noktamıza geri dönüyoruz. Kahve sevenler için Rwanda bir cennet diyebiliriz. İçmek istediğinizde gözünüzün önünde yeşil kahve tanelerini kavurup öyle ikram ediyorlar. Tur sonrasında yorgunluğumuzu atmak için güzel birer kahve içmeyi ihmal etmiyoruz.
Bir sonraki durağımız Ruhengeri şehrinin kuzey doğusundaki Twin Lakes (İkiz göller) e Burera ve Ruhondo ya gidiyoruz. Aralarında 1 km lik bir kara parçası olan bu eşsiz güzellikteki ikiz göllerin arka planında fotoğrafı daha da büyüleyici hale getiren virunga dağ zinciriyle bir bütünlük sağlarken gözümüzü alamıyoruz kısa bir süre de olsa sessizlik ve şaşkınlık yaşıyoruz.
Bu ülkenin eşsiz güzelliklerini tarif etmek için halk arasında şöyle denirmiş. “Tanrı gündüzleri dünyayı gezdikten sonra akşam olduğunda uyumak için Rwanda ya gelirmiş”
Güzel bir akşam yemeğinden sonra ertesi günkü esas aktivitemiz olan Goril safari için hazırlıklarımızı yapıp yatıyoruz.
Sabah 07:00 de kayıtlarımızı yaptırmamız için Milli Park ın girişinde hazır bekliyoruz ve çok heyecanlıyız. Goril safari ile ilgili dikkat edilmesi gereken kurallar bizlere anlatılıyor. İki sebepten dolayı 7 metrelik güvenlik mesafesinin aşılmaması gerekiyor. Birincisi gerçekten güvenliğiniz için, ikincisi olası hastalıkların hayvanlara geçmesini engellemek amaçlı hatta çok hastaysanız safari ye alınmayabilirsiniz. Bu konuda çok hassaslar.
Rehber konusunda çok şanslıyız bize Dian Fossey nin zamanında taşıyıcılığını yapmış bir rehber düşüyor ve başlıyoruz sorulara tabii ki de. Gerçekten çok ilginç ve bilgili bir rehberle goril safari yapacağımız için şanslıyız. Yola çıkmadan önce bize bildiği dilleri sıralamaya başlıyor. Kinyerrwanda (yerel dilleri), Fransızca, İngilizce ve Gorilce? evet yanlış duymadınız bizde aynı şeyi düşündük hatta hepimizin yüzünde bir tebessüm oluşmadı değil, ön yargılı olmamaya çalışarak gorillerle karşılaşacağımız anı beklemekten başka şansımız yoktu…Yanına gideceğimiz Sabyinyo ailesi ile bilgileri bizle paylaşmaya başladığında sessizce dinlemeye başlayarak sorularımızı hazırlıyoruz.
Dağ gorillerinin sayıları bugün sadece 600 civarı. Bunların 300 kadarı Rwanda sınırları içinde 1600- 4000 metre arasında sık bambu kamışlarının olduğu yeşillik alanlarda yaşıyorlar. Goriller, maymunlardan sonra insana en yakın memeliler. Yaşam süreleri 40-50 sene kadar, erkekler olgunluğa 16 yıl civarında, dişileri ise 9 yaşında ulaşıyorlar. Erkek goriller 15-17 yaşına eriştiğinde sırtları beyazlıyor, bundan sonra gümüş sırt olarak adlandırılıyorlar. Sürülerin çoğunluğu bir gümüş sırt erkek ve birden fazla dişiden oluşuyor. Sürünün büyüklüğü genelde 5 ila 30 bireyle sınırlı . Sürünün lideri yine en güçlü gümüş sırt oluyor. Dişi goriller 100 - 120 kilo kadarken gümüş sırt erkekleri 160 - 220 kilo arasında. Yiyecek olarak ot ve meyveleri tercih ederken, nadir olarak böcek yedikleri de oluyormuş. Sürekli bölgelerini değiştirdiklerinden sabah çok erken saatlerde 2 tracker ( iz süren) rehber aileyi aramaya başlıyorlar. Sürekli rehberimizle telsiz temasındalar. Bizde yola çıkıyoruz yaklaşık 3 saatlik bir hiking bizi bekliyor. Kongo sınırına doğru önümüzde ve arkamızda Rwanda askerleri bize eşlik ediyor. Yürüdüğümüz güzergah üzerinde Fil, Buffalo, leopar gibi hayvanlara karşı temkinli gidiyoruz. Rehberimiz bizi zaman zaman durdurup Gorillerin nasıl beslendiklerini ve su ihtiyaçlarını karşıladıklarını gösteren egzersizlerde yaptırıyor. Hatta bizlere Gorilce bazı sesleri öğretmeye çalışsa da yola devam etmenin daha doğru bir karar olduğuna karar veriyoruz hepimiz?
Yürüyüş gerçekten keyifli ve heyecanlı geçiyor şeklinde aramızda konuşurken Gorillerin görüldüğü ile ilgili telsiz anonsu geliyor ve heyecanımız iki katına çıkıyor. 20 dk lık yürüme mesafesinde olduğumuzu öğrenince biran önce ulaşmak için tempoyu arttırıyoruz. Geniş bir alana geldiğimizde tüm üzerimizdeki çantaları orda çıkarıyoruz. Elimizde sadece fotoğraf makinelerimiz kalıyor ve yürümeye başlıyoruz.
İlk gördüğüm dişi goril uzun bir bambu kamışının üzerinde bizi karşılıyor derken hemen aşağısında Sabyinyo ailesinin fertlerini teker teker görmeye başlıyoruz. Dar, karanlık ve zor bir alanda karşılaştığımız için sabırlı davranıp fotoğraf makineme saldırmıyorum. Aramızdaki mesafe konum gereği zaman zaman 3 metreye kadar iniyor. Bu muhteşem hayvanları izlemek, onlarla aynı ortamda zaman geçirmek, Dian Fossey in 18 yıl Rwanda da kalma sebebini açıklıyor. Merakla beklediğimiz Gorilce ortaya çıkıyor. Çok uzun otların olduğu yerde oturan Gümüş sırtın fotoğraflarını daha iyi çekmemiz otları koparmaya giderken bir takım sesler çıkararak ona yaklaşıyor ve karşılığında da bazı cevaplar geliyor derken baya sohbet olmasa da anlaşmış olmalarının şaşkınlığını yaşıyoruz. Yıllarca bu hayvanların acımasızca öldürülmesi ve nesillerinin tükenme seviyesine gelmiş olması o dönem buna destek veren Afrika sömürgesi ülkelerle ilgili birazda olsa fikir sahibi olmanıza yetiyor.. .
Aile bir gümüş sırt, iki dişi, bir genç erkek ve üç yavrudan oluşuyor. Yavaşça beslenmek için daha açık alanlara geçmeye başlıyorlar ve fotoğraf makinesinin zamanı geliyor.
Yaklaşık 2 saate yakın sabyinyo ailesiyle geçirmiş olduğumuz zaman unutamayacağımız ve eşi benzeri olmayan bir deneyim olarak hafızalarda yerini alıyor.
Dönüş yoluna geçtiğimizde yol üzerinde tradisyonel bir köye uğruyoruz. Rwanda kralından, avlanmaya, geleneksel danslarından tamamlayıcı tıp formüllerine kadar baya bir bilgi topluyoruz ve kendimi tiyatral bir tanıtımın içerisinde Rwanda Kralı olarak buluyorum.
Kahvelerimizi yudumlayarak günün kritiklerini konuşmaya başladığımızda sertifikalarımız geliyor ve son gün kalacağımız Lake Kivu ya doğru yola çıkıyoruz.
Ülkenin bir ucundan diğer ucu yaklaşık 4 saat arabayla. Bu yüzden ulaşım çok zor değil. Küçük bir ülke olmasının avantajlarını yaşıyoruz. Yol boyunca Robert bizi farklı yollardan götürerek yerel köyleri de görmemizi sağlıyor. Lake Kivu Rwanda lılar için en popüler tatil bölgesi. Muhteşem bir göl manzarası eşliğinde 1 günümüzü orada geçiriyoruz ve ertesi gün İrem, Esra ve Didem Kenya aktarmalı İstanbul’a bende Cape Town a dönmek üzere dönüş yollarına çıkıyoruz.
Muhteşem bir Goril safarisi ile birlikte, Rwanda kötü geçmişi geride bırakmayı başarmış, güvenlik sorunu olmayan, her yerin tertemiz olduğu, Havalimanından içeriye plastik hiçbir maddenin alınmadığı dünyanın en çevre dostu ülkesi olan, güzel, misafirperver insanları ile görülmesi, yaşanması ve tecrübe edilmesi gereken bir ülke…

Sarper SESLİ