Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Rüzgara teslimim şu sıralar...

07 Aralık 2013, Cumartesi - 13:30
Yağmurun, her düşüşünde ritm vuruyor evren...
Hele bir de ayazsa, hele bir de gün devirmişse... Hızlıysa düşen damla, sokakta yürümenin ürkekliğinde, ıslanmamak için koşarsın...
Eğer bakıyorsan, bir cam kenarından, işte o zaman, griye dönmüş tablonun, güneş çarpanını beklersin.
Maviye dönsün diye.
Gece yağarsa ses verir, gündüz biraz daha kaybolur, ayak basmanın hışmında.
Gökyüzünün bulut savuranında, sis dağılır, rüzgarın dansında.
İstanbul, ıslak bu sıralar...
Yaprak kalmamış ağaç dalları, çıplak, çırılçıplak...
Kar bıraksa, beyaza bürünecek, Aralık yeni yıla az kala...
Sessiz yağar, lapa lapa, yağmur olup eritmezse...
Yeni yılın müjdesi şeklinde...
Takvim devirdi yazı, hatta az kala yılı...
Yağmur yağınca, ıslanırsın
Kar yağınca üşürsün...
İzleyiciysen olup biten her döngüye, yaşamamışsındır, yaşar gözükmenin olgusunda...
İçindeysen yağmurda iliklerine kadar ıslanıyorsan, karda üşümüşsen...
Ayaz parmak uçlarını sızlatmışsa, kıymetini bilirsin...
İşte o zaman, yabancı gülüşler ısıtmaz yüreğini..
Üşümüşlüğünde sarmışsan sıcağı bilirsin ne kıymetli olduğunu.
Anlarsın, uzaklığında kalmış kalp kırıklığının tamiri mümkün kılmadığını.
Sahte sarışların, sahte gülüşlerin...
Hem ıslandım, hem üşüdüm, hem ısındım..
İstanbul'a yağmur düştü, ahmak ıslatmadan...
Sarıldım sıcağa, titrekliğinde soğuğun...
Ne anlattıysa dinledim yağmuru, tane tane dökülürken...
*Güneş açacak" dedim
*Biliyorum ama daha var" dedi
"İyide güneşi beklemekte güzel" dedim
O öylece aktı...
Sabır yük olmuşsa omuzumda
Güldüm, *öğretiler yorgunluk veriyor, yarınlarda dinlenmenin güzelliği için."..
Diner gibi oldu, sonra yeniden hızlandı.
Rüzgara teslimim şu sıralar, bulut savuruyor döküleyim diye...
"Güneşli günlerde dökülsemde, gülümseteceğim...
Ama şimdi yağıyorum, yaza çıkacak ekinler için"...